İki gün evvel bu köÅŸede ülkemizin mevcut ama kullanılmayan potansiyel enerji kaynağı toryum konusunda bir derlemeyi, uzman bir arkadaşımın yardımı ile kamuoyuna sunmuÅŸtum.
Bu derlemeye iki adet bilinçli ve uzman okur mektubu geldi. Enerji bağımlılığının dünyanın hemen her ülkesini tehdit ettiÄŸi bugünlerde kullanmadığımız bir potansiyel enerji kaynağının varlığı beni rahatsız etmiÅŸti. Okurlar da aynı noktadan hareket etmiÅŸler.
Birinci okurum, yazımda eksik olan bazı şeyleri eklemiş. Dedikleri aşağıda!
'Toryumla ilgili yazınızı büyük bir memnuniyetle okudum. Yazdığınız bilgiler gayet doÄŸru. Türkiye'nin toryum cevherlerinin deÄŸerlendirilmesi konusunda yazınızda eksik kalan yerleri doldurmak isterim.
1) Türkiye'deki toryumlu cevherin özelliÄŸi, kompleks yapıda olmasıdır. Yani cevherin içinde barit, fluorit gibi sanayide kullanılan 'majör' minerallerin yanı sıra, nadir toprak (rare earth) mineralleri denen bir grup mineral vardır ve bunların oranı toryumun yaklaşık 25-30 katıdır. Bu mineral grubu, içinde cerium, praseodym, neodym, lanthan, europium, ve benzeri 13 elementten oluÅŸan bir gruptur.Bu elementler ayrı ayrı veya ikili üçlü gruplar halinde, baÅŸta elektronik sanayii olmak üzere birçok yerde (minik flash memory'leri, mp3 çalarlarımızın minyatür kulaklıkları, cep telefonlarının birçok parçası, NiMH denen bataryalarda 'M' ile gösterilen elementler gibi yerlerde) hep bu 'nadir toprak grubu' elementler devreye girer. Ayrıca katalitik egzozlardaki 'katalizör' cerium'dur).
Bu elementlerin inanılamayacak kadar ileri teknolojik ürünlerde kullanım yeri bulunmaktadır. Åžimdi bizim toryum cevheri dediÄŸimiz cevherde, bu elementlerin toplam rezervi yaklaşık 7 ila 10 milyon ton kadardır.
2) Söz konusu cevher yatağı yasa gereÄŸi 'Eti Maden İşletmeleri Gen. MüdürlüÄŸü'ne' aittir. Onlar da bu cevheri deÄŸerlendirebilmek için bir ÅŸeyler yapmak istiyorlar. Tek başına toryumun çıkarılması yeterli olmuyor, çünkü bugün toryumun ne Türkiye'de ne de dünyada bir alıcısı vardır. Onun için bu cevher, yıllardır, deÄŸerlendirmeyi bekler.
3) 2002'den sonra bu cevherin içindeki toryum dışı mineralleri (yukarda zikrettiÄŸim, barit, fluorit ve özellikle nadir toprak elementler) kazanmayı öncelikli hedef olarak alan, bu arada toryumu da 'yan ürün' olarak çıkaran bir proje gündeme geldi. Bu öneri uygun bulunarak TAEK, Eti Maden ve MTA arasında 'toryumlu kompozit cevherin deÄŸerlendirilmesi' baÅŸlığı altında ortak bir projeye dönüÅŸtürüldü.
4) Bir ekip 2.5 yıl çalışarak (MTA barit ve fluoriti ayırmıştı) nadir toprak elementlerin bir kısmını ve 'TORYUMU' gayet verimli ve saf olarak ayırmayı baÅŸardı. Esas ticari deÄŸeri olan nadir toprak elementler satılabildiÄŸi takdirde, toryumun maliyeti de inanılmaz derecede düÅŸük oluyordu.
5) Projenin birinci aÅŸaması tamamlandı (2005), ön fizibilite raporu da çıktı. Ancak 2. aÅŸama olan pilot tesis aÅŸamasındaki çalışmaya bir türlü geçilemedi!
6) Bir baÅŸka önemli bilgi de Norveç'in de kendisinde bulunan toryum rezervinden dolayı 'toryum kullanan nükleer güç programına' hazırlandığıdır.
İkinci okurum da önemli bir bakış açısından hareket etmiÅŸ! O da ne diyor?
'Size toryum makaleniz için teÅŸekkürlerimizi sunarız. Toryum ve nükleer hakkında yazı kaleme alırken bilimsel içerikli tercihinizden dolayı sizi ayrıca kutlarız. Ülkemizin nükleer enerjiye geçiÅŸinde yaÅŸanan gecikmeden ve kamuoyunda biriken 'nükleer karşıtlığından' dolayı en çok üzüntü duyan kesim elbette konunun birinci dereceden sorumluları olan fizik ve nükleer mühendisleridir. Yıllardır medyada yaÅŸanan konu hakkındaki pek doÄŸru olmayan haberler, sade vatandaÅŸta, nükleer enerji ve radyasyona karşı ciddi bir kararsızlık doÄŸurmuÅŸtur.
Nükleer teknoloji konusunda birinci dereceden sorumlu fizikçi ve nükleer mühendisler yerine genelde ikinci ve üçüncü dereceden sorumlu mühendislik dalındaki kiÅŸilerin medyada hakim olmaları, böyle 'bilimsel' bir konuya 'ideolojik' ya da 'duygusal' açıdan yaklaÅŸanların prim yapması, bizlerin yıllarca etkin olmasını maalesef engellemiÅŸtir. Bu durum ise halkımız üzerinde kuvvetli bir 'mahalle baskısı' misali, anti-nükleer hareketin doÄŸmasına, hatta konu uzmanlarının ifadesi ile bir nükleer enerji ve radyasyon paranoyasının oluÅŸumuna neden olmuÅŸtur. Ocak 2006 tarihinde 100'ün üzeri fizikçi ve nükleer mühendisin katılımı ile baÅŸlayan hareket daha sonra üniversitelerimizdeki birçok Prof., Doç., asistan ve öÄŸrencinin katılımı ile geniÅŸlemiÅŸtir. Böylece ülkemizin ilk nükleer bilgi platformu olan 'NükTe - Nükleer Teknoloji Bilgi Platformu' oluÅŸmuÅŸ ve birçok farklı kesimlerden uzmanların katılımı ile büyümüÅŸtür. Ancak unutulmamalıdır ki 92 karşıt grubun mevcut olduÄŸu bu alanda çalışmak hiçte kolay deÄŸildir.
Bu amaca uygun olarak www.nukkte.org adresinde halkımızı anlaşılabilir düzeyde bilgilendirmek amacı ile, bir WEB sitesini devreye alarak konuyu bilimsel olarak anlatmayı sürdürmekteyiz. WEB sitemizde, nükleer makaleler menüsünde üyelerimizin küçük bir kısmını tanıma ve onlara ait makaleleri ve bazı aydınlatıcı kitapları okuma imkanı da mevcuttur.'
Konunun önemli olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm için bu sütuna aktardım. Ek bilgi elime geçtiÄŸi takdirde de yayınlayacağım.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.