Özgü Namal ve Aysun Kayacı gayet iyi eÄŸitimli iki kız arkadaÅŸtır. Tatile çıkma planları vardır. Özgü yakında, uluslar arası satış içinde baÅŸarılı bir genç olan Ozan Güven ile evlenecektir. Ozan iÅŸi olduÄŸu için İstanbul'da kalır; Özgü ile Aysun Napoli'ye, tanıdıkları entelektüel bir çiftin (Türkan Åžoray ve Haluk Bilginer) evlerine yaz tatilini geçirmek için giderler. Bu arada İtalyanca da öÄŸreneceklerdir...
Napoli'deki muhteÅŸem villaya yerleÅŸmelerinin hemen ertesinde bir sergide 'bohem' ressam Cem Özer ile karşılaşırlar. Sergi sonrası, kızlar karınlarını doyurmak için soluÄŸu bir restoranda aldıklarında, bir de ne görsünler, Cem de orada... ArkadaÅŸlarıyla muhabbet etmektedir... Bir süre önce, kendisi gibi ressam olan, ancak kıskançlık krizleri geçirdiÄŸi için kendisini öldürmek isteyen eÅŸinden (Meltem Cumbul) yeni ayrılmış olan Cem, yemeÄŸin bir yerinde kalkar; iki kızın yanına gelir ve onları kendi kullanacağı özel bir uçakla Santorini adasına iki günlük bir gezintiye davet eder. Hem çevreyi gezecekler, hem de üçü birlikte aÅŸk yapacaklardır. Teklif budur. Özgü nazlanır. Aysun ise teÅŸnedir (mütemayil, yatkın, yollu). Sonunda Cem her iki kızı da uçaÄŸa atmayı baÅŸarır. Santorini'de Cem tam Aysun'u götürecekken (!), zavallı kızın ülseri tutar ve mide aÄŸrıları içinde kıvranarak kendisini yataÄŸa zor atar. Özgü ise biraz önce müstakbel eÅŸiyle sevimsiz bir telefon konuÅŸması yapmıştır. Biraz da içkinin etkisiyle, açık havada iyice büyüsüne kapıldığı Cem'in kollarının arasına kendisini bırakır...
Sonrasında Cem'in Aysun'a yakınlaÅŸtığını görürüz. Aysun da Cem'e yükselmektedir zaten. Cem, yakında evlenecek olan Özgü'yü daha fazla oyalamak istememekte ve ondan uzak durmaktadır. Aysun'a müstakbel eÅŸine dönmekten baÅŸka bir seçenek kalmamıştır. Bu arada Ozan Napoli konsolosluÄŸumuzda kıyılacak bir sürpriz nikahın bütün hazırlıklarını yapmıştır. Kalkar Napoli'ye gelir... İyice yakınlaÅŸmış ve birlikte yaÅŸamaya baÅŸlamış olan Cem ile Özgü çok mutludurlar. Fakat kendilerini bekleyen sürprizden habersizdirler. O da ne?.. Bir gece aniden acı acı çalan bir telefonla uyanırlar. Hastaneden aranmaktadırlar. Telefondaki ses, Meltem'in intihar giriÅŸiminde bulunduÄŸunu bildirir. Aysun'u yatakta öylece bırakan Cem hastaneye koÅŸar. Gidecek yeri yurdu, kimi kimsesi olmayan Meltem'i elinden tuttuÄŸu gibi eve getirir.
Esas sürpriz ÅŸimdi gelecektir. Cem kızları tanıştırır ve döner Aysun'a durum raporu verir: 'Meltem'i öyle ortalıkta bırakamam. Bir süre bizimle birlikte yaÅŸayacak!' Önce bir miktar huysuzluk yapan Meltem sonra yavaÅŸ yavaÅŸ Aysun'a yakınlık duyar. Bu yakınlık giderek 'ısınmaya' ve ısınma da nihayet 'yangın bir aÅŸk'a dönüÅŸür. Cennet gibi eski Napoli tarzı evde Cem, Aysun, Meltem 'üretken' ve 'seviÅŸken' bir hayat sürmeye baÅŸlarlar. İkisi resim yaparlar. Aysun fotoÄŸraf sanatının derinliklerini keÅŸfeder.
Bu arada diÄŸer iki kadın kocalarıyla pek mutlu deÄŸillerdir. Türkan, ileride kendisi gibi piÅŸman olmaması için Özgü'yü kendi mutluluÄŸu adına arada bir Cem'le kaçamak yapmak konusunda ikna eder. Cem de o sırada zaten Meltem'i yine evden kovmuÅŸtur. Çünkü Aysun kafasını dinlemek üzere bir süre önce evden ayrılmıştır. Ve bu durum Meltem'de üretimsizliÄŸe ve sinir krizlerine neden olmuÅŸtur. Aynı üretimsizlik Cem için de geçerlidir. Yine kavgalar baÅŸlamış ve Cem dayanamayıp Meltem'i göndermiÅŸtir...
Yalnız kalan Cem, zaten istekli olan Özgü'yü eve 'atar'(!). Tam vuslat vukuu bulacağı sırada sevgililer silah sesleriyle irkilir. İkisini birden vurmaya yeltenen kiÅŸi tabii ki Meltem'den baÅŸkası deÄŸildir... Cem zar zor silahı Meltem'in elinden alır; ancak silahın patlamasına ve Özgü'nün elinden yararlanmasına engel olamaz. Özgü eve döndüÄŸünde Ozan'a bir yalan uydurur. 'İtalyanca öÄŸretmenim bana silah koleksiyonunu gösterirken kazayla patladı' der; Ozan da bunu yer.
Finale yaklaÅŸtığımızda, Özgü, Ozan ve Aysun İstanbul'a dönmek için hazırlanmaktadırlar... Filmin bundan sonrasını anlatmayacağım... Gerisini de bir zahmet siz izleyin..
Sorumu tekrarlıyorum: Yukarıdaki film Türkiye'de neden çekilemezdi?.. Çekilseydi de neden pek bir ÅŸeye benzemezdi? Neden aynı senaryoyu Woody Allen usta, Penolope Cruz, Scarlett Johansson, Rebecca Hall ve Javier Bardem ile İspanya'da çekince çok hoÅŸ bir film çıkıyor ortaya? Cuma günü Bersay İletiÅŸim Enstitüsü'nde (BİE) BahçeÅŸehir Üniversitesi ÖÄŸretim üyelerinden Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in 3 saat süren 'Ortak Ruhsal Åžekillenme, İletiÅŸimde Demografi ve YaÅŸam Tarzları' adlı muhteÅŸem konferansına katılmış olsaydınız, yanıtı küt diye yapıştırırdınız: 'Hedef kitlenin kültür ve deÄŸerlerindeki farklılık buna müsaade etmezdi... Bu filmi keyifle izleyeceklerin oranı da Türk toplumunda %7-8'i geçmez...' Dileyenler internetten 'www.worldvaluessurvey.org' adresine gider ve Hoca'nın da yıllardır Türkiye ayağını yürüttüÄŸü dünya deÄŸerler araÅŸtırmalarına bir göz atabilir; ya da bu konuÅŸmanın da içinde yer alacağı İletiÅŸimde Mükemmellik seminerleri kitabının yayınlanmasını bekler... O zaman belki dünyayı 'okumak' daha mı kolaylaşır?...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.