UÄŸur Gürses, Merkez Bankası'nda ve birçok bankada çalışmış deÄŸerli ve uzman bir yorumcudur. Ayrıca da dostumdur.
7 Ocak 2009 ÇarÅŸamba günü Radikal gazetesindeki köÅŸesinde 2008 yılı sonu itibarıyla Merkez Bankası bilançosuna bir yorum getirdi. Yorumu üç adımdan oluÅŸuyor. Son bölümüne yani üçüncüsüne katılmıyorum.
Birincisi, yıl başı, yıl sonu karşılaÅŸtırıldığında Merkez Bankası bilançosu yüzde 6.4 büyümüÅŸtü, bu dönemde yüzde 10 kadar yani daha büyük enflasyon olduÄŸundan bilançoda reel daralma vardı.
İkincisi, iç varlıklar da küçülmüÅŸtü, dolayısıyla döviz satın alarak YTL yaratma durmuÅŸtu, dolayısı ile Merkez Bankası parası büyüklüÄŸü de 2001 sonrasında ilk defa küçülmüÅŸ olmuÅŸtu.
Üçüncüsü, para talebinin ölçütü olan rezerv para büyüklüÄŸü ise yüzde 35 artmıştı. Merkez Bankası da 2001 yılından bu yana ilk defa likidite vermeye baÅŸlamıştı. Bunun arkasında bankaların Merkez Bankası'nda tuttukları mevduatın yüzde 63 artışı vardı. Bu da bankaların yılbaşı gecesi makyajı idi. UÄŸura göre bir gün öncesine baksak, rezerv paradaki yıllık artış sadece yüzde 14 olacaktı.Yani rezerv parada kayda deÄŸer artış olmadığı söylenebilirdi.
UÄŸur bütün bunlara bakarak 2009 yılında para politikasında yeni bir dönemin baÅŸladığı sonucuna varıyordu.
Biz UÄŸur Gürses'in yılbaşından bir gün öncesine bakın sözünü abarttık. Bir ay öncesine baktık. Kasımdan kasıma deÄŸiÅŸikliÄŸi inceledik. 28 Kasım 2008 bilançosu ile 30 Kasım 2007 bilançosunu karşılaÅŸtırdık. UÄŸur ile ayni deÄŸiÅŸkenlerde yıllık analizi yaptık.
Birincisi bilanço büyüklüÄŸü 106.7 deÄŸerinden 119.3 milyar deÄŸerine gitmiÅŸ. Bu yüzde 11.8 artış demek, yani enflasyondan hafifçe büyük bir artış. Yani çok büyüme yok!
İkincisi, Merkez Bankası parası büyüklüÄŸü 2007 Kasım ayında 51.8 milyar YTL iken 30 Kasım 2008 tarihinde gene 51.8 civarında kalmış. Nominal artış yok, yani enflasyon göz önüne alınırsa reel daralma var demektir. Bu daralma aslında (nominal ve reel olarak) Merkez Bankası para politikasının deÄŸiÅŸtiÄŸi Mayıs 2008 ayından bu yana sürmektedir. Burada da parasal büyüme yok!
Ancak üçüncü olarak rezerv paraya bakıyoruz. Burada 38.8 milyardan 56.9 milyara büyüme var. Yani yüzde 46.6 büyüme. Bu piyasadaki likiditede ciddi boyutta reel artış demek. Bankaların mevduatı ise 12 milyar YTL'den 23.5 YTL deÄŸerine yükselmiÅŸ. Bu da yüzde 96 artış. 2007- 2008 yıl sonu karşılaÅŸtırmasından çok daha yüksek bir Kasım 2007-Kasım 2008 bankalar mevduatı artışı. Yani rezerv parada çok kayda deÄŸer bir artış mevcut!
Yani eÄŸer bankalar bilançolarında bir yılbaşı makyajı yapmışlarsa, bu makyaj, Merkez Bankası'ndaki mevduatı Aralık 2008 sonunda artırarak yapılmamış. Tersine Merkez Bankası'ndaki mevduat altıncı ve yedinci ayda 19 milyardan yüksekmiÅŸ. Ekim ve kasım aylarında da 23 milyardan yüksekmiÅŸ. Yani bu en az altı aydır gerçekleÅŸen bir deÄŸiÅŸiklik. Yılbaşı makyajı olarak mevduatı yüksek gösterme yok. Tersine yıl sonuna doÄŸru birkaç ay peÅŸ peÅŸe bankaların Merkez Bankası'ndaki mevduatı yüksek durmuÅŸ.
DeÄŸiÅŸen, esas vurgulanması gereken, 2007 Kasım ayında artı 13 milyar olan açık piyasa iÅŸlemlerinin Kasım 2008 tarihinde geldiÄŸi boyut. Yılbaşından mayıs ayına kadar açık piyasa iÅŸlemleri 5 milyar civarında dalgalanan pozitif deÄŸerler sergilemiÅŸ. Yani Merkez Bankası likidite çekiyormuÅŸ. Mayıs sonrasında açık piyasa iÅŸlemleri sürekli eksi olmuÅŸ ve kasım sonunda eksi 5 milyar YTl deÄŸerine varmış. Yani açık piyasa iÅŸlemleri piyasaya kabaca net bakılırsa son bir yılda 10 milyar YTL boyutunda likidite enjeksiyonu yapmış. Ancak kamu mevduatı hep pozitif olduÄŸundan, yani likiditeyi geri içeri soktuÄŸundan, diÄŸer rezerv para büyüklüÄŸü esas piyasa likiditesi ölçüsü olarak alınmalıdır. Kasım 2007 tarihinde 13 milyar olan diÄŸer rezerv para büyüklüÄŸü, Kasım 2008 tarihinde eksi 5 milyar YTL'dir. Bu da çok büyük bir tersine dönüÅŸtür.
Özetle, bankalar yılbaşı makyajı olarak Merkez Bankası mevduatı tutmamaktadırlar. Tersine, bu tabir kullanılabilirse, yılbaşında makyaj silmiÅŸlerdir.
Merkez Bankası ise kontrolu dışındaki dinamikler bilançoyu ve Merkez Bankası parasını geniÅŸletmese de, rezerv parayı önemli ölçüde gevÅŸetmiÅŸtir, piyasaya likiditeyi saÄŸlamıştır.
Esas ilginç olan Merkez Bankası'nın iç talep zayıf ve enflasyon riski düÅŸük olduÄŸu ortamda, sermaye çıkışı olduÄŸu halde, son dönemde güçlü faiz indirimleri yapmış olmasıdır. Yani Merkez enflasyon düÅŸecek durumda olduÄŸu zaman faizi düÅŸürmektedir, sermaye çıkışı olan ortamda bile!
UÄŸur Gürses'ten bunu vurgulamasını, yani 'yüksek faiz düÅŸük kur' politikası olmadığının kanıtını vitrine çıkarmasını beklerdim.