Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Arkadaşınız yayın yönetmeni olunca

Yayın yönetmenliÄŸi görevinden ayrılınca kendi açımdan önemli gördüÄŸüm bir karar aldım. MesleÄŸimizde özellikle yazarlar arasında kıskançlık çoktur ve birbirimize sert laflar etmekten hoÅŸlanırız.
Ben de bu konuda pek masum deÄŸilim. Ama ben ani görev deÄŸiÅŸikliÄŸinin getirdiÄŸi kaçınılmaz travmatik insani ruh hali durumunu, kendimi daha iyi tavırlı bir yazara dönüÅŸtürmekte fırsat olarak deÄŸerlendirmekte kararlıydım.
Bu ancak, kendinize ve yıllardır oluÅŸturduÄŸunuz, kemikleÅŸmiÅŸ tepki verme mekanizmalarına karşı mücadele edilerek olabilecekti.
Çünkü bazı alışkanlıklardan kurtulmak maalesef öyle kolay olmuyor.
Mücadelemin en önemli boyutunu, yaptığı iÅŸi beÄŸendiÄŸim arkadaÅŸa, beÄŸendiÄŸimi ya direkt olarak ya da yazı yoluyla söylemek oluÅŸturacaktı.
Çünkü yazarlar arası polemiklerin verdiÄŸi negatif enerji ortamından ancak böyle kurtulabilecek ve pozitif enerjinin verdiÄŸi ivme ile kendi iÅŸime daha konsantre olabilip daha iyi yazılar yazabileceÄŸimi düÅŸünüyordum.
Anlayacağınız bu yeni tavrı sadece kendi egoist nedenlerim dolayısıyla almıştım. Nitekim aldığım bu kararı birkaç aydır uyguluyorum da...
Yıllardır telefon açmadığım meslektaÅŸlara telefon açıp yazısını ve haberini beÄŸendiÄŸimi söyleyip bir okur olarak teÅŸekkür ediyorum.
Bunun verdiği pozitif enerji beni nasıl mutlu ediyor inanamazsınız.
Ancak pazar günü bir ikilem yaÅŸadım. Fatih Altaylı'nın hazırlayıp sunduÄŸu, 'Teke Tek' özel programını çok beÄŸendim. Konusunun uzmanı olan Murat Bardakçı ile yaptığı sohbet bana sonsuz bir entelektüel haz verdi. Sonuna kadar dikkatle dinledikten sonra program bitince 'Haydi arayıp tebrik edeyim' dedim.
Ama sonra üzerimizden atmamız gereken bir ayrı mesleki deformasyon daha devreye girdi. Bu da bir tür 'Mahalle baskısı.'
Bir zamanlar aynı sayfada dönüÅŸümlü yazılar yazarak yazarlık macerasına atılmış olduÄŸum arkadaşıma 'Acaba yanlış mı anlaşılır?' korkusuyla telefonu bir türlü açamadım.
Bilgisine, entelektüel enerjisine hayran olduÄŸumu daha önce ikimiz de Hürriyet'te yazarken ifade etmiÅŸ olduÄŸum Murat Bardakçı'ya daha rahat telefon edebilirdim ama o saatte telefonunu bulabileceÄŸim kimse aklıma gelmedi.
Fatih yayın yönetmeni oldu ya; yeni gazete çıkaracak ya; onun gazetesine benim de gideceÄŸim söylentileri var ya; 'Acaba yanlış anlaşılır mı?' diye düÅŸünüp telefon etmekten kaçındım.
Bu yanlıştı... Bu tür düÅŸünce beni entelektüel tavırlarım açısından sakat bırakıyor. Ve bundan da kurtulmaya kararlıyım.
Bu tipik bir statü endiÅŸesi durumu. Alain de Botton'un kulakları çınlasın...
Statü endiÅŸesi, özellikle hayatlarını yazıya adamış olan insanları entelektüel açıdan gerçekten sakat bırakır.
ÖrneÄŸin; benim bu tür tavırları içimden hala atamamam, yazıya konsantre olmamı bile zorluyor. Çünkü yazıya tam konsantrasyon ve hayatı yazıya adamak insanın kendisine tam olarak güvenmesini ve birçok zayıflıklardan kurtulmuÅŸ olmasını gerektirir.
Küçük insanlara özgü gördüÄŸüm bu tavrı ve korkuyu içimden atmaya kararlıydım. Ve bunu da konuya bir yazıda konsantre olarak yapmanın benim için en iyi kurtuluÅŸ olacağını gördüm.
Onun için yanlış anlaşılırsa anlaşılsın, umurumda deÄŸil. Åžimdi açıkça söylüyorum iÅŸte: GündeliÄŸin ve rutinin dışına çıkarak bende müthiÅŸ bir entelektüel haz ve doyuma yol açan pazar akÅŸamki 'Teke Tek' özel programı için Fatih ve Murat'ı içten kutluyorum.
Programa katılan konuk ise yanılmıyorsam Erol Åžadi idi. Bu tür programlarda konuÅŸanlarının adının sıkça ekranda çıkmasının yararı büyük bence. Bu da küçük bir eleÅŸtiri iÅŸte... Konuk da programın çıtasının yükseltilmesine yardımcı oldu.
Fatih, programın kapanışında da bu tür programların gündem ile ilgili 'Teke Tek' programlarından daha fazla ilgi topladığını bildiÄŸini söyledi.
Bu ve benim kendi deneyimim bize okuyucunun, izleyicinin aslında neler istediÄŸi hakkında iyi ipuçları verir sanıyorum.
Okuyucu gündemdeki konulardan fena halde sıkılmış durumda. Yeni konulara ve yeni fikirlere aç neredeyse. Bu açlığını doyuracak ne bulursa ona koÅŸuyor.
Yazı ise okuyor, televizyon ise seyrediyor.
Bunu yazar arkadaÅŸların hepsi dikkate almalı, son yıllarda okuyucu nezdinde yıldızı parlamış olan yazarların yazı serüvenini de iyi incelemeliler.
Okuyucu farklı konuların farklı ve içi dolu bir ÅŸekilde ele alınmasını istiyor ve insanlık halini anlatan haberleri tercih ediyor. Ve tabii ki magazinin kaçınılmaz ağırlığı var.
Ben televizyonun yan odada açık olduÄŸu bir ortamda, diÄŸer odadaki genç kızların Bergüzar Korel ve Tan SaÄŸtürk hakkında bir haber verildiÄŸini duydukları anda televizyonun bulunduÄŸu odaya heyecan içinde koÅŸtuklarını gözlerimle gördüm ve bundan da gereken dersi çıkardım.
Yazacağım konu seçimimde o genç kızların heyecanı da yol gösterici olabilir diye düÅŸünüyorum.
Popüler olanı anlama heyecanı ve entelektüel alışveriÅŸ benim içimi gençleÅŸtiriyor, yazı yazma heyecanımı diri tutuyor. Ben sadece içimdeki arkaik takıntıları atarak ve yazıya tam konsantre olmamı saÄŸlayarak mutlu olabiliyorum .
(Dipnot: Yazıda bir satırda deÄŸindiÄŸim için konuya açıklık getirmek açısından söylemeliyim ki; benim gibi, Fatih gibi yazarlık açısından bir düzeye eriÅŸmiÅŸ insanların iÅŸ deÄŸiÅŸtirdiÄŸini ilk önce anlaÅŸtığımız patron ve geride bıraktığımız patronumuz duyar. Bu tür bir haberin onlardan bile önce kamuoyu tarafından duyulup öÄŸrenebilmesi mümkün deÄŸildir. Bilmem anlatabiliyor muyum?)

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3