Sık sık hatırladığımız gibi Peygamber Efendimiz Allah'a en çok ÅŸöyle yakarırmış: 'Allahım bana ÅŸeyleri (eÅŸyayı) olduÄŸu gibi göster.'
Susurluk, Ergenekon, derin devlet, en derin devlet, numaralı liderler, kim kimi nasıl yıpratıyor, yanlış istihbarat (misinformation), ters istihbarat (disinformation), kim vatanperver, kim vatan haini, küreselleÅŸme ulusalcılığa ne kadar ters, ulusalcılık küreselleÅŸmeye ne kadar engel, bu arada Kuzey Irak'ta ve Kıbrıs'ta neler oluyor, ekonomik krizin neresindeyiz, herkes her ÅŸeyi bu kadar çok biliyor olabilir mi?..
Gelin de Peygamber Efendimize hak vermeyin.
Allahım, bana ÅŸeyleri olduÄŸu gibi göster...
Bu nedenle daha uzun bir süre geç kalınmasını, müphemiyetin devam etmesine alet olunmasını eleÅŸtirmenin dışında yukarıdaki konularda herhangi bir ÅŸey yazmamaya, kelam etmemeye, kelam etmeyenleri eleÅŸtirenleri ve kelam edenleri de dinlememeye çalışıyorum.
Size de tavsiyem, aynı şeyi yapmanız.
Sanki benim markama tecavüz ediyorlar...
KOÇ'UN yıllarca emek verdiÄŸi en nitelikli markalarından biri de hiç ÅŸüphesiz Divan'dır... Belki 'iri' deÄŸil ama 'büyük' markadır Divan...
Benim de üzerimde önemli etkisi vardır... Onun için saldırıya uÄŸramasına hiç tahammül edemem...
Rahmetli Yener Süsoy (o zaman Hey dergisi yazı iÅŸleri müdürü idi) beni elimden tutup Berber Kemal'e götürmüÅŸtü... Dikkatinizi çekerim 'Kuaför Kemal' deÄŸil berber Kemal... O Berber Kemal ki (Allah rahmet eylesin), Ümit YaÅŸar'ın kendi hakkında yazdığı güzelim ÅŸiiri çerçeveletip duvarına asmıştı... AÄŸlayan çocuk posterini deÄŸil...
Hala onun ortakları olan ve sonraları Sürmeli'de kendi dükkanlarını iÅŸletmeye baÅŸlayan Mustafa ve İbrahim Bey'lere tıraÅŸ olurum... Dikkatinizi çekerim; bizler onlara hala kendi adlarıyla deÄŸil 'Bey' diye hitap ederiz...
Sonraları Attila İlhan'ı görmeye gittiÄŸimiz Divan Pastanesi, buluÅŸma yerimizdi. Ya Stella'dan ya da Divan'dan çikolata alır götürürdük eÅŸe dosta. Divan Bar ise biraz çekinerek uÄŸradığımız bir merkezdi. Bütün patronlar ve üst düzey yöneticiler oradaydı. 'Çarpılmak' istemezdik doÄŸrusu...
Åžu sıra yenilemek üzere yıktılar diye, 'konaklama ve beslenme' konusunda özel bir vaadin simgesi olan Divan markasını unutacak halimiz yok. O nedenle bir TOKİ projesi olarak sunulan Divan Residence Halkalı ilanını gazetelerde görünce bir tuhaf oldum. Önce bizim Divan sandım... Sonradan öÄŸrendim ki, bizim gibi pek çok kiÅŸi de öyle sanmış...
Buna fikir haklarının ve bu arada markanın aslanlar gibi savunulduÄŸu ülkelerde 'infringement' diyorlar. (Bir tür hakka tecavüz)... Koç'un bu durum karşısında ne hissettiÄŸini ne yaptığını bilmiyorum doÄŸrusu; ancak bende 'Markama tecavüz ediyorlarmış' duygusu yarattığı kesin...
GeliÅŸmiÅŸliÄŸin ifadesi...
BİREYSEL Emeklilik Sistemi'ni (BES) anlatan sektörel tanıtım filmi tek kelime ile harika... İş ve iletiÅŸim yönetimine biraz meraklıysanız mutlaka denk getirip izleyin.
Senaryo ne kadar yalın aslında: Adam apartmandaki dairesinin kapısını açar merdivenlerden aÅŸağıya bir metal para bırakır. Merdivenlerden aÅŸağıya tekerlek gibi dönerek inen para, açık bulduÄŸu sokak kapısından dışarı çıkar ve kent sokaklarında dolaşır. Bu arada çoÄŸalmaya baÅŸlar. Önce yüzler... Sonra binler... Kent içinde dolanarak ilk paranın çıktığı eve gelirler hep birlikte...
'Issız Adam' tadındaki (!) delikanlı kapıyı açar ve paraları içeri alır.
Mesaj da hiçbir kafa karışıklığına mahal vermeyecek derecede nettir: 'Ekonomik sorun falan dinlemez, paranız BES'te güvenle çoÄŸalır...'
Bu kadar çok baÅŸlı kuruluÅŸlara iÅŸ yapmak; buralara fikir satmak kolay deÄŸildir. O nedenle hem 'zor iÅŸveren rolünde' BES'e üye ÅŸirketlerin oluÅŸturduÄŸu Ortak İletiÅŸim Platformu'nun yetkililerini, hem de filmi hayata geçirmiÅŸ olan reklam ajansı Leo Burnett'i yürekten kutluyorum... Bir ülkenin geliÅŸmiÅŸlik kriterlerinden biri olan Bireysel Emeklilik Sistemi; ülkemizde henüz çocukluktan gençlik çağına geçmekte. Bakalım bu film, süreci hızlandıracak mı?