İstanbul Erkek Liseli kardeÅŸim, Amerikan Hastanesi'nin benim de uykularımın düzelmesine yardımcı olan hekimlerinden sevgili Sabri Derman e-posta'ya iliÅŸtirmiÅŸ. Büyük olasılıkla pek çoÄŸunuzun bilgisayarında vardır. National Goegraphic dergisinin 1929 yılında, yani 80 sene önce yayınlanmış bir nüshasından bir bölüm... 'Volume LV, Number One' diyor. Yani 55'inci cilt, Birinci Sayı...
Maynard Owen imzalı yazı ve fotoÄŸraflar var. Yazının baÅŸlığı ÅŸu: Türkiye okula gidiyor... Konu: Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin Arap harflerinden Latin alfabesine geçerken yürüttüÄŸü kampanya...
Yazıyı okumanıza gerek yok. FotoÄŸraflara bakın yeter. İletiÅŸimin o dönemde nasıl yönetildiÄŸini hemen anlıyorsunuz... Bir tesadüfle Türkiye'nin devlet ve hükümet olarak sıtma ve veremle mücadelede elde ettiÄŸi baÅŸarıların Dünya SaÄŸlık Örgütü WHO'nun literatürüne geçtiÄŸini öÄŸrendiÄŸimde de hayli ÅŸaşırmıştım.
Sonradan yüzlerini tamamen Batı'ya çevirmiÅŸ olanlar ve ülkeyi sadece Batı ile 'benchmark'layanlar (kıyaslayanlar), bizi öyle bir 'Bizden adam olmaz' kompleksiyle yetiÅŸtirmiÅŸlerdi ki, dünyaya örnek olacak iyi iÅŸler yaptığımızı görmek; hele bunu iletiÅŸim gibi geliÅŸmiÅŸlik simgesi bir alanda izlemek, insanı ister istemez ÅŸaşırtıyordu...
Bugün Ergenekon soruÅŸturmaları konusunda kafalar giderek daha karışırken, insan kendine sormadan edemiyor: Özellikle Cumhuriyetin inÅŸası döneminde mükemmel bir ÅŸekilde uygulanmış olan o iletiÅŸim politikalarının baÅŸarılı olmasının arkasındaki sır neydi? Aynı basiret ve kabiliyet ÅŸimdi niye gösterilemiyor; neden bu dava halka adam gibi anlatılamıyordu?..
Bu sorun üzerine doktora tezleri yazılabilir. Fakat çok yalın bir yanıt vermek istenirse özetle belki ÅŸöyle diyebiliriz: O zaman devlet ve hükümet politikaları arasında bir çeliÅŸki, çatışma yoktu... Hükümet, iletiÅŸimi bu çeliÅŸkilerin kaldırılması noktasına odaklıyordu...
Bir de tabii devlet memuru oldukları için savcıların konuÅŸma yasağı var...
Bazen 'KeÅŸke bizde de ABD'de olduÄŸu gibi, hakim ve savcılar seçimle iÅŸ başına gelseler', diye düÅŸünürken yakalıyorum kendimi... Tabii milletvekilleri de dar bölge anlayışıyla seçilmeliydi. ÖrneÄŸin, Gayrettepe'yi temsil edecek milletvekilini sadece o bölgede oturanlar seçmeli sonradan ondan hesap sormalıydı... O zaman zaten parti baÅŸkanı sultası biterdi...
Seçimle iÅŸ başına gelmiÅŸ savcılar tekrar iÅŸ başına gelebilmek adına, yaptıkları iÅŸi hedef kitlelerine adamakıllı anlatmak zorunda kalacaklardı...
Bu bazılarına hayal” gelecek bir çözüm olabilir. O zaman ÅŸöyle sorabiliriz belki: Nasıl Genelkurmay her cuma basını ve dolayısıyla kamuoyunu çok baÅŸarılı bir yöntemle bilgilendiriyorsa; nasıl Emniyet Genel MüdürlüÄŸü yakın geçmiÅŸte sık sık kamuoyuna bilgi veriyor idiyse (sahi o uygulamayı neden kaldırdılar?) Adalet Bakanlığı ve/veya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu benzer bir iletiÅŸim ağını neden kuramasın? Lütfen ÅŸu sitenin adresine girip bakın: www.hsyk.gov.tr... Bu kadar iletiÅŸimden yoksun bir kurum algısı isteseniz yaratamazsınız. Hem de iletiÅŸime en çok ihtiyacınız olduÄŸu bir bir dönemde...
National Geographic fotoÄŸraflarına bakıp devletin bir zamanlar iletiÅŸimi ne kadar mükemmel yönettiÄŸini gözlemlemekte yarar var. (Dileyenler bana bir e-posta atarlarsa dosyayı gönderebilirim). O kadar uzaÄŸa da gitmeyin, SaÄŸlık Bakanlığı'ndan kopya çekin mesela. Nasıl olup da sosyalist bir bakanlık gibi iletiÅŸimi idare ettiklerini inceleyin üÅŸenmeden... ZenginleÅŸirsiniz...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.