Bir süredir 'Ergenekon rüzgarına' kapıldık, ülkemizin bütün enerjisini soruÅŸturmayla ilgili heyecanlı geliÅŸmelere harcıyoruz ama ben yine de her fırsatta 'ekonomi nereye gidiyor?' sorusunun yanıtını arıyorum.
Siyasetten bürokrasiye, iÅŸ dünyasından reklam sektörüne kadar konuÅŸtuÄŸum herkesin 'ekonomik öngörülerini öÄŸrenmeye' çalışıyorum.
Çok önemli ve kayda deÄŸer bulduÄŸum 'olumlu ve olumsuz göstergeleri' dikkatlerinize sunmak isterim. En sıcak haberle baÅŸlayalım:
Hazine'ye yapılan 'yatırım teÅŸvik baÅŸvurularında keskin bir düÅŸüÅŸ' yaÅŸanıyor. Burada bir 'alarm zili' söz konusu...
Åžirketlerin yatırım teÅŸvik baÅŸvuruları 'ekonominin geleceÄŸine dönük en önemli göstergelerden biri'dir. Hazine yetkililerine teÅŸvik rakamlarını sordum, aldığım bilgiler teÅŸvik baÅŸvurularının 'bıçak gibi kesildiÄŸini' gösteriyor. Yetkililer, 2008'in son bölümü ile 2009'un Ocak ayı verilerini 2001 krizindeki rakamlara benzetiyorlar. Oysa 2002-2006 arasında ivme hep yukarıya doÄŸruydu.
TeÅŸvik baÅŸvuruları, iÅŸadamlarının ve sanayicinin yatırım yapma kararını ve iÅŸtahını gösterir. Piyasaya olumlu bakıp bakmadıklarını oradan anlarız. Rakamları yorumlayınca, iÅŸadamlarının 2009'u 'beklemede' geçirmek istediklerini, yeni yatırımlara baÅŸlama heveslerinin kaçtığını anlıyoruz. Besbelli önünü göremedikleri için yatırım kararlarında 'frene' basıyorlar. Burada konunun psikolojik boyutu ve beklentiler belirleyici. Krizin psikolojik etkilerinin yönetilmesi ÅŸu an çok önemli.
Malum, bir yatırımın ortalama iki ila beÅŸ yıl arasında 'gerçekleÅŸme süreci' var. Yatırıma karar verilirken o sürenin sonunda piyasaların nasıl olacağına iliÅŸkin tahminlere bakılıyor. TeÅŸvik belgesi alanlar yüzde 18 KDV'den muaf tutuluyorlar, birçok ülke için gümrük vergisi ödenmiyor, bazı ÅŸartlarda kaynak kullanım destekleme fonundan da kurtuluyorlar. Yani yaklaşık yüzde 25'e varan bir avantaj söz konusu. 2009'a dair belirsizlikler yüksek olduÄŸu için iÅŸadamları böylesine büyük avantajlara raÄŸmen yatırımlar konusunda heveslerini kaybetmiÅŸ durumdalar. Onlara yatırım iÅŸtahlarını tekrar kazandırmak lazım.
Bağış: Bankalara para enjekte etmeyen tek ülkeyiz
Bugün biz manÅŸetimizi ekonomiye ayırdık, ne zamandır aradığım bir ÅŸeydi. Ford, nisan ayında ABD'ye 26 bin araçlık ihracatını her ÅŸeye raÄŸmen gerçekleÅŸtiriyor. Bu güzel haber. Merkez Bankası ise cuma günü bir rapor yayımlamış, alışveriÅŸ merkezlerine iliÅŸkin uyarılarda bulunuyor. O da çok önemli ve yerinde bir uyarı.
Ekonomiyi çok önemsiyorum, gerçek gündemin burada yattığına inanıyorum. İŞ-KUR Genel Müdürü son 12 gün içinde 30 bin kiÅŸinin iÅŸini kaybettiÄŸi gerekçesiyle kuruma baÅŸvurduÄŸunu açıkladı.
Ekim ayı itibarıyla iÅŸsizlik oranı yüzde 10.9'a yükseldi. Ekim ayında iÅŸsiz sayısı 139 bin artışla 2 milyon 687 bine ulaÅŸtı. İşte, çözüm bulmak zorunda olduÄŸumuz en önemli mesele budur.
ArkadaÅŸlarımız hem Anadolu'da hem de dünyada ekonomik geliÅŸmeleri titizlikle takip ediyorlar. Bu çalışmaları sizlere aktarmaya çalışıyoruz. İki haftadır pazar günleri 'Anadolu'nun ekonomisi', pazartesi günleri de 'dünyanın ekonomisi' köÅŸeleriyle hem ülkemizde hem de küresel düzlemde neler yaÅŸandığını dikkatlerinize sunmaya çalışıyoruz.
Yeni BaÅŸmüzakerecimiz Egemen Bağış, kısa süre önceki sohbetimizde 'Avrupa'da bankalarına para enjekte etmeyen tek ülke Türkiye'dir' demiÅŸti. Gerçekten de üç gün önce ABD'de iki banka daha battı, İrlanda'da bir banka daha devletleÅŸtirildi. GeliÅŸmiÅŸ ülkelerin pek çoÄŸunda finans kuruluÅŸları çok ciddi darboÄŸaza girdiler, küresel çaptaki kuruluÅŸların bazıları iflas ettiler. Bizim finans sektörümüz ise bu sınavdan ÅŸu ana kadar büyük bir baÅŸarıyla geçmiÅŸ durumda. Bu da büyük bir kazanç...
Merkez Bankası BaÅŸkanı'nın sözleri
Bağış'tan iki-üç gün sonra da Merkez Bankası BaÅŸkanı DurmuÅŸ Yılmaz'ı ziyaret etmiÅŸtik. Krizin ayak seslerinin duyulmaya baÅŸlandığı ilk günden beri yapıcı tutumu, pro-aktif önlemleri ve sakinleÅŸtirici yaklaşımlarıyla her türlü övgüyü hak eden Yılmaz, BaÅŸbakan baÅŸta olmak üzere hükümet üyelerinden ve piyasalardan da çok güzel deÄŸerlendirmelerle isminden söz ettirmiÅŸti. BaÅŸkan, 2009'da Türkiye'nin reel sektörünün zor günler yaÅŸayacağını, piyasaların daralacağını belirtmiÅŸ, bununla birlikte finans sektörü için ÅŸu sözleri sarf etmiÅŸti:
'Türkiye'nin ÅŸu anda alması gerekip de almadığı hiçbir finansal tedbir yok. Batı ülkelerinin ÅŸimdi yaptığını biz 2001 yılında zaten çok güzel gerçekleÅŸtirmiÅŸtik. Onlar bizim o tarihte yürürlüÄŸe aldığımız uygulamaları ÅŸimdi hayata geçiriyorlar. Bizim ÅŸu anda reel sektöre odaklanmamız gerekiyor.'
Maliye Bakanı Unakıtan ve UlaÅŸtırma Bakanı Yıldırım, son üç gün içinde reel sektöre dönük önlemlerin hazırlanmakta olduÄŸunu açıkladılar.
Evet, ekonomi cephesinden olumsuz sinyaller var, bir takım olumlu haberler de geliyor. IMF de ÅŸu anda Ankara'da. Seçime gidiyor olmamız, tam da küresel krizin en derin hissedileceÄŸi 2009'un ilk çeyreÄŸine denk geldi. Bu, iyi yönetilirse belki de Türkiye'nin yararına olacak. KOBİ'lere biraz eÄŸilip, yatırımların önü bir ölçüde açılabilirse bu krizin üstesinden gelinir. Ekonomi, iyimserlik temeli üzerine bina edilir. Bense her zaman 'ihtiyatlı bir iyimserliÄŸi' tercih ederim. Hele söz konusu ekonomi ise...