Günün sonunda içkilerimizi yudumlarken, babama 'Kafamı biraz daha attırırsan bugün yaÅŸadığımız her ÅŸeyi açık olarak anlatırım rezil olursun' diye tehdit savurdum. O da bana baktı, baktı, baktı ve '....me kadar yaz ....me kadar yazma, umurumda deÄŸil' dedi.
Bu konuda tavrı son derece hatta olması gerekenden fazla bile net gelmiÅŸti bana. Galiba yazmamda bir sakınca görmüyordu. Ben baÅŸta uyarımı yapayım da sonra ne olur ne olmaz. Günah benden gitsindi.
Sorun aslında basitti veya basit görünüyordu. Birlikte her sokaÄŸa çıkışımızdan önce babam en son dakika mutlaka tuvalete gider ve küçük tuvaletini yapar.
Hiç ihmal etmez bunu ve her defasında 10 dakika sonra yine aynen sıkışır.
Belki inanmayacaksınız ama 10 dakika önce tuvalete giden o deÄŸiÅŸmiÅŸ gibi aynı ÅŸevk, heyecan ve güçle yeniden küçük tuvaletini yapabilir.
Birçok durumda bir saat içinde bu dört kez filan tekrarlanabiliyor. Artık canıma tak etti. İstanbul'un bütün umumi tuvaletlerinin yerlerini ezberledim. Tuvalet bulma komandosuna dönüÅŸtüm.
Bana inanın, neredeyse her mahallede gizli bir umumi tuvalet var. Üstelik bunların çoÄŸu gizli örgüt hücresi gibi çalışıyor. Çünkü üstlerinde WC yazıyor. Bir yasak harf olan W'nun bu kadar alenen ve korkusuzca teÅŸhir edilebilmesi bana anlamlı geldi. Bu da bilinsin.
Bazen umumi tuvaleti durumun aciliyetinin gerektirdiÄŸi hızda bulamadığım da olabiliyor. O zaman da babam 'Dirty Rotten Scoundrel' filminin baÅŸlarında yaÅŸanılan sahneyi gerçek yaÅŸamda canlandırıyor gibi yapıyor.
Hatırlayacaksınız; Steve Martin ile Michael Caine'nin oynadığı filmin başında Steve Martin kafasının ancak eriÅŸtiÄŸi bir masada oturmuÅŸ yemeÄŸin gelmesini bekleyen biraz geri zekalı bir çocuÄŸu canlandırır.
Masada türlü ÅŸaklabanlıklar yapmaktadır. Bu arada odada dolaÅŸmakta olan Michael Cane'e dönüp 'Tuvalete çıkabilir miyim?' diye sorar. Caine de onun odadan çıkmak istediÄŸini sanıp 'Evet haydi çık' der. Ama Steve Martin yerinde oturmasını sürdürür. Bu arada suratı komik ÅŸekiller almaktadır. Michael Caine tekrar 'Haydi çık' deyince Steve Martin 'Çıktım bile' der. İki ustanın çok güzel oynadığı ve komedi tarihine geçmiÅŸ olan bir sahneydi o.
Ben mahallelerde umumi tuvalet aramaktayken, babam bazen arabanın penceresini açıp bana 'Gel artık, aramana gerek kalmadı. Åžimdi durum öyle vahim deÄŸil bir süre daha' diyor.
Bunu duyar duymaz ben yukarıda anlattığım filmin o sahnesini hatırlarım ve babamın sorununun sadece küçük tuvaletle ilgili olmasına da müteÅŸekkir olurum.
Yahu yanlış biliyorsam lütfen birisi bana söylesin. İnsan yaÅŸlandıkça küçük tuvalete çıkmasının kolaylaÅŸması deÄŸil de zorlaÅŸması gerekmiyor mu?
Adamın bütün iç organları tersine evrime geçmiÅŸ durumda. O kadar içkiye ve tütüne raÄŸmen doktorlar iç organlarını çok genç buldular ve galiba prostatı da büyüyeceÄŸine küçülmüÅŸ. Küçük tuvalete çıkma sıklığına bakarsak bence prostatı tamamen ortadan kaybolmuÅŸ durumda.
O nedenle bulan olursa insanlık namına bize geri getirmesini baÅŸlıkta rica ettim. Çünkü hemen her gün yaÅŸamak zorunda olduklarım bana artık biraz fazla gelmeye baÅŸladı.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.