Abdülkerim Kırca isimli Albay, star gazetesinde hakkında çıkan haberlerden sonra intihar etti. Dün, bu intiharla ilgili açıklamasında Genelkurmay da basındaki yargısız infazdan ÅŸikayet ediyordu. AKP yandaşı gazetenin haberi, çoktandır sürdürdüÄŸü yanlı yayın politikası açısından deÄŸerlendirildiÄŸinde ÅŸaşırtıcı deÄŸil. Kontrolsüz yayıncılıklarının bir ürünü. Ama bu yayıncılık sonucu Albay'ın intiharını sadece bir medya cinayeti olarak okumak mümkün.
Albay Kırca, yandaÅŸ medyanın infaz ettiÄŸi ve ölüme gönderdiÄŸi ilk isim belki. Ama bu tarz yayın yapan gazetelerin tamamında kaç yargısız infaz yaÅŸandı, kaç kiÅŸi haksız yere hedef gösterildi; hesabım kaçtı doÄŸrusu.
Peki Albay'ı hedef gösteren star'ın yayını neye dayanıyordu dersiniz?
Bir PKK itirafçısına!
Biliyor musunuz, basına çıkıp konuÅŸmak isteyen ne çok PKK itirafçısı var. Hiçbir elekten geçirmeden bunların sözlerini yayınlasanız kıyamet kopar. Akıllarına gelen her ÅŸeyi söylüyorlar; iyi rating, iyi tiraj getirir, harika polemik çıkar bunlardan.
Çünkü bu PKK itirafçılarının kaybedecek hiçbir ÅŸeyi yoktur. Olmadığı için de bol keseden atıp tutarlar. Akla ya da bilgiye dayalı konuÅŸmazlar. Hatta ve hatta siz ne isterseniz onu bile söylemeye hazırlardır. Kimi bu iÅŸi profesyonelliÄŸe dökmüÅŸtür ve karşılığında para ister.
Amatör gazeteciler, mesleÄŸe yeni baÅŸlamış stajyerler bu tuzaÄŸa düÅŸebilir belki. Heyecanla bunları ciddiye alır ama kurumlaÅŸmış gazetelerde bu gibi deli ihbarlarına itibar edilmez.
NeymiÅŸ, bu gibi açıklamaları yayımlamak insanları ölüme götürüyormuÅŸ deÄŸil mi?
İşin en acıklı tarafı Türk Basını'nda gazetecilik mesleÄŸin özünü oluÅŸturan ilkelerin tamamen yerle bir edilmiÅŸ olması ve bunun 'yeni normal' kabul edilmesi. Bundan 10 sene önce bir insanı gazetecilikten men edecek davranış biçimleri bugün yaygın bir ÅŸekilde kabul görüyor. Hatalı gazetecilik hiçbir itirazla karşılaÅŸmadan birçok gazetede devam ediyor.
Bunda kuÅŸkusuz yeni sermaye yapısı ve bununla beraber ortaya çıkan yeni gazetecilerin rolü var.
BaÅŸta star gazetesinin yazışileri masasında oturan birtakım kifayetsiz muhterisler, bu meslekte herhangi bir kıdem doldurmadan, kendini kanıtlamadan, sadece iktidarla organik baÄŸları ve piyon olmaya hevesleri yüzünden yandaÅŸ medyaya yerleÅŸtirildiler.
GeçmiÅŸlerinden kalma birtakım intikam hislerini de beraberlerinde getiriyorlar tabii. Kim bilir neyin intikamını alıyorlar: TaÅŸralılığın mı? Bastırılmış hislerin mi?
Bir kez daha söylüyorum: KeÅŸke Yıldırım Aktuna yaÅŸasaydı, bunları çözerdi.
Çünkü içlerindeki bu intikam motivasyonu gözlerini karartmış. Yayıncılıkları da bundan nasibini alıyor.
Mesela herkesin özel hayatının en ince ayrıntılarını onlar merak ediyor, dillendiriyor. Belki de kendileri yaÅŸayamadıkları için özeniyorlar, bilemiyorum. Ama burunlarını sokmadan edemiyorlar.
Dahası yalan, itiraf, yargısız infaz, karalama onlarda.
Bu yüzden de star gazetesinin bir 'Laz fıkrası'nı andırdığını söylemiÅŸtim. Maalesef, sonu hüzünlü biten ve tehlikeli sonuçlar doÄŸuran bir Laz fıkrası oldu bu.
Albay'ın intiharı iÅŸte bu kiyafetsiz muhterislerin intikamcılığının ürünüdür. Azmedenler ortada.
Peki kim bunlardan hesap soracak? Kim bu kontrolsüzleri hizaya getirecek?
Aç gözünü!
YandaÅž medya sık sık 28 Åžubat'ta yayımlanan yalan andıç haberlerinden dolayı o zamanlar bunları yapanların günah çıkartmasını ister durur. Basın tarihinde ciddi bir hatadır andıç. O dönem hatalı davrananlar çıkıp özür dilemiÅŸtir.
Andıçtan dolayı maÄŸdur olan gazeteciler (Birand, Çandar) kendilerini maÄŸdur eden DoÄŸan Grubu'nda çalışmaya baÅŸlamıştır.
Ancak İslamcı Medya, merkez medyaya çatmak için hala bu meseleyi ısıtıp ısıtıp insanın önüne getirir.
Fakat aynı duyarlılık nedense Tuncay Güney gibi bir sosyopatın açıklamalarının yayını konusunda gösterilmiyor. Bir sosyopatın yargısız infazlarına, deli saçması açıklamalarına ve hedef göstermesine karşı çıkılmıyor.
O zaman nasıl inanacağız kendilerine demokrat diyenlerin samimiyetine?
Bir basın suçuna ortak olurken pek keyifliler. Hiçbir suçluluk duymuyorlar, yaptıklarının farkında bile deÄŸiller iÅŸin tuhafı.
Oysaki hiçbir itibarı olmayan bir PKK itirafçısını gazete sayfalarına taşımakla Tuncay Güney'in kontrolsüz açıklamalarına ekranda yer vermek arasında nitelik olarak hiçbir fark yok. İkisi de mesleki olarak sakıncalı.
Sadece Güney'in açıklamalarından dolayı henüz hiç kimse intihar etmedi.
Tuncay Güney'in ekrana çıkarılıp ona buna saldırması savunanlar ÅŸimdi gözlerini açtı mı acaba?
Livaneli'den Costner açıklaması
Zülfü Livaneli, Kevin Costner'ı havaalanında karşılamasını eleÅŸtirdiÄŸim yazıya bir açıklama yolladı. MeÄŸerse, Costner'ı havaalanında karşılamamış. Karışıklık, Livaneli'nin bu öÄŸle yemeÄŸi içi havaalanına çekimler esnasında gitmiÅŸ olduÄŸuna dair haberlerden kaynaklandı. Düzeltirim.
İşte Livaneli'nin açıklaması: 'Yazıdaki iddialar doÄŸru deÄŸildir. Kevin Costner'ı karşılamadım. Menajerleri tarafından, bir öÄŸle yemeÄŸinde buluÅŸma teklifi aldım. Bu teklife uyarak, Costner ve arkadaÅŸlarıyla Türkiye'den gitmesinden bir gün önce bir öÄŸle yemeÄŸi yedik. ÇeÅŸitli konularda sohbet ettik. Ne buluÅŸma talebi benden geldi ne de bir teklifte bulundum.'