Öyle sanıyorum ki medyada Ergenekon hakkında çıkmış en ağır yazıyı ben yazmışımdır.
Henüz davası sürüyor, neyin ne olduÄŸunu tam bilmiyoruz ama Ergenekon ve Susurluk türündeki örgütlenmeler, bir ülkede masum insanların hayatı ile oynayarak karışıklık çıkarmak için vardırlar.
Kendilerinden tiksindiÄŸimi anlattığım o yazıyı yazdım çünkü:
Ergenekon-Susurluk türü örgütler benim için iktidar ve sistem filan deÄŸil.
l 'Haydi hocam pazartesi görüÅŸürüz' diye odamdan çıkan, 5 dakika sonra gelen silah sesi üzerine sokaÄŸa fırladığımda cansız vücudunu kucağıma aldığım arkadaşım/öÄŸrencimdi.
l Gözaltına alındıktan aylar sonra tekrar sınıfta gördüÄŸümde bana bile ürkerek bakan kızdı. Utandığımdan ona 'Ne oldu?' bile diyemedim. Feci iÅŸkence gördüÄŸünü biliyordum çünkü. O yaÅŸtaki kızın ruhunu daÄŸlamışlar alçaklar.
l Neredeyse her gün gelen yeni ölüm haberleriydi. Her sabah 'Acaba bugün hangi arkadaşım gidecek yoksa sıra bana mı geldi?' korkusuyla uyanmaktı.
l Ardı arkası gelmeyen cenaze törenleriydi. Yaşı henüz 20'lerde insanların o yaÅŸta o kadar fazla cenazeye katılmak zorunda kalması iÄŸrençti.
l Ve sakat bırakılan ve hatta işkenceden delirmiş arkadaşlarım/yoldaşlarım.
l Biz 'Olur mu böyle olur mu, kardeÅŸ kardeÅŸi vurur mu?' marşını söyler, buna inanırdık. Ama oyunları gereÄŸi bizi birbirimize vuruÅŸturdular, geri kalanların da hepsini birlikte hapse tıkıp aynı iÅŸkenceden geçirdiler.
Hayatta kalanlar ölmediklerine üzülecek hale geldiler. Türkiye'de bir tek iÅŸkencede demokrasi vardı. Her insana eÅŸit uygulanıyordu.
Birtakım katiller bize bunu yaptılar, yaşadım bunları.
Hepsine lanet olsun, amaçları her neydiyse Allah o amacın da belasını versin.
Yıllar boyu yüreÄŸim kan aÄŸladı.
YaÅŸadıklarımdan yüreÄŸimin artık kuruyup tükendiÄŸini sanıyordum.
Ama yine aÄŸlıyor yüreÄŸim. Ben kiÅŸisel olarak neredeyse tükendim, bu ülkenin belası bir türlü tükenemedi.
Allah belalarını versin diyorum, lanet olsun diyorum da birçok insanın haksız yere damgalandığını biliyorum. Ben Allah'tan korkarım. Hiç alakası olmadığı halde bu iÅŸlere karıştığı söylenen herkes bu dediklerimin dışındadır. Masum insanlar üstüne alınmasın.
YüreÄŸim tekrar kanamaya baÅŸladı çünkü...
Vatan için kurÅŸun atan her insana siz potansiyel suçlu ve katil olarak bakarsanız...
Vatan için sakat kalmış olan bir eski askerin sadece onuruyla yaşıyor olabileceÄŸini düÅŸünmeden ona suikast silahı olan elinizdeki gazete ile öldürücü darbe vurursanız....
Devletten kahramanlık madalyası almış olan insanı öldürdünüz.
Peki ya cenazesinde, çatışmada sakat kalmış olan onlarca gencin komutanlarının arkasında tekerlekli sandalye ile yaptıkları yürüyüÅŸ de utandırmadı mı sizi?
Katillerin bile haysiyeti vardır. Biz onun için onlara 'Kader mahkumu' diyebiliyoruz.
O zaman Allah sizin de belanızı versin, lanet olsun size.
Şerefsiz medyacılar.
Åžimdi anladınız mı; benim neden uzun süre, sızdırılan haberleri gazetede kullandırmadığımı? Çünkü sızdırılan haberin bir onurlu insanı öldürebileceÄŸini biliyordum.
Basmadım haberi, yine de bıkmadılar... Sızdıranı afiÅŸe ettim. Askeri binanın önünde onlardan sızdırılmış görüntüsü vermek için baÅŸkaları tarafından belge teslim edildi. Bunu da yazdırdım.
Baktılar bizden yarar yok, bu pis iÅŸi yapmak için heyecanla bekleyen leÅŸ kargalarını buldular. Gazete silahını onlara ateÅŸlettiler.
Sonra gördünüz mü olanları?..
Belki de ailesi ve onurundan baÅŸka hiçbir ÅŸeyi olmayan adam, dayadı silahı kafasına ve onuruyla birlikte cennete gitti.
Çünkü onun onurunu ayaklar altına almaya çalışanlar kesin cehenneme gidecek.
Dindar olduÄŸunu söyleyen insanlarda Allah korkusu nasıl olmaz anlayamıyorum.
Kime sorsan dindar olduÄŸunu söyleyen insanların bol bulunduÄŸu bu ülkede Allah korkusunun bu kadar az olması çok trajik, çok.
Yeter artık. Orada bela, şurada bela yetti artık.
YüreÄŸim kan aÄŸlamaktan kurumuÅŸ sanıyordum.
Biraz daha kan kalmış meÄŸerse. Cenazeye katılan sakat gençlere ve o subayın ailesine baktığımda yüreÄŸimdeki son kan da aktı gitti.
YüreÄŸim kurudu kaldı.
(KiÅŸisel bir not: Old soldiers don't die they just fade away. Yani: Eski askerler ölmez sadece sessizce göz önünden çekilirler.)