Proust'u okumanın hayatlarında endişe, gerginlik, huzursuzluk olan insanlara iyi geldiğini biliniyor. Alain de Botton, Proust'un bu olumlu etkisi üzerine bir kitap bile yazdı. (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir). Bu kitabı tabii ki okudum ama kendi deneyimimden de biliyorum Proust'un 'Kayıp Zamanın İzinde'sini okumanın sakinleştirici etkisini.
Bu 'Magnum opus' edebiyat tarihinde bir dönüm noktası ve evrensel olarak da bir şaheser olarak kabul edilir. Ama okuması çok da zor olan bir romandır. Öncelikle temposu farklıdır. Proust 7 ciltlik şaheserini hiç acele etmeden yazmıştır.
Uyumak için yatağa yattığında yataktaki dönüşlerini bile 30 sayfa uzunluğunda anlatır. Cümlelerinin uzunluğu da neredeyse inanılmazdır. Ölçüldüğünde 4 metre uzunluğunda cümle bile bulunur kitabında.
Sonra 5'inci cilde ulaştığınızda bile kitabın ana konusunun ne olduğunu anlamamış olmanız ihtimali vardır. Çünkü Proust aslında gündelik yaşamın rutininin sıkıcı tekrarlarını anlatmaktadır bize ve bu sıkıcı rutin içinde bireyin var olma biçimini irdelemektedir. Tonu melankoliktir. Tempoya bir kez alışırsanız ve okumaya daldığınızda Proust sizi koparıp alıverir bu dünyadan. Kendi gerçek sorunlarınızdan kopup onun sorunlarıyle uğraşmaya başlayabilirsiniz.
Hastalıkla boğuşan birçok insanın 'Kayıp Zamanın İzinde'yi okurken mücadelelerini daha rahat yaptıkları bile kanıtlanmıştır. Dolayısıyla kriz yaşanan bir dönemde, hemen her gün kötü haberin geldiği bir zamanda, Proust'un 'Kayıp Zamanı'nın peşine düşmenin yararı büyük gibi geliyor bana...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.