Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Bir evlilikten manzaralar

Son zamanlarda Ingmar Bergman'ın 'Bir Evlilikten Manzaralar' adlı filmini aklımdan çıkaramıyorum. Bir de hayatı boyunca karısının portresini tam 400 adet ayrı biçimde çizmiş olan Pierre Bonnard'ın hayatına takmış durumdayım.

Bunlar benim hayatıma daha derin bir anlam kazandırma çabalarımın umutsuz bir parçası. Gerçi Rana, Bergman'ın filminde karı-kocanın boşandıklarını ve Bonnard'ın sonunda başka bir kadını da çizmeye başladığını hatırlatıp, benim bu takıntılarımın kötü niyete dayandığını söyledi.

Baktım başka çare kalmadı, ben de ona Bergman'ın filminde karı-kocanın ayrıldıktan ve hatta başka evlilikler yaptıktan sonra bile yine birbirleriyle kaçamak yaşadıklarını söyledim.

Ama asıl çarpıcı, dahiyane açılımımı ise sonuna bıraktım. Bonnard'ın 'öteki kadın'ı çizmiş olduğu portrede en önemli detayın farklı olduğunu anlattım. O kadın bahçede bir masada oturuyordu ama resmin sağ köşesinde bir başka kadının da silüeti görünüyordu. Evet bu Bonnard'ın karısıydı. Bonnard karısından kopamıyor, geçici bir ilişki yaşasa bile karısı onun hayatının belirleyicisi oluyor.

Ben bunları anlatınca daha çok sevileceğimi ve sıcaklıkla yaklaşılacağını sanıyordum ama tahminimin aksi oldu. Rana benden daha çok sıkılmaya başladı galiba.

Acaba ona sıkıcı gelmemin nedeni, oğlumu Rumelihisarı'nda tepegözün kiracı olarak yaşamakta olduğuna ve benim onunla arkadaş olduğumu söyleyip bunu oğlan üzerinde bir tehdit aracı olarak kullanmamdan mı kaynaklanıyordu? Belki bu tavrım kızdırmış olabilirdi Rana'yı.

Veya o proje çizimi yaparken benim South Park dizisini seyredip durmadan hayli yüksek sesle yorumlar yapmamdan mı kaynaklanıyor acaba bana karşı tavrı? Bunu tam bilemedim. Ne yapayım; South Park dizisini felsefi açıdan çok derin anlamlı buluyorum ve fikirlerimi karımla paylaşmak istiyorum.

Geçenlerde Rana'yı mutfakta masada oturmuş bıçakları tasnif ederken gördüm. Anlamadığım bir nedenden dolayı durmadan 'Ya şundadır ya bundadır' diyordu. Bunu da kötüye yorumlamadım, üstüme alınmadım ve daha fazla yalakalık yaparsam belki sevilirim diye yeni planlar uyguladım.

Örneğin bir gün tamamen durup dururken ona 'Ranacım bu dünyada evliliklerde bir adet de arka plan müziği olabilseydi ne kadar güzel olurdu değil mi?' dedim. Delirmeye başlamışım gibi baktı bana. Ben yılmadım ve sürdürdüm; 'Her başka evlilikte tek bir arka plan müziği çalsa yeterli olabilirdi belki ama bizim evliliğimizde ikimize de ayrı ayrı arka plan müzikleri çalması gerekecekti' dedim.

Tam 'Polis İmdat'ı aramak için telefona uzanıyordu ki 'Mesela senin için Wagner'in Tannhauser Operası'nı uygun görüyorum. Kendim için ise Beethoven Piano Sonata No.8 çok iyi olurdu' dedim. Eli hâlâ telefonun üzerinde durmasına rağmen onun dikkatini dağıtmayı başarmıştım.

Aslında bilir klasik müziği de operayı da... Yine de benim kafamın çalışma (veya çalışmama) biçimini anlamak için sordu 'Niye bunlar?' diye. 'Senin için romantik olduğu için seçtim. Benim için seçmiş olduğumun diğer adı Pathetik sonat olduğu için' dedim.

Bu müthiş hamlemin çok iyi karşılanacağını, hatalarım her ne ise onların affedileceğini sanırken, odadan ayrılıp tam kapıdan çıkarken bana dönerek; 'Sen bu şekilde devam edersen yakında sana uygun evlilik arka plan müziği Mozart'ın Requiem Mass in D Minör olacak. Bunu da unutma' dedi. Bu Mozart'ın ölümünden önce tamamlayamadığı tek eseri olduğundan mesaj gayet netti ama ben büyük ihtimalle acil tedavi gerektiren bir iyiniyetle sevilme mücadelemi sürdürmeye kararlıyım.

Artık mesajlarımı soyut vermekten yoruldum. Bu nedenle daha direkt bir yöntem denemeye başladım. Ünlü stand-up komedyen Henny Youngman'in bir sözünü çerçeveletip bilgisayarımın yanına koydum. Şöyle diyor komedyen:

'Eve girdiğinizde biraz sıcaklık, biraz sevgi ve ilgi görürseniz, bunun anlamı nedir biliyor musunuz? Bunun anlamı yanlış eve girmiş olduğunuzdur'.

Rana bunu okudu ve bana 'Kimin evini kastediyorsun sen?' diye sordu aniden.

Bu tür sorular geldiğinde ben 'paralizi general' oluyorum korkudan. Neyse bir espri olduğuna karar verip devamını getirmedi.

Buna o da yine Henny Youngman'in başka bir esprisi ile karşılık verdi:

'Biz mükemmel evliliğin sırrını bulduk. Biraz loş ışıklı bir lokanta. Biraz romantik müzik ve güzel bir şarap. Kocam bunu cuma günleri yapıyor, ben de salı günleri'.

Bunu ben yapsaydım espri diye, size yemin ediyorum beni lime lime doğrar, sonra etimden çiğköfte yapar ve köpeklere yedirirdi.

Şimdi ise beni yavaş yavaş zehirleyerek öldüreceği yolunda kuşkum var.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3