Okuyucularımdan bazıları artık bundan böyle absürd yazılar yazıp yazmayacağımı merak etmişler.
Onlara 'Merak etmeyin' dedim. 'Absürd beni bulur, ben onu aramasam da bulur. O nedenle o tür yazılardan vazgeçebilmem mümkün değil' diye anlattım.
Unutmayın ki; ben Rana ile evliyim. En sıkıcı, en rutin görünebilecek bir günde bile başıma olağanüstü absürd işler gelmemesi mümkün değil.
Bir de üstüne üstlük artık sokaklarda da dolaşıyorum. Yani insanımızın absürdü yaratma konusundaki olağanüstü becerisine birinci elden de şahit oluyorum.
Anlayacağınız bende absürd yazı konusu malzemesinin tükenmesine imkân yok.
Örneğin; geçen gün durup dururken şöyle bir şey yaşadım.
Tamamen sakin bir akşamüstü bir kitap dükkânına girdim. Eşkıyalık yapmak için çıkmış olduğu dağdan biraz önce inmiş görünümü olan bir adam geldi yanıma. 'Buyur' dedi. (Bu 'Buyur' lafını dediklerimi anlamayan insanlar da söylüyor bana, biliyor musunuz bu 'Buyur' lafını ben gün içinde çok duyarım. Çünkü nedense dediğim hiçbir laf ilk defasında katiyen anlaşılamaz. Sorunun benden kaynaklandığını da zannetmiyorum. Çünkü IQ düzeyim genel ortalamanın bir hayli üstünde. 'Buyur' lafını duyduğumda katil olsam acaba hafifletici nedenler bulunması mümkün mü? Örneğin; bu kelimenin olağanüstü sinir bozucu olduğunu hâkime kanıtlayabilirsem, onun soracağı her soruya 'Buyur' diye cevap versem filan, o zaman elimde bir adet leş varken bile hapiste kısa süre yatar çıkarım herhalde.)
Kitapçıda satıcıyı da öldürmeyi gayet tabii ki düşündüm ama az önce söylediğim gibi aslında o bir eşkıya ve büyük bir ihtimalle insan öldürmek onun için son derece rutin bir şeydir diye öfkemi mecburen içime sakladım. Çünkü hem sinirlenip hem de sizi sinirlendiren şahıs tarafından öldürülmek son derece tatsız ve moral bozucu bir şey olmalı.
İstediğim kitabı şöyle anlattım: Acaba sizde Umberto Eco'nun 'Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi' adlı kitabı var mı?
Dikkatinizi çekerim; bana 'Buyur' diye hitap edilmiş olmasına rağmen son derece kibarım. Ve bu huyum nedeniyle ileride olaylar olup bittikten sonra büyük ihtimalle 'Kibar katil' olarak anılacağım...
Adam istediğimi yeterince açıklıkla ifade edememişim gibi baktı bana. O zaman 'Ondan özür dileyim bari' diye bile düşündüm. Hata bende olmalıydı. Kitabın barkodunu ezberlememiştim. Bu eksikti benim verdiğim bilgide.
Bir daha kitapçıda kitap isterken sadece kitabın ismi ve yazarını söylemekle yetinmeyeceğim, barkodundaki tüm rakamları da tek tek ilave bilgi olarak vereceğim ki; satıcıların kafaları karışmasın
Uzun bir beklemeden sonra adam 'Hayır yok' dedi. Ben tam çıkmaya hazırlanırken bir kitap uzattı ve 'Ama bu var, bunu ister misiniz?' diye sordu. 'Kraliçe'nin Palyaçosu' adlı bir kitaptı o. Yazarı bambaşka bir insandı. Her ikisi de kitap ya, içinde kelimeler var ya; başlıkta da 'Kraliçe' kelimesi olunca o zaman yapacak bir şey kalmıyor. Aradığını bulamazsan bulduğunla yetinirsin olur biter...
Örneğin; ben o satıcıya uygun karakterde bir insan olsaydım, Eco'nun kitabı bulunamadığında, bu dünyada birisi 'İngiltere kraliçelerinin aybaşı günleri kronolojisi-400 yıllık tarih' başlıklı bir kitap yazmışsa onu alır okur ve Eco'dan alacağım lezzeti sadece başlıkta 'Kraliçe' kelimesi var diye onun yerine bundan alabilirim, olur biter değil mi? No problem...
Veya halkın genel tavrına uyum sağlamak için çıtayı biraz daha aşağıya çekip 'Kraliçe' kelimesini ortak payda olarak aramaktan da vazgeçebilirim.
Eco'nun kitabı yoksa yerine önerilecek olanı, sadece o da kitap olduğu, kağıttan sayfaları olduğu, kapağı filan da olduğundan, sadece şekil olarak birbirlerine benzediklerinden dolayı, örneğin; Hitler'in 'Kavgam' adlı kitabını alıp okuyuveririm canım ne olacak, dert etmeye gerek yok. Bu da no problem...
Size bir şey söyleyeyim mi; halkımızın hayata tavrı o satıcının gibi olduğu sürece -ki genelde tavır aynen öyle- bu Türkiye'ye ne bu krizde ne de mahşer gününde hiçbir şey olmaz, dimdik ayakta kalır bu ülke.
Bende de absürd yazı malzemesi tükenmez. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.