Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Çapkın olmamız için mahalle baskısı var

Türkiye'de birçok konuda mahalle baskısı olabilir de; en yaygın olarak uygulanan ve birçok insanın hayatını direkt olarak etkileyen bir tür baskı var ki; o nedense hiç tartışılmıyor.

Ben kafayı gözü yarsam da tepki alsam da birçok insanı kızdırsam da bu tür 'mahalle baskısı'nı bugün gündeme getireceğim.

Özellikle benim yaşım civarına gelmiş erkeklerin üzerinde, çapkınlık yapmaları için büyük bir mahalle baskısı var.

Bu baskıyı ilişkiler konusunda yazılar yazan gazeteciler yapıyor, çapkın arkadaşlar yapıyor, evlilik kurumuna önyargıyla yaklaşan hemen herkes tavırlarıyla, yorumlarıyla uyguluyor.

Bu konuyu nasıl ele almam gerektiğini uzun süredir düşünüyordum. Çünkü kolayca yanlış anlaşılacak ve çok kolayca söyleyenin damgalanmasına neden olabilecek bir içeriği var.

Bir süre önce ilişkiler konusundaki yazıların ustası olan Ayşe Arman ile yaptığımız bir telefon sohbetinde, kendisinin yazılarını inceleme sürecinde olduğumu ve söylemi hakkında bir eleştiri denemesi yapacağımı söylemiştim.

Dikkat edin; yazı konusu hakkında değil eleştirim. Onu yazarın hangi üslupla söylediğine de değil. Konularını da beğeniyorum üslubunu da ve açıkça söyleyeyim; gazete yönetirken de yazarken de 'Keşke her gazetede bir Ayşe Arman olabilseydi' diye düşünmüşümdür. O tür yazılar yazdırmanın ne kadar da zor olduğunu pratikten bilirim. Becerebileni bulabilseydim hemen açacaktım köşesini.

Ama Ayşe Arman'ın soru söyleminde (discourse) bir nokta dikkatimi çekiyordu. Ve bunu arşivdeki tüm yazılarını yeniden dikkatli okuyarak tekrar gördüm. Telefonda bahsetmiş olduğum yazıyı bu kadar geç yazmamın da nedeni o dikkatli okumalardır.

Tek tek örnekler üzerinden gitmeyeceğim ama bence şu ortaya çıkıyor: Evli erkek ve kadınlara seks yaşamları hakkında soru sorulmasında bir sıkıntı var.

Hayır, hayır bunun utanmaktan filan kaynaklandığını düşünmüyorum. Ama şu var; aynı kadınla uzun süre birlikte olanların birbirinden sıkılmış olabileceği varsayımı. 'Cinsellik, sevgililer' söylemiyle sorular başladığında cevap vermeye zorunlu olanlar eğer evliyseler 'mahalle baskısı' altına alınıyor.

Bu çok belirgin biçimde Ayşe Arman'ın Şenay Düdek ile yaptığı söyleşide ortaya çıkmış. Cinsellik, sevgililer konusundaki sorulardan bunaldığı anlaşılan Düdek sonunda kendisini aseksüel olarak tanımlıyor.

Belki de gerçekten de öyledir ama o da beni ilgilendirmiyor. Bir insan neden bunu açıklamaya kendisini zorunlu hissetsin ki...

Arman, Kamer Genç ile yaptığı söyleşide bilinçaltını açığa çıkarıyor. Bence 'Nasıl bir şey 40 yıl aynı kadınla birlikte olmak?' diye soruyor ve sonra da 'Peki gerçekten çapkınlık yapmıyor musunuz?' diyor.

Bu iki soru benim 'mahalle baskısı' dediğim davranışın tipik yaklaşımlarıdır.

Sabah gazetesinden Şirin Sever'e de söyledim, burada da söylemeliyim: Ben artık bu baskıya isyan etmeye karar verdim.

Gazetelerde biz klasik tavırlı (eski kafalı?) insanların özelde kalması gerektiğini düşündüğümüz konuların açıkça yazılması ve konuşulmasının yani seks ve ilişkiler konusunda kamuoyuna açık bir söylem tutturulmasının, tabu sayılan konuları konuşturarak insanları rahatlatıcı etkisinin olduğunu de biliyorum.

Buna rağmen ben karımla özelimizde kalmasını tercih ettiğimiz bazı konuların öyle kalmasını tercih ediyoruz ve evet; 'Ben karımı aldatmama kararındayım.'

Çapkınlık genel trend olabilir ama ben o doğabilecek arzularımı kontrol altına alma kararındayım. Çünkü 'Bir insanın mutluluğu, arzularının var olmamasına değil ama o arzularının üzerinde nasıl kontrol sağladığının (Nasıl arzularının efendisi) olduğuna bağlıdır' diyen Alfred Lord Tennyson'un düşüncesine tamamen katılıyorum.

Neden bunu deklare ediyorum, çok mu ahlaklı olma iddiasındayım, örnek insan mı olma arzusundayım?

Hayır hayır; ikisi de değil. Belki şaşıracaksınız ama çok eskiye dayandığı düşünülen evlilik müessesesi aslında o kadar da eski değil.

Romantik aşka dayalı evlilikler sadece 200 yıl önce başladı. Yani romantik aşkla başlayan evliliklerin tarihi sadece 200 yıl. Bu evlilik kurumunda birçok kavram henüz yerine oturmadı. İnsanlar hâlâ evlilikte düzgün davranmamın anlamını araştırıyorlar.

Bu henüz oturmamış olan ortamda siz benim yaşımdaki erkeklere ve biraz daha genç ama uzun evli kalmış kadınlara çapkınlık yapmanın normal olduğunu anlatır, çapkınlıklar, sevgililer sorusunu sorarsanız (bir psikiyatriste 'depresyondayım diyerek' gidin. Göreceksiniz; çoğunluğu size tedavi olmanız için çapkınlık yapmanızı tavsiye edecektir.)

Evlilik kurumu hep kadın ve erkek için baskıcı bir kurum olarak algılanmayı sürdürecektir. Bu yanlış algılama da sözünü ettiğim 'mahalle baskısı'nı doğuracaktır.

Evet; ilk bakışta aşkın yaşandığı anda yapılan seks heyecanlıdır ve evliliklerde seks kadın ve erkek için monotonlaşabilir. (Türkiye dahil hemen her ülkeden bir erkek ile evlenmiş olan Zsa Zsa Gabor 'Ben seks hakkında hiçbir şey bilmem çünkü daima evliydim' diye müthiş bir espri yapmıştır). Ama bu yeni bir keşif değil. Ten alışkanlığı konusu, romantik aşka dayalı evlilik kadar eskidir.

Sorunu veri olarak kabul edip çözümü sıradan olanda ararsanız, belki işiniz kolaylaşır ama bu da anlamlı değil.

Bu tür tavır yerine evlilikte sadakatı ve bu sadakatın gece uyurken veya çocuğunuzu severken bir insana verebileceği huzuru, iç rahatlığını koymaya ve bu tavırlar üzerinde çalışma kararındayım.

Rana da ben de çılgınlık yapmayı iyi biliriz ve seks konuşmaktan da utanmayız. Örneğin; Sabah gazetesi ile yapılan söyleşide fotoğraf mizanseni tartışılırken bize önerilen alternatifler arasında, ayakkabı boya sandığına benim boyacı, Rana'nın da müşteri gibi oturması vardı. Ben buna 'Bu benim için dayanabileceğimden çok fazla erotik' dedim. Rana da hiç sektirmeden 'Evet benim de ayakkabılarım o fotoğraf için uygun değil' dedi.

Ben bu zihinsel çakışmaya âşığım. Bu otomatik gelen uyumluluk heyecanlandırıyor beni. 'Ama sonra o fotoğrafı oğlumuz da görecek' diyerek evde aile fotoğrafı çektirmeyi tercih ettik. Asıl önem verdiğimiz bu çünkü.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3