Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Sabah'ın tercihi Taraf'a ders olsun

Birileri belge sızdıracak ki, gazeteci de o belgelerden faydalanıp haber yapabilsin. Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı yolsuzluk belgelerini ona leylek getirmiyor herhalde. Ancak bu sızdırma işinde de çok ince bir çizgi olduğu aşikâr. Gazeteci belgenin doğruluğunu araştırmalı, kendisini sızdıranların emellerine alet etmemeli.

Bir haftadır Sabah'a sızdırılan bir belgeyi tartışıyoruz. Tuncay Güney'in MİT mensubu olduğu haberi bir belgeye dayanarak ortaya çıktı. Sabah iyi bir gazetecilik yaptı kuşkusuz, tebrikleri fazlasıyla hak ediyor.

Bu aynı zamanda Sabah'ın direkten dönmesi anlamına da geliyor. Gazetecilik yapmayan, sadece iktidarın istediklerini yayınlayan bir parti bülteni olarak kalabilirdi. Zira bu yöne kayma sinyalleri gösterdi geçtiğimiz aylarda. Ama okur da kaçtı, meslek içinden de büyük tepki aldı.

Hatta yaz aylarında Ergenekon'la ilgili pek çok ipe sapa gelmez yayın yaptı, ama şimdi görünen o ki bu tercihten vazgeçildi, yanlıştan dönüldü. Ne de olsa bu gazetenin yazıişleri gerçek gazetecilerden oluşuyor, eninde sonunda mesleki vicdanlarının devreye girmesi gerekiyordu.

Sabah aynı zamanda sızdırılan belgeden nasıl gazetecilik yapılacağına dair de bir ders verdi. Bu dersi en çok üzerine alması gerekense Taraf.

Sabah'ın yayımladığı belge gazetecilik açısından ne kadar doğruysa, Taraf'ın yayınladığı bütün belgeler de bir o kadar sakıncalıydı. Aktütün baskını hakkındaki yalan görüntülerin yanı sıra yıllarca tartışılan ve yalan olduğu ortaya çıkan bilgiler de hep Taraf'ta yer aldı.

Servis edilen bilgileri herhangi bir filtreden geçirmeden sayfalarına taşıdı Taraf. Bunu neden yaptığı konusunda da hiçbirimizi aydınlatmadı. Yalanlandıkça daha da azgınlaştı, daha da kötü bir yayıncılık yapmaktan hiç çekinmedi. Bir yalan belgenin ardından bir başka yalan belge geldi... Her gün 'accurate reporting'den uzaklaştı.

Şimdi yaşanan şu: Gazeteciler Sabah'ta bir zafer kazanmıştır ve bu gazetenin sadece gazetecilik yaparak ayakta kalacağını patrona anlatmış, patronu ikna etmiştir. Yazıişleri galip gelmiştir. Giden okura ve itibara karşı sadece gazetecilik yapılacağı gerçeğine nihayet yeni Sabah'ın da inandı demektir.

Bu sayede Türk basınındaki yerini de koruma konusunda iddiasını sürdürüyor bu gazete.

Abdurrahman Şimşek imzalı MİT belgesi haberinden şunu anlamak istiyorum ben: Sabah'ta artık yalan, spekülatif ve doğrulanmamış haber görmeyecek miyiz? Bunun gerçekleşmesi imkansız bir dilek olduğuna inanmıyorum.

Peki ya Taraf?

Doğruluk ve dürüstlük yolundaki bu gidişattan nasibini alacak mı? Artık militanlığı, servis edilenin bayraktarlığını yapmayı bırakıp gazeteciliğe dönecek mi?

Ayakta kalmasının tek şartının doğru ve dürüst gazetecilik yapmak olduğunu anlayacak mı bu sabıkalı yayın organı?

//c

...Ama atv için iyi şeyler demek zor!

Çalık Grubu'nun amiral gemisi Sabah'ta bu iyi gelişmeler olurken, aynı şeyleri atv için söylemek mümkün değil. Bir zamanların en değerli televizyon markalarından biri giderek yara alıyor. Bunda da en büyük sorumluluk atv Haber'in etik dışı yayınları.

Bir zamanlar haber dendiğinde marka olan atv yanlış ellerin kontrolünde ne izleniyor ne de bir ağırlığı var. İnsanları etiketleyen, onlara damga vuran, yargısız infaz yapan bir haber bültenine saygı duymamız mümkün mü?

Düşünün, Yalçın Küçük bile hayatında ilk kez bir yayın organına dava açıyor. Prof. Küçük kendisine PKK'dan para aldığı iftirasını atan atv Haber'i mahkemeye verdi. Bu haber merkezinin benzeri başka yalanlarından dolayı Çalık Grubu'nun hukuk servisi epey mesai yapacak doğrusu.

Peki Sabah gazetecilik yaparken atv neden böyle? Çok basit. Sabah'ı yönetenler gerçek gazeteci de ondan. Sabah'ın yayın yönetmeni Ergun Babahan dönemsel değil de ondan: Eskiden de yöneticiydi, şimdi de yönetici, yarın da yönetici olarak kalacak. Sabah'ta ya da başka bir yerde.

Ama atv Haber'e kondurulanlar yöneticilik bir yana, bir de dönemsel gazeteci. Kendilerinin bile hayal etmediği koltuklara oturtuldular, şimdi de o koltukları korumak için patrondan çok patroncu davranıyorlar. Zannediyorlar ki böyle militanca yayınlar yaparak bir süre daha o koltuklarda kalırlar.

Çünkü dün yönetici değillerdi, kullanım süreleri dolunca da yönetici olmayacaklar.

Sabah'la atv arasındaki fark mesleki terbiyede gizli.

//c

İntihalin böylesi

Gelin önce Hürriyet'te 9 Şubat 2007'de çıkan Yurtsan Atakan'ın yazısından bir bölüm okuyalım:

'Michelin yıldızı, Michelin restoran rehberi tarafından çok kısıtlı sayıda restoranlara verilen bir rütbe. Bir Michelin yıldızı 'kategorisinde çok iyi bir restoran', iki Michelin yıldızı 'tekrar ziyaret etmeye değer mükemmel bir mutfak', üç Michelin yıldızı ise 'Özel bir seyahate değecek kadar olağanüstü bir mutfak' anlamına geliyor. Michelin yıldızlı restoranların tüm dünyadaki toplam sayısı 1593. Bunlardan sadece 50'si üç yıldıza sahip.'

Bu da 28 Şubat 2008 tarihli Kelebek'ten Cengiz Semercioğlu'nun yazısı:

'Michelin yıldızı, Michelin restoran rehberi tarafından çok kısıtlı sayıda restoranlara verilen bir rütbe. Bir Michelin yıldızı 'kategorisinde çok iyi bir restoran', iki Michelin yıldızı 'tekrar ziyaret etmeye değer mükemmel bir mutfak', üç Michelin yıldızı ise 'Özel bir seyahate değecek kadar olağanüstü bir mutfak' anlamına geliyor. Michelin yıldızlı restoranların tüm dünyadaki toplam sayısı 1593. Bunlardan sadece 50'si üç yıldıza sahip.'

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3