Adı Emrullah Uslu. Köşe yazılarında Emre Uslu adını kullanıyor. Halen Taraf'ta yazıyor. Geçmişte Radikal ve Zaman gazetelerinde de makaleleri çıkmıştı. 1999 yılı Polis Akademisi mezunu. Komiser. Bir de yardımcısı var, Önder Aytaç. O da Polis Akademisi'nde öğretim üyesi.
Köşe yazılarında çift imza kullanıyorlar. Gazetecilik terbiyesi almadıkları için yazıları pek çok etik ihlali dolu. Yargısız infaz yapıyorlar, iftira atıyorlar, daha da önemlisi yalan yazıyorlar.
Geçen haftalarda haklarında yazı yazdığım için beni tehdit etmişlerdi, Başbakan'a köşelerinden şikâyet duyurusunda bulunmuşlardı.
Emrullah Uslu devlet memuru. Ama tam sekiz senedir yurtdışında. Önceki gün, devlet memuru olmasına rağmen neden yurtdışında olduğunun sorgulanması gerektiğini taşıdım köşeme. İş büyüdü.
Zira kanun açıktı.
Devlet memuru burs alsa bile bu süre en fazla dört yıla kadar uzayabiliyordu. Ama Emrullah Uslu tam sekiz yıldır Amerika ve Kanada'da dolaşıyor.
Pek çok üniversiteye başvurduktan sonra Utah Üniversitesi'nden burs almış. İki yıllık 'pasif görev' izni alıp buraya yüksek lisans yapmak için gitmiş. Yıl 2001 ama o gün bugündür bir türlü dönmek bilmiyor.
MİT mensubu olanlar için bu burs süresi uzuyor...
Ama MİT, bu konular gündeme gelince bir açıklama yaptı ve Emrullah Uslu'yla bir bağları bulunmadığını beyan etti.
O zaman bu memur neden sekiz yıldır yurtdışında?
Emrullah Uslu ve ortağının yazdığı ve Taraf'ın bastığı asker karşıtı yazılar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de dikkatini çekti. TSK, şikâyetini bildirdi ve Emniyet Genel Müdürlüğü hakkında inceleme başlattı.
Dünkü Hürriyet, birinci sayfasına bu şaibeli komiserin neden bir türlü dönemediğine dair bir haber çıkarmış.
Meğerse 'Okyanus ötesi uçuş yapması' sakıncalıymış! Amerika'dan her üç ayda bir bu yönde rapor yolluyormuş. Bu raporlar değişik hastanelerden alınıyormuş meğerse.
2001 yılında 'Okyanus ötesi uçuş'la Amerika'ya varan Emrullah Uslu nedense iki yıl sonra 'Okyanus ötesi uçuş' yapamaz olmuş.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı bu şaibeli komiser hakkında soruşturma başlattı.
İşin daha da ilginci Uslu ve Aytaç, yine tehditler ve hakaretler savurdukları bir yazıda kendilerinin Emniyet'le bağlarının 'akademik' düzeyde olduğunu söylemişlerdi.
Onların yalanını Emniyet'in başlattığı soruşturma ortaya çıkartıyor. Emrullah Uslu, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nca görevlendirilmişti.
Bu yalanları basan gazete ise elbette Taraf. Sadece bu ikisi değil, belli bir amaç için kurulduğu belli olan bu gazetenin bünyesinde pek çok başka şaibeli isim yazı yazıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin rahatsızlığını dillendirmesine kadar ne soruşturma açılmış, ne de MİT bir açıklama yapmıştı Emrullah Uslu'yla ilgili.
Bu da doğal olarak şaibeli komiserin arkasında bir güç olduğu olgusunu kuvvetlendiriyor.
Peki ama bu güç kim?
İşte onun için Utah'a uzanmamız gerekiyor. Çünkü Utah sıradan bir yer değil.
Yarına...
//c
Hani Okan Bayülgen mizahla muhalefete karşıydı?
GEÇEN haftalarda Okan Bayülgen'in Türkiye'deki siyasilerin taklidinin yapılmadığına dair yaptığı çıkış epey yankı buldu. Pek çok mizahçı görüşlerini bildirdi. Siyasetçi taklidi geleneği olan bir ülkede çok Erdoğan veya Gül taklidi yapılıyor oluşu şüphesiz dikkat çekici bir durum. Bu konunun çeşitli sebepleri olabilir: Bayülgen'in dediği gibi baskı ya da Gül veya Erdoğan'da mizahi malzeme bulunmaması... Malum, Amerika'da da Obama taklidi yapılamıyor çünkü komedyenler onda taklit edilecek bir taraf bulamıyor.
Neyse, bu ayrı bir tartışma. Okan Bayülgen'in bu çıkışı yapmasının ardından kafamı kurcalayan bir şey oldu. Benim bildiğim Okan Bayülgen siyasetçi taklidine karşıydı. Zamanında bu konuyla ilgili açıklamalar yaptığını hatırladım, sonra da arşive daldım...
2002 yılının başında Okan Bayülgen'le bir söyleşi için buluşmuştuk. İşte o söyleşiden 'mizahla muhalefet' hakkındaki bölüm:
n OE: Yıllar önce Hürriyet'e 'Bu ülkede mizahla muhalefet yapılmaz, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarından çok etkilendim' demiştiniz. Ardından da Ertuğrul Özkök övgü dolu, hak veren bir yazı yazmıştı. Hakikaten inanarak mı söylediniz?
OB: Komedyenler acınacak şeylerle dalga geçmezler. Türkiye'de siyaset acınacak bir durumdur, komedyenler böyle şeylerle uğraşmaz. Hep kendilerinden daha büyük müesseselerle dalga geçerler. Bu uğurda da Osmanlı ve dünya tarihinde olduğu gibi kellelerini kaptırırlar. Çünkü çiş gibi bir şeydir, gelince durmaz, akar... Birtakım komedyenler Demirel taklidiyle ömrünü tamamlamış olabilir ama çok belli ki yeni jenerasyon bunu yapmıyor. Ben nasıl Ecevit taklidi yapayım? Gerek yok.
n OE: KastettiÄŸiniz tam o deÄŸildi galiba, suya sabuna dokunmamaktan bahsediyordunuz sanki.
OB: Hayır, hiçbir zaman onu kastetmedim. Ama [benimle ilgili başka tartışmalarda] olduğu gibi diğerinde de sorumluluk kabul edemiyorum. Ben de Ertuğrul Özkök'ün yazısını baş köşeme asmadım. Ertuğrul Özkök takdir edebilir, insanların beni takdir etmesi beni ilgilendirmiyor. Binlerce kişi beni takdir etmiştir.
Sanırım AKP hükümeti pek çok kişi gibi Okan Bayülgen'in de düşüncelerini değiştirmiş. Ne ilginç değil mi?
//c
Klişeye karşı savaş
DÜNKÜ Milliyet'te grubun dergisi Milliyet Sanat'ın aralık ayı ilanını gördüm. Kapağında Leonardo DiCaprio var; içinde İncirlik'in de geçtiği yeni bir casus filmiyle ('Body of Lies') beyazperdeyi şenlendiriyor.
Milliyet Sanat, Leo'yu kapak yapmış yapmasına ama şu anonsa takıldım: 'Batan Titanik'ten çıkan hazine.' Bu kadar mı bir klişeye hapsolunur?
Hadi Leonardo DiCaprio bir kere 'Titanic'te oynadı, ama bu tam 12 sene önceydi. Onun üzerine Woody Allen'dan Martin Scorsese'ye bir sürü önemli yönetmenle çalıştı, bir sürü kayda değer film çekti ama anladığım kadarıyla Milliyet Sanat'a yaranamadı! Dergi için o hâlâ 'Titanic' filmiyle anılıyor.
Türk Basını'nda buna benzer yaygın bir alışkanlık da Drew Barrymore'un lakabıdır: 'E.T.'deki küçük kız.' Barrymore de bu filminin üzerine pek çok başka film çekmiştir ama şu hitaptan bir türlü kurtulamadı Türk basınında.
Hadi bunu ortalama beğeniye hitap eden bir yayın organı yapsa geçeceğiz, ama Milliyet Sanat rafine sanat dallarını da sayfalarına taşıyan, birikimli bir okura hitap eden, 'niche' dolduran bir dergi. Hürriyet'in 'Keyif' ekinde bile böyle klişelere rastlanmıyor. Başka başlık bulmak bu kadar mı zor?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.