Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Ey komiser, memleket seni bekler!

Eğer bu işlere hiç bulaşmasalardı... Boylarından büyük oyunlara kalkışmasalardı... Cemaat'e sırtlarını dayayıp her şeyi yapabileceklerini düşünmeselerdi... Türkiye'yi jurnallemenin, kötülemenin, bu ülkenin yegane koruyucusu askere saldırmanın karşılığının olmayacağını sanmasalardı...

Kimse onlara dokunmazdı... Hiçbirimiz ilgilenmezdik... Umursamazdık. İşlerini yapan memurlar olarak kalırlardı.

Emrullah Uslu, uslu uslu Utah'ta dolaÅŸmaya devam ederdi...

Ortağı Önder Aytaç da Polis Akademisi'nde ders vermeye...

Ama yetmedi bu onlara... Sadece akademisyen olmak ya da doktora yapmak kesmedi. Polisin evrensel kuralı 'hizmet etmek ve korumak' onlara işlemedi.

Oysa meydan boş değil. Onlar misyon gazetelerinde her türlü kurum ve kişiye saldıracaklar, her türlü yalanı yazacaklar, iftira atacaklar, tehditler savuracaklar ve onlara karşı gerçek gazeteciler hiçbir şey söylemeyecek, öyle mi?

Güneydoğu'daki olayların sorumlusunun Ergenekon olduğunu savunacaklar mesela? 'Polisin gayriresmi görüşünün bu olduğunu' yazmayacak mıyız? Yazınca küfrediyorlar, tehdit savuruyorlar çünkü.

Yaşar Büyükanıt'ı yıpratmak için yapılan kampanyanın merkezi Utah'ta bulunmaları yadırganmayacak mı? Bunu söyleyince 'adi ve aşağılık' diyorlar. Her kimse o 'Fabrikatör'den emir aldığımızı ima ediyorlar.

Beyler, maalesef öyle değil. Maalesef işler sandığınız gibi işlemiyor. Kendinizle karıştırmayın, siz kimden emir alıyorsunuz, hangi Cemaat'in kanadı altındasınız bilmem.

Ama bildiğim bir şey var ki ben gazeteciyim. Hakkınızda haberler yapanlar da sadece gazeteci.

Siz bir şeyler yazarken, başkaları da sizin yazdığınızın gerçeğini elbette yazacak.

Basını Taraf gibi yalancı bir yayın organından ibaret zannediyor olabilirsiniz, ama bu ülkede gerçekten gazetecilik yapmak isteyenler de var. Ve onlar her gün sizin yalanlarınızın peşindeler.

Nihayet yaptığımız gazetecilik sonuç verdi.

O küçük köşesinde kendi kendine komplolar kuran Emrullah Uslu adı artık kamuoyuna mal oldu. Kendi görev tanımının dışına çıkan başka polisler gibi o da deşifre oldu.

Psikolojik harbin bir piyonu olarak.

Şimdi Emrullah Uslu tam sekiz senedir çıkamadığı (ve 'okyanus aşırı uçamaz' raporlarıyla bunu meşru kılmaya çalıştığı) Amerika'dan çağrılıyor. Dönmek zorunda. Dönecek ve orada ne yaptığını anlatacak. Türkiye kamuoyu ondan bunu bekliyor.

Ne demek 'okyanus aşırı uçamamak', bunun hesabını vermeli.

Bu işler öyle köşede tehdit savurmakla, hakaret etmekle olmuyor.

Ne işi vardı Utah'ta? Türkiye'de psikolojik harbe katkıda bulunan belgelerde parmağı var mı? Bu belgeleri o mu ele geçirdi ve Utah'tan Türkiye'ye servis etti?

Cemaat'in rolü nedir bu işte?

Bütün bunları açıklamasını bekliyoruz.

Bir de şu sorumu tekrarlamak istiyorum: Emniyet, kendi kapısının önünü temizliyor. Peki Cemaat bu komiseri sahiplenmeye devam ediyor mu? Hâlâ arkasında duruyor, destek veriyor mu?

Ve bir de Ahmet Altan'a:

Taraf gazetesinden Emrullah Uslu'yla ilgili gelişmeleri okumamız mümkün olacak mı? Uslu'nun yazılarından dolayı Taraf'ın bir sorumluluğu var mı? Sahiplenecek, arkasında duracak mı yoksa yalnız mı bırakacak? Gazetenin pozisyonu ne olacak bu şaibeli komisere karşı?

//c

Sedat Ergin istediği kadar uğraşsın...

Anlatamaz. Derdini anlatamaz. Çünkü karşısındaki kişiyle aynı dili konuşmuyor. Sedat Ergin'in hayattaki tek işi gazetecilik. Bugünkü görevi Milliyet'in Genel Yayın Yönetmenliği ama mesleği gazetecilik. Dün başka bir yerdeydi, yarın başka bir yerde olursa da değişmez: O hep gazeteci kalacak.

Bence meslek etik derslerinde okutulması gereken yazılarında Zaman'ın Ekrem Dumanlı'sına sesleniyor. Ama nafile. Dumanlı anlamamakta direniyor. Hiçbir zaman da anlamayacak.

Çünkü Ekrem Dumanlı gazeteci değil. Zaman'ın Genel Yayın Yönetmeni olması onun gazeteci olduğu anlamına gelmiyor. Bugün sadece o görevi yapıyor. Oraya tepeden konduruldu, yarın öbür gün başka bir yere atanır.

Hocaefendi der ki 'Git Kapalıçarşı'daki halıcının başına geç', Dumanlı gider ve halıcı uzmanı kesilir başımıza. Çünkü görev adamıdır, mesleği gazetecilik değildir.

Eskiden ne iş yapıyordu biliyor musunuz? Fethullah Gülen dershanelerinde öğretmendi. Evet, bildiğimiz dershane öğretmeni. Nasıl gazete yönetmeye başladı, anlayın işte. Oraya atandı. Yarın öbür gün o yüzden de halıcıya atanır.

Sedat Ergin boşuna enerjisini harcamasın. Muhatabı anlamayacak. Ama en azından iletişim dersi olarak o yazıların kıymetini anlayacak insanlar mutlaka çıkacaktır.

//c

Sedat Ergin istediği kadar uğraşsın...

Anlatamaz. Derdini anlatamaz. Çünkü karşısındaki kişiyle aynı dili konuşmuyor. Sedat Ergin'in hayattaki tek işi gazetecilik. Bugünkü görevi Milliyet'in Genel Yayın Yönetmenliği ama mesleği gazetecilik. Dün başka bir yerdeydi, yarın başka bir yerde olursa da değişmez: O hep gazeteci kalacak.

Bence meslek etik derslerinde okutulması gereken yazılarında Zaman'ın Ekrem Dumanlı'sına sesleniyor. Ama nafile. Dumanlı anlamamakta direniyor. Hiçbir zaman da anlamayacak.

Çünkü Ekrem Dumanlı gazeteci değil. Zaman'ın Genel Yayın Yönetmeni olması onun gazeteci olduğu anlamına gelmiyor. Bugün sadece o görevi yapıyor. Oraya tepeden konduruldu, yarın öbür gün başka bir yere atanır.

Hocaefendi der ki 'Git Kapalıçarşı'daki halıcının başına geç', Dumanlı gider ve halıcı uzmanı kesilir başımıza. Çünkü görev adamıdır, mesleği gazetecilik değildir.

Eskiden ne iş yapıyordu biliyor musunuz? Fethullah Gülen dershanelerinde öğretmendi. Evet, bildiğimiz dershane öğretmeni. Nasıl gazete yönetmeye başladı, anlayın işte. Oraya atandı. Yarın öbür gün o yüzden de halıcıya atanır.

Sedat Ergin boşuna enerjisini harcamasın. Muhatabı anlamayacak. Ama en azından iletişim dersi olarak o yazıların kıymetini anlayacak insanlar mutlaka çıkacaktır.

//c

Aramıza hoşgeldin Cengiz

Geçen günkü Hürriyet'in Spor ekinde Cengiz Semercioğlu çok ilginç bir konuya değinmiş. Doğrusu okuyunca şaşırdım. Meseleyi Cengiz'in dillendirmesi manidar geldi.

Kulüplerin uyguladığı medya yasağına değinmiş ama en çarpıcı kısmı şu olmuş yazısının:

'Anglomania adlı spor-moda dergisinin son sayısında gördüm; soyunan futbolcular, özel röportajlar, özel pozlar, moda çekimleri...'

Yazısının ikinci bölümünde ise Ağustos ayında Elele dergisine soyunan Galatasaraylı Servet Çetin'in boxer'lı bir fotoğrafını kullanmış.

Bu fotoğrafı da çok beğenmiş Cengiz Semercioğlu: 'Eminim Servet'in de çeşitli beğeni sözleri duyduğu bir çalışmadır bu. Galatasaray izin vermese, Elele bu fotoğrafları çekemeyecekti. (...) Kulüpler bu fotoğrafları kendi dergilerinde yayınlayarak aynı hedef kitlesine ulaşamazlar, o yüzden her medyayı, her dergiyi, her spor sayfasını iyi bir pazarlama taktiğiyle kullanmaları gerekir.'

Cengiz Semercioğlu spor gazeteciliğine farklı bir açıdan yaklaşmış. Ben de kulüplerin futbolcular üzerindeki yasakları gevşetmesini düşünen gazetecilerdenim. Bu sayede çok daha renkli bir spor haberciliği yapılacaktır.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3