Önceki gün Milliyet'te Asu Maro'nun yazısını okuyunca içim sıkıştı, ne yapacağımı bilemedim ve öylece kilitlenip kaldım gazeteye bakarken. Asu, yakın arkadaşı Burhan Şeşen'in oğlu Serhan'ın sağlık durumunu ve gelişmeleri yazmıştı. Henüz Serhan Şeşen hayata veda etmemişti, beyin ölümü gerçekleşmişti ama hep olduğu gibi hepimizin içinde bir mucize beklentisi vardı. O mucize gelmedi.
Çarşamba günü bir yolculuğa çıkmıştım. Uçaktan inince aldım haberi.
Donup kaldım. Ölüm haberlerinde hep olduğu gibi bir anda dondum havaalanında. Gittim, bir köşede oturdum ve kabullenmeye çalıştım.
Yazıyı okurken birkaç sene öncesine döndüm... Serhan Şeşen'le ilk tanıştığım yere. Diyarbakır'da bir otel lobisine...
2002 veya 2003 yılı olmalı. Teoman, Şebnem Ferah ve Mor ve Ötesi'nin beraber çıktıkları turneyi takip etmek için aralarına katılmıştım. Şehir şehir onlarla dolaşacak, onlarla yiyip içeçecek, içeriden izlenimler yazacaktım.
Bu turnede 'groupie', 'band aid' gibi terimlerin gerçek olduğunu anlamıştım. Bir de hep duyduğum ama ne olduğunu bilmediğim bir terim vardı: 'Roadie.'
İşte Serhan, o roadie'lerden biriydi.
O gün de tam tarif edememiştim, bugün de nasıl anlatacağımı bilmiyorum 'roadie'nin tam olarak ne olduğunu. Grupların arkalarını toplayan elemanlar diyelim kısaca. Sahnede onlar çalarken birilerini mikrofon kablosu uzatırken, bir şeyleri getirip götürürken görürsünüz. Belki de dikkat etmezsiniz, zaten işleri görünmez olmak ve ele ayağa dolanmamaktır.
Turne izlenimlerimi yazarken roadie'lerden de bahsetmiştim. 'Sanatçıların çantalarını falan taşıyorlar' diye... Hiç unutmuyorum, izlenimlerim yayımlandığında herkes bana düşmana bakar gibi bakıyordu. Bir gün önceden beklenti oluşmuştu, çıktığı gün ise kimse bir şey söylememişti.
Neredeyse ölüm sessizliği.
Doğruya doğru, ne gördüysem onu yazmıştım ben. Eleştirilerimi, alaylarımı, beğenilerimi geri çekmeden.
Eskişehir'deydik sanırım. Hiç kimseden ses çıkmıyordu, ama yazıyla ilgili ilk tepkiyi Serhan vermişti.
'Demek çanta taşıyıcı ha?'
Hiç unutamıyorum. O bakışını, o gülüşünü ve bunu bana söyleyişini. Yol boyunca ben ona Gündoğarken şarkılarından dizeler söylerdim, Amca'yla dalga geçerdim, 'Ankara'dan abim geldi' falan derdim.
Hiçbirine değil ama ama bu 'roadie' tanımına alınmıştı. Daha doğrusu alınmamıştı da, bu sefer intikamını o almıştı benden alınmış gibi yaparak.
'Nasıl anlatayım Türk okuruna, nereden bilsin' diye geçiştirmeye çalıştım. Bozulmuş gibi yaptı, gitti.
Ona bir 'roadie' tanımı borcum vardı. Şimdi içim sıkışarak yapmaya çalıştığım.
Ve maalesef geç kaldığım.
Serhan'ın ölümü pek çok geç kalmış şeyin de yerine oturmasına vesile olmuş.
Araları bozuk olan Gündoğarken üyeleri, Amca ve yeğenler barışmış. İlhan Şeşen her gün yeğeniyle ilgilenmiş. Gökhan'la Burhan dünyanın en harika adamları zaten; yıkılmışlar, mahvolmuşlar.
Geç kalan bir mesele de elbette her önüne gelenin hastane açması, herkese ruhsat verilmesini tartışmaya başlamamız. Ne kadar geciktik. İlla birinin ölmesi mi gerekiyordu?
Burhan ve Gökhan Şeşen bu hastaneden hesap sorulmadan hayatlarına devam etmek istemiyorlar. Onları yaşama amaçları bu artık.
Sağlık Bakanlığı bu aileye bunun hesabını vermelidir. Bunu hepimize borçludur. Genç bir insan hayatını kaybetti ve bu unutulup gitmemelidir.
Aslında bu cümleler ne kadar boş aslında...
Benim hayatımın en güzel zamanlarından birini geçirdiğim günlerdeki 'yoldaşım', 'yol arkadaşım' gitti...
Sanırım 'roadie'nin ne demek olduğunu da şimdi anladım ben.
//c
Vergi indirimi İngilizleri mutlu etmedi
Geçen haftadan beri Londra'dayım. Noel öncesi bu şehri ilk kez bu kadar renksiz ve monoton görüyorum. Belli ki dünyanın kötü gidişatı buraya da yansımış. Gazeteler her gün mortgage'ını ödeyemeyen, bankaya borcu biriken insanların hikayeleriyle ve işsiz kalanlara dair haberlerle çıkıyor.
İngiliz hükümeti bu kötü gidişata karşılık piyasayı canlandırmak bir süre önce yeni bir VAT (ziyaretçilerin muaf olduğu vergi) oranı belirledi ve yüzde 15'e indirdi. Restoranlardan mağazalara, her gittiğiniz yerde yeni VAT oranına ilişkin duyurular görmek mümkün. Satın aldığınız herhangi bir ürün kasaya geldiğinizde daha ucuza geliyor artık. Kitaplarda VAT olmadığı için bir değişiklik yok.
Gazetelerde okuduğum yorumlarsa bu indirimin 'seçim yatırımı' olduğunu düşünenleri yansıtıyor. Bu hamlenin durgun ekonomiyi canlandırmayacağı, sadece geçici bir hareketlilik yaratacağı düşünülüyor.
Öte yandan, cumartesi günü Oxford ve Regent Caddeleri alışverişi canlandırmak adına trafiğe kapatılmıştı. Noel alışverişi için gün boyu insanlar buraları doldurdu, hemen herkesin elinde bir poşet vardı ama eski yıllardaki gibi alışveriş torbalarını taşımaktan yorgun düşmemişti insanlar.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.