Bayram tatilinde Londra'da dolaşırken gözüm 'Jersey Boys' müzikaline takıldı. Hiçbir zaman müzikal meraklısı olmadım, herhalde izlediğim tek müzikal de 'Rent'tir.
Ancak hangi müzikal iş yapıyor aşağı yukarı bilirim. New York'tan kalma bir alışkanlıkla. Ne de olsa New York Times'ın sanat bölümünün sayfalarını çokça bu müzikaller kaplar, TONY ödülleri sırasında Oscar gibi bir hareketlilik yaşanır şehirde.
'Jersey Boys'un da yarattığı sansasyonu, ne kadar başarılı bir müzikal olduğuna dair de yüzeysel bir bilgim bu yüzden vardı. Ama gerisini de hiç merak etmedim açıkçası. İçimden izlemek de gelmedi.
Londra'daki 'Jersey Boys' afişinin dibinde küçücük bir yazı: 'Story of Frankie Valli and the Four Seasons.' Kalakaldım. Meğerse bu müzikal Frankie Valli grubu Four Seasons hakkındaymış. Bu gruba karşı özel bir bağım yok ama adlarını da biliyorum. Nereden mi?
Türkiye'de bir yıldır her yerde sürekli çalınan, gece kulüplerinde birkaç kez tekrar edilen 'Beggin'' adlı şarkı onların da, bu yüzden.
Geride bıraktığımız yaz boyunca da Türkiye 'Beggin''le eğlenmeyi sürdürdü. Hatta ilk kez 'Yazın şarkısı ne olacak' tartışmalarına orijinal bir yorum olarak bir gazetede dikkatimi çeken bir yazı görmüştüm. Yazıyı kaleme alan kişi 'Ne Serdar Ortaç ne Demet Akalın' diyerek bu yazın şarkısının 'Beggin'' olduğunu söylüyordu. Hakikaten de hiçbir şarkı bu 'Beggin'' kadar popüler olmamıştı.
Yazının devamında tamamı wikipedia'dan aşırtılmış bilgiler olmasına karşın şarkının hikâyesini anlatıyordu. Özetle, bir Fransız müzik prodüktörü buluyor, yeniden düzenliyor ve şarkı popüler oluyor.
Bu şarkıyı ilk duyduğumda da, o yazıyı okuyunca da 1967'den kalma bir parçanın nasıl böyle popüler olduğunu merak etmiştim. Ama hiçbir zaman kesmedi bir Fransız prodüktörün bunu karanlıktan bulup gün ışığına çıkardığı bilgisi. İlla ki bir motivasyonu olmalıydı diye düşündüm.
İşte beynimdeki ampul Londra'da yandı. 2005 yılında Broadway'de sahnelenen 'Jersey Boys' müzikalinde yer alan şarkılardan biriydi 'Beggin'.' Belli ki adam da yok yere değil, bu müzikalin şöhretinden dolayı 'Beggin''le ilgilenmiş...
Sonradan ufak bir araştırma yapınca da hikâyenin bu versiyonunun doğru olduğu ortaya çıktı.
Belki sıradan bir detay, bir ayrıntı, 'meraklısına' bilgi olarak görülebilir ama benim açımdan önemli bir konu.
Kendisine sorsanız müzik hakkında en fazla bilgisi olduğunu düşünen, bu konuda otoriteymiş gibi davranan birinin bildikleri wikipedia'yı geçmiyorsa, şu benim yazdığım bilgiye bile sahip değilse ben bu gazeteciliğe nasıl saygı duyarım? Nasıl bu basına güvenebilirim bir okur olarak?
Gazeteler okurun gerisine düşerse bu mesleği nasıl yapabiliriz?
Bu sorumun da cevabını yine kendi kendime buldum. Maalesef Ercan Arıklı'nın yetiştirmesi çocuklar bunlar. Hiçbir şey bilmeden meselelere yüzeysel yaklaşan, derinlemesine araştırmadan bilgiçlik taslayan ve herkesi küçümseyen, tepeden bakan gazeteciler yetiştirdi bu sistem. Onlara öğretilen tek şey 'çeviri' yapmaktı, şimdi 'copy-paste' de öğrendiler.
En büyük eksiklikleri ise başkalarının onların hatalarını fark etmeyecek oluşuna inançlarıydı. Galiba Ercan Bey'den aparttıkları snobizm ve tepeden bakmayı cehaleti gizlemek için bir zırh olarak kullandılar.
Hepsinin ortak yanı da Aktüel dergisi bünyesinde toplanmış olmalarıdır. Aktüel tam da bu cehalete uygun, manipülatif ve yalanlarla dolu bir dergiydi. Şimdi de Newsweek'i çıkartır bunların birçoğu. Ancak Ercan Arıklı'nın patronluğu altında hepsini yetiştiren isim ise Taraf'ın yöneticisi.
İşte Taraf da bu okulun kimi özelliklerini uyguluyor: Yalan haberler, manipülasyon, saldırganlık, tepeden bakma, tehdit, aşağılama... Aynı şekilde yorumlar da 'çeviri' ve başkası tarafından servis edilen görüşler...
Hiçbir şey değişmiyor değil mi?
//c
Birand'ın rakibi Uğur Dündar değil
Daha evvel Taha Akyol'un sahaya indiğini, Mehmet Ali Birand'a özenerek muhabirlik yaptığını yazmıştım. Dikkatimi çekmişti bu. Durup dururken kanalın genel müdürü konumundaki biri rahatını bozup bu işlere kalkışmıştı...
Bakıyorum ki Taha Akyol ekrandaki hevesini almadı ve Mehmet Ali Birand'ın yolundan ilerlemeye devam ediyor. Nasıl Birand gibi sahaya indiyse, şimdi de Birand gibi belgesel yapıyor. 'Ermeni Soykırımı' iddiaları üzerine yaptığı belgesel CNN Türk'te yayınlanacak. Tabiikendi kanalında bol bol da reklamları dönüyor.
Diyeceğim şudur: Ey Birand, sakın ola ki Uğur Dündar'dan korkma! Asıl rakibin Taha Akyol'dur. Çok kısa zamanda haber masasına oturup 'Aman kimselere randevu vermeyin' derse hiçbirimiz şaşırmayalım...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.