Ankara'da dün kiminle konuştuysam, nereye gittiysem herkes MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, partisinin grup toplantısındaki sert konuşmasından bahsediyordu. Bahçeli, bölücü terörle mücadele konusunda ve Barzani ile görüşme hakkında hükümete uzun zamandır görmediğimiz kadar ağır eleştiriler yöneltti.
Son dönemin tartışmaları etrafında siyasi hayatımızda AKP ile CHP arasındaki çift yönlü kutuplaşmaya biraz yakından bakmak gerek. MHP'nin siyasetteki yeri ve rolü bu zeminde çok daha net görülebilir.
CHP ve AKP arasında yeni mücadele yolsuzluklar üzerinden yürüyor.
Yerel seçimler öncesinde iki kutuplu bir yapı iyice güçlendiriliyor. Adeta üçüncü partiler yokmuşçasına, iki ana eksen belirleniyor.
Kemal Kılıçdaroğlu-Dengir Mir Mehmet Fırat arasındaki düello sonrasındaki yorumlarda 'iki taraf da kaybediyor' deniliyordu. Yine aynı ifadeleri görüyoruz. Katılmıyorum.
Bu görüşleri dillendirenler konuya 'etik açıdan' bakıyorlar, oysa pratik bakımdan her iki taraf seçimlerdeki konumlarını pekiştiriyor. Sunulan görüntüye göre oy verilecek iki eksen var: Ya o, ya bu. Kavga büyük olunca, kitleler kendi taraflarındaki uçlara kayacaklar, amaç bu.
CHP için, bu yönlendirme daha önemli, laiklik gibi konular haricindeki temel sorunlara dair yaklaşımları net değil. Mesajlarını açık olarak veremiyorlar. Mesela küresel ekonomik krizle ilgili ne düşündüklerini kamuoyuna tam olarak aktaramıyorlar. 22 Temmuz'da CHP'ye yönelik kuşkular ağırlıklı olarak ekonomi politikalarına ilişkindi.
Çift kutupluluk merkez sağda ve merkez solda yeni yapılanmaların önünü tıkıyor.
AKP'ye tepki duyan bütün kesimlerin oylarına CHP talip. MHP'nin, 22 Temmuz sonrası, çoklarına şaşırtıcı gelen yeni siyaseti CHP'yi bu anlamda şimdi yalnız bıraktı. Ancak kitlelerin CHP'ye ilgi göstermesi için, ekonomi başta olmak üzere toplumsal sorunlar için anlaşılabilir ve somut öneriler dillendirmesi gerekiyor.
Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu'nun ön plana çıkarılması işte böylesine bir stratejinin ürünü. Kılıçdaroğlu hamlesi çok akıllıca oldu. Deniz Baykal yerine başka bir figürü öne sürüyorlar. Böylelikle, belli kesimler üzerinde sempatisini yükseltemeyen parti lideri yerine temiz, güvenilir, iddiasız, bürokrasi deneyimi olan sakin bir isim kamuoyunun dikkatine sunuldu. Yerel seçimlere kadar bu özelliklere sahip iki-üç ismi daha parlatmayı planlıyorlar. İstanbul, Ankara ve İzmir'deki aday seçimleri sandığın kaderini etkileyecek kadar kritik bir hale gelmiş durumda.
Esasında 3 Kasım'dan bu yana AKP ile CHP arasındaki kutuplaşma siyaseti olanca hızıyla devam ediyor. Ama bugünün siyaset sahnesinde kavganın dozu iyice yükselmeye başladı. Yerel seçimlere kadar her geçen gün şiddeti artan bir kavga izleyeceğiz.
MHP'nin üçüncü kutup arayışı
Bahçeli'nin dünkü konuşması bana kalırsa bu iki kutup arasında yeni bir eksen oluşturma çabasını yansıtıyor. Hükümete, Cumhurbaşkanlığı ve türban düzenlemelerinde verdiği destekle siyasi satranç hamleleri gerçekleştiren MHP kurmayları, böylelikle rakiplerini sıkıştırmayı planlamışlardı. Bunu geçmiş yazılarımızda çok analiz ettik, tekrar üzerinde durmayalım. Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Terörle mücadelede hiç kimsenin beklemediği kadar sakinleştirici bir tutum izleyen Bahçeli, sağduyulu adımlar atıyor. Toplumsal provokasyonlara karşı ihtiyaç duyulan bir yaklaşım.
Temel kimliği milliyetçilik olan parti, 'üzerinde rahatlıkla sörf yapabileceği toplumsal tepki dalgasını' göz ardı ediyor. Bir fedakârlık. Takdire şayan.
Dün itibarıyla şartlar değişti. Bahçeli, Hükümet'in Kuzey Irak yönetimiyle temasa geçmesini terörle mücadelede affedilmez bir hata ve yeni bir safha olarak değerlendiriyor. Böylesine bir gelişme MHP Genel Merkezi'nde, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını geri dönülmez biçimde tehdit edecek, diye yorumlanıyor. Bahçeli'nin o çok ama çok sert sözlerinin arka planında bu kaygılar yatıyor.
Yerel seçimlere giderken, bir yandan ekonomik kriz, diğer yandan bölücü terör Türkiye gündemini işgal ediyor. MHP, bu gündem içinde AKP-CHP arasındaki çift kutuplu siyasete başka bir boyut getirerek kendine varlık sebebi yaratmak istiyor.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.