İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Başbakan Erdoğan'ın Başbuğ'a desteği

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un konuşmasına destek veren açıklaması son derece önemlidir. Bu, Erdoğan'ın Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı tehlikeli oyunu, karanlık senaryoyu fark ettiğini gösterir.

Bazılarının, Erdoğan'ın tutumundan hayal kırıklığına uğradığı anlaşılıyor. Kimi muhafazakâr gazeteler Erdoğan'ın sözlerine hiç yer vermediler, Başbakan'ın her açıklamasını manşetten duyuran bazıları ise ancak iç sayfalarında yer bulabilmişler.

Operasyon bir zincirin halkaları biçiminde yürütülüyor. Konu, Ortadoğu, aktörlerin sayısı çok fazla. Hedef yön tayin edicilik. Türkiye'yi zayıflatmak bunun ana zemini. Kapatma davasıyla kampanya başlamıştı. Hükümet ve yargı karşı karşıya getirilerek ikisi de hırpalandı. Şimdi sıra askere geldi. Bir taraftan da polise tarikatçı diyorlar. Yerel seçim öncesi ortamı geriyorlar. Ekonomik kriz de kapıda. Acaba bütün kurumları yıpranan Türkiye nereye gider? Başbakan'ın konuşması işte bunun için çok hayatiydi. O sözler zamanlama ve içerik olarak çok güçlü bir vurguyu yansıtıyordu.

Şu anda, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik bir karalama kampanyası yürütüldüğü açık. Konu eleştiri değil, yoksa her kurum eleştirilir, her kurum suçlanır. Yeter ki; zamanlamaya, üsluba ve içeriğe dikkat edelim. Doğru haberle eleştirmeye 'evet', yorumlarla karalamaya ve kışkırtmaya 'hayır.'

Toplumun dengesini ve psikolojisini bozuyorlar

İlker Başbuğ, daha görevine gelmeden bir karalama kampanyasına maruz bırakılmıştı. Camide dua ederken çekilen fotoğrafı gizlenmiş, Ağlama Duvarı'ndaki fotoğrafları servis edilmişti. Hatırlayalım.

Konu Taraf veya Vakit Gazetesi değil. Sanıyorum, TSK'yı asıl üzen ve sinirlendiren gelişme merkez medyanın o iddiaları geniş biçimde değerlendirerek, doğrulatma mekanizmalarını kullanmadan kampanyanın kitleselleştirilmesine verdikleri katkıdır.

Askeri konuları tartışmak, haliyle kolay değil. Bazılarının 'bilinçaltı öfkeleri', kimilerinin de 'bugünkü TSK ile hiç ilgisi olmayan 30 yıl öncesinin travmaları' devreye giriyor.

Şu anki mesele saldırıya uğrayanın TSK değil, Türkiye olduğudur. Yaşananlar toplumun dengesini ve psikolojisini bozuyor. Kurumlar arası ahenk zedeleniyor. Gelişmeler hükümeti de mağdur ediyor.

Bir kere daha zamanlamaya bakalım:

Yerel seçimlere gidiyoruz, Adalet ve Kalkınma Partisi, bölgede etnik milliyetçilik yapan partiyle amansız bir mücadelede, avantajları da var. Bölgeye gidenler fark edebiliyorlar, yatırımlar hızlanıyor. Hükümetin dış politikası Ortadoğu açısından önemli. Askerler terörle mücadelenin niteliğini değiştiriyorlar. İlker Başbuğ yıllardır hazırlandığı yaklaşımlarını sergiliyor. Tam da burada TSK aleyhtarı bir furya sürdürülüyor. Sorumuz şudur: 'Hem toplum kışkırtılırken, hem de TSK provoke edilirken ortam gerginleşince bunun siyasi etkileri ne olur?' Sertlik kime kazandırır?'

Devlet doğru yolda, örgüt bunun için çıldırıyor

Şehitlerimizin sorumlusu PKK. Ama TSK'nın zaafı var algısı yaratmak medyanın günahı. Merkez medyanın bu tür yayınlar yapmasına ilk kez şahit oluyoruz.

Komutan neden kızdı diyorlar?

Başbakan güzel yanıt verdi. Şimdi bir an kendinizi onların yerine koyun. 17 şehit vermişsiniz, acısı yüreğinizde. Ama kahramanca bir mücadele yaşanmış. Bölücülerin telsiz konuşmaları elinizde. Hepsi birbirini 'senin yüzünden zayiatımız arttı' diye suçluyor. Ama Türk basınına bakınca teröristler 'evet çok iyi' diyorlar. Öldürülen terörist sayısı 5 deniliyor. Oysa Roj TV bile 9 teröristin isimlerini veriyor. O teröristler örgütün deyim yerindeyse 'kafa adamları', önemli militanları.

30 yıldır bölücü terörle mücadele eden bir kurumdan bahsediyoruz. Büyük fedakârlıklarla... İşte daha şimdi konunun sivil ayağına ilişkin yapılanmalar gündeme geliyor. Bugün TSK'da belli bir noktaya kadar gelip de Güneydoğu'da görev yapmamış tek bir subay yoktur. Onların çocuklarını da düşünelim. Biliyor musunuz subay çocuklarının, babalarının görev yerleri için oradan oraya dolaşırken, üniversiteye girme oranları düşüktür.

İçeriden bilgi sızması yaşanıyor. Vahim bir durum. Herhalde şimdi birçok asker birbirine 'kim sızdırdı' diye bakıyordur. Terörle savaşan bir kuruma bu yapılır mı?

Elbette hatalar olabilir. Eleştireceğiz. Sorgulayacağız; bunu yaptık da. Hangi zamanlamayla nasıl bir içerik ve üslupla? Eleştiri yapıcı mı, yoksa yıkıcı mı? Asıl mesele bu.

Devlet, hükümeti ve ordusuyla terörle mücadeleyi yeni bir safhaya taşıyor. Saldırılar bunu engellemeye dönük. O halde girilen yol doğrudur, devam edilmelidir. Asker, planladığı açılımlarını yapsın, Hükümet 5 yıldır sergilediği Doğu'ya yatırımları sürdürsün. Olayın Ortadoğu'ya dönük diplomatik boyutu da ihmal edilmesin. Terör aracılığıyla dış politikada etkinliğimizi kırmaya dönük adımlara izin verilmesin. Psikolojik operasyona yenilmeyelim.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3