Ergenekon, yakın dönemin en karmaşık, çok tartışmalı ama en önemli olaylarından birisidir. Böylesi konularda sorumluluk mevkiinde oturanların en küçük bir hata yapma lüksü olamaz.
Doğrusu, bir yılı aşkın süredir kamuoyunu ikiye bölen Ergenekon davasının mahkemede görülmeye başlayacağı gün, 'müthiş bir yargılama süreci işler, iyi bir organizasyon yapılır, son derece modern teknikler kullanılır, çok hızlı davranılır ve şeffaflık politikası sonucu mahkemeden yansıyacak bilgilerle kamuoyu aydınlatılır' düşüncesindeydim, buna ihtiyacımız vardı. İyimsermişim.
Dava, 'Ergenekon'un büyüklüğüne salon dar geldi' manşetleriyle başladı. Bazı gazeteler 'fiyasko' tanımlamasını uygun gördüler. 'Yapılan yanlışları kabul etmek ve itirafta bulunmak büyük bir erdemdir.' Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in böyle bir erdeme sahip olduğunu ikinci kez gördük. Şahin, 'Düşünemedik, Mahkeme heyeti de düşünememiş' dedi. Bu güzel bir yaklaşım. Ama, 'Alıştığımız bir şeydi özür dilemek' çizgisine de gelmeyelim.
Bugün davanın yeni oturumu yapılacak. Zaten sınırlı imkan sağlanan medyaya iyice kısıtlama getirilecekmiş. Oysa tam tersini yapmak gerekiyordu. Mümkün olduğunca fazla gazetecinin bu davayı izlemesi gerekirdi. Her medya grubunun başka bir tarafından tuttuğu ve yönlendirme yaptığı davanın gerçek mahiyetini hepimiz anlayabilmeliydik. Bu şans kaçıyor.
Bu dava gerçekten siyasallaştı mı, soruşturma muhalefet çevrelerini sindirme enstrümanına mı dönüştü, yoksa tarihimizin en büyük temizliklerinden birisini mi yapıyoruz? Bu kritik soruların cevapları davayla birlikte netlik kazanmalıdır.
//c
Kilidi Danıştay cinayeti açacak
Ergenekon sürecini çok önemsiyorum, ne çıkacağını merak ediyorum. Tam bir tarafsızlık içinde konuya yaklaşıyorum. Benim açımdan sürecin can alıcı soru işareti Danıştay saldırısı. Kendi adıma, nihai kanaatimi belirlemek için Mahkemeden bu anlamda çıkacak sonuca bekleyeceğim. Dava açılıncaya kadar en önemli aksaklık iddianamenin çok uzun bir zamanda hazırlanması oldu. Onun dışında, yargılamanın asker-sivil zemininde belli bir dikkat ve özen içinde işlediği, karşılıklı hassasiyetlerin kamuoyuna yansıyanın ötesinde gözetildiği inancındayım. Buna ilişkin gözlemlerim de var. Tarih bunları yazacaktır, emin olun. Bugün irdelemek istediğim konu, Ergenekon davasının görülmesindeki aksaklıklardır.
Davayı izlerken, eksikliklere dair haberleri okurken aklıma DTP eski Genel Başkanı Nurettin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu 'Çürük raporu' davası geldi.
Demirtaş'ın, askerlikten kaçmak amacıyla çürük raporu aldığı için yargılanmasına daha önce değinmiş ve yaşananları 'Türkiye'nin büyüklüğü' olarak nitelendirmiştim. Konjonktür ve ülkenin içinde bulunduğu iklim nedeniyle hassas bir davaydı. Konu, ciddi riskler taşıyan, provoke edilmeye müsait bir içeriğe sahipti. Askeri mahkeme heyetinin ilk andan itibaren sergilediği olağanüstü dikkatli tutum, konunun ileride Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmesi durumunda bile, Türkiye'nin uluslararası hukuk camiasında zor duruma düşmesini engellemeye dönüktü. İyi işlerden örnek almayı da bilmek gerekir.
//c
Rakamlarla 'Çürük raporu' davası
BakInIz, bu dava, tamamı tutuklu 98 sanıkla yapıldı. Sadece Demirtaş'ın 12 avukatı vardı, toplam avukat sayısı 212'yi bulmuştu. Salonda 20 DTP milletvekiline de yer ayrılmıştı, hepsi duruşmaları izledi. Her sanık için iki yer tahsis edildi, toplam 196 sanık yakını salondaydı. Sanık başına da ikişer jandarma düşüyordu. Lojistik Komutanlığı'nda toplam 550 kişilik bir salonda dava görüldü. Yürüyen mikrofonlar, iki dev ekran gibi teknik donanımlar da kullanıldı. 10 günde duruşmalar bitti. Cezaya çarptırılanların bile heyete teşekkür ettiklerini gördük. Türkiye bu başarılı tecrübeyi, bölücübaşının İmralı'daki yargılanmasında da sergilemişti. Öcalan, kendisini idama mahkum eden mahkeme heyetine teşekkür etmişti.
'Çürük raporu' davasının lojistik hazırlıklarını bizzat Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu takip etti. Mahkeme Başkanı Albay Ahmet Erdem ve askeri Başsavcı Hava Hakim Albay Zeki Üçok, titiz bir yargılama süreci yürüttüler. Heyet çok sabırlı ve anlayışlı bir tavırla, Demirtaş'ın üç kez ifadesini aldı. Ortam hiç gerilmedi. Karar verildi, DTP'nin genel başkanı olarak davaya giren Demirtaş, kutsal askerlik görevinden kaçmak için sahte çürük raporu almaktan mahkum oldu; Demirtaş, jandarma er olarak vatani görevini yapmak üzere asker ocağına da gönderildi. Uğradığı muameleye şaşıran Demirtaş, mahkeme heyetine teşekkür etti ve savcıyı da 'centilmen' diye tanımladı.
Ergenekon duruşmasını izlerken bunları düşünüyordum. En azından bundan sonrasında Adalet Bakanlığı'nın, mahkeme heyetinin çok daha dikkatli bir organizasyon ve aksaksız bir yargılama için gerekli önlemleri alması gerekir. Kamu vicdanı, bu davaya göre karar verecek.
Liderlik, ya da iyi yönetim, çok zor sınavlardaki performansımızla test edilir. Bu ölçekteki sorunlarla hayatımız boyunca ancak bir kaç kez yüzleşiriz. Üstesinden gelenler 'lider olur', başaramayanlar sıradanlaşır. Bu büyük davanın iyi yönetilmesi için de liderliğe ihtiyaç var.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.