İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Hüseyin Üzmez olayı bir alarm zilidir

Türkiye'de, her gün çeşitli boyutlarıyla yüzleştiğimiz 'çok ciddi bir kadın sorunu' var. Çocuk istismarıyla birlikte ele alınca vahim bir tehlikenin kapıda olduğunu görüyoruz. 'Hüseyin Üzmez olayı bir alarm zilidir.'

Operacı, kasklı sapık haberlerinin dehşeti Hüseyin Üzmez'in adli tıp raporuyla tahliye edilmesi nasıl da acı bir tesadüf oldu.

Konunun ilk ve asıl önemli boyutu kadınlara ilişkin. Çocuk istismarı ve cinsel tacizlerin hepsi 'bu sakat temel üzerine inşa ediliyor.'

Kadın bedeni, erkeğin kullanımına sunulmuş bir obje gibi gösteriliyor. İster evlilik akdi, ister aşk ilişkisi, isterse diğer birlikteliklerde olsun kadın bedeni hep erkeğin kontrolünde görülüyor. 'Erkek egemen' bir toplumuz. Kadın, hayatın her aşamasında, sadece kendisine erkekler tarafından müsaade edilen alanda varlık gösterebiliyor. Üstelik ciddi biçimde istismara uğruyor. Evlilik içinde de kadın bedeninin istismar edilmesi temel bir problem.

Bir kız çocuğunun, 76 yaşındaki bir erkeğe 'haz objesi' olarak sunulması vahim. Arka planda yatan meşrulaştırma mekanizmaları, aile içindeki çarpıklıktan doğuyor. Üzmez olayı, 'yalnızca hukuki değil, daha çok ahlaki bir problem.' Toplum ahlakının, Üzmez konusunda yaşanılanları reddetmesi gerekir.

Çocuklarını sokağa, polise taş atmaya yollayan, buna izin veren ailelerin yaptığı da şiddetin ta kendisidir. Cinsel istismara gelince...

İstismar sadece şiddetle, zorla olmaz. Cinsel taciz sözle, bakışla, tavırla, oluşturulan havayla da ilgili.

Şiddetin etkisini fiziksel kriterlerle belirlemeye meyilliyiz. Adli tıp raporunu kim, nasıl izah edebilir? Peki, ruhlarda oluşan yaraların, küçük bedenlerin zihninde oluşan yarılmaların hesabını kim verecek? Karşısındakinin çaresizliğini kullanmak hangi ahlaki kritere uyar?

Bir kız çocuğu, 76 yaşındaki bir adamın korkutucu, kafa karıştırıcı ve utandırıcı yaklaşımları karşısında psikolojik olarak yara almadan kurtulabilir mi? Taciz fiziksel olduğu kadar, belki daha da fazla ruhsal bir saldırı değil midir?

Üzmez'i medya yıldızı yaptılar

Çocuklarına, yaşlılarına, kimsesizlerine ve kadınlarına şiddet uygulayan bir toplum olduğumuz çok açık. Sokaklarda, okullarda, bakımevlerinde ve evlerimizde taciz ve istismar günlük hayatın parçası.

Toplumsal zihniyetimizde şiddet kendisine geniş bir meşruiyet alanı bulabiliyor. En çok yarayı kız çocukları alıyor.

Sokakta çalıştırılan küçükler, polise taş attırılan çocuklar, kendinden 62 yaş büyük birinin cinsel istismarına uğrayan küçük kızlar büyük bir problemin yansımaları. Tehlike ciddi. Çocuklarımızın maruz kaldığı çeşitli şiddet biçimlerine ilişkin toplumsal tepki ve ilgiye ihtiyaç var. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu çok doğru bir tavır sergiledi, kendisini kutluyorum. Bakanın bu cesur tutumu hepimizi tekrar değerlendirme yapmaya zorlamalı. AKP'li bayan vekiller de harekete geçtiler, önemli. Çubukçu'nun kadın hakları ve kızların okutulmasıyla ilgili çalışmalarını hep destekleyen Emine Erdoğan da bu konuyu sahiplenmelidir.

Olayın diğer boyutunda hepimize görev düşüyor. Çözümü hep devletten bekliyoruz. Hâlbuki çözüm aileden başlayarak, bütün kesimlere yayılacak kapsayıcılıkta aranmalı. Kolektif vicdanımız ve ahlakımız devreye girmeli. Hepimiz refleks göstermeliyiz.

Mesela medya.

Hüseyin Üzmez'i her gün bir iki televizyoncu arkadaş ekrana çıkarıyor. Üzmez bir yıldız haline getirildi. Suçlanan birinin televizyonlarda şov yapmasına izin veriliyor. İyi reyting aldığına kuşku yok, değer mi?

Bir yönüyle 'sapkınlığın kamuoyu tarafından izlenmesinin iyi tarafı var mı?' diye düşünüyorum, yok. Üzmez, kendisini izleyen birileri tarafından çekici bir figür haline geliyor olabilir. Kitle iletişim araçları vasıtasıyla dejenerasyon hızla yayılıyor.

Adli tıpçılar, 'bedeni zarar görmedi' demişler. Ruhlardaki örselenmeyi hesap etmemişler. 'Zalimlik, en çok mazlumluktan doğar.' En zalimler, genellikle en mazlumlardan çıkar. O çocuklar bir gün büyüdüklerinde kendi evlerinde zulüm yapmazlar mı acaba?

En sinir bozucu sözler ise, 'inancım gereği' denmesi. İnançlarımızı yozlaştırmaya hiç kimsenin hakkı yok. Muhafazakâr basından ses bekliyoruz. Ayrıca, insanlar inançlarını kendi mahrem alanlarında yaşarlar, toplumsal varlıklarını ise hukukun birleştiriciliği altında sürdürürler.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3