Adalet ve Kalkınma Partisi 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 oy almasına karşın, bu rakam 'Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri ortalamasında yüzde 51'e çıkmıştı.' Etnik milliyetçilik yapan DTP'yi hüsrana uğratan bu başarı çok önemli siyasal sonuçlar doğurmuştu. Bana kalırsa, 'AKP'nin kapatılmasını engelleyen arka plan düşünce ve hesapların başında Doğu ve Güneydoğu meselesi' geliyor. AKP'yi uyaran ama kapatmayan akıl O'na 'Güneydoğu'da tarihi bir misyon' yükledi.
Şimdi yerel seçimlere gidilen bir süreçteyiz. Sandıktan çıkacak sonuç, 'DTP açısından sonun başlangıcı' olabilir. Alınacak yeni bir mağlubiyet 'DTP'nin varlık sebebini ortadan kaldırabilir.' Başbakan Erdoğan ise çok açık biçimde 'ben bu bölgede yüzde 51 oy oranına sahibim, bunu bırakmam' diyor.
AKP'nin kurulduğu günden bu yana sistemle yaşadığı gerilim bugünlerde en alt seviyeye inmiş durumda. Sebebi, sistemle AKP'nin Güneydoğu sorununa ilişkin bakış açısında paralelliğin sağlanmasıdır. PKK ve uzantılarına yerel seçimlerde koz ve boşluk bırakmak istemeyen kurulu yapı, Başbakan'ın bu konuya çok özel bir önem vermesinden memnun görünüyor. Laiklikle ilgili tartışmalar şu an itibarıyla tozlu raflara kaldırılmış gibi. Zaten her iki taraf olabildiğince özenli bir dil ve tavırla, yeni bir polemik ya da sürtüşme konusu yaratmak istemiyor. Öncelik Güneydoğu'da.
AKP, ülke siyaseti bağlamında CHP ile yürüttüğü çift kutuplu siyasal mücadeleyi, lokal ve bölgesel düzeyde DTP ile sürdürüyor. CHP'ye karşı olan muhafazakâr kesimleri kendi şemsiyesi altında toplamaya çalışan ve bunda altı yıldır başarılı olan AKP, Doğu ve Güneydoğu'da ise terörden bıkan, ayrılıkçı rüzgâr estirmeye çalışan mihraklardan hoşlanmayan tüm kesimleri DTP'ye karşı kendi saflarına çekmek istiyor. Bu amaçla etkili silahlara da başvuruyor.
AKP siyaseti, bölge halkında sosyolojik olarak var olan tepkiselliği de kendi bünyesinde toplama gayretinde. Bölgenin mazlum insanları Diyarbakır cezaevinin acı hatıralarıyla AKP'nin mağduriyetleri arasında ilişki kuruyor olmalılar. Erdoğan, ilk başlarda biraz aşırıya kaçan söylemlerini (2005 Diyarbakır konuşması gibi örnekler) bugünlerde dengeye oturttu.
Güvercin gibi dolaşanlar neden şahinleşti?
Hükümet, seçmenin gönlünü alacak, en çok hoşuna gidecek yatırımlara ağırlık veriyor. Güneydoğu'da her yere duble yol ve okul yapılıyor. Fakirler için çok geniş kapsamlı yardım çalışmaları yürütülüyor. AKP sistemde kendisine çok önemli bir dayanak noktası yakaladı. Bunu bırakmaya niyeti yok. 'Güneydoğu'da ben varım' diyor.
Çok sıkı AKP karşıtları bile son zamanlarda bu çabalarından dolayı 'Bravo Başbakan'a' yaklaşımı içindeler. DPT ise sadece etnik milliyetçilik ve kimlik siyaseti yaparak varlık mücadelesi veriyor. DTP ile bölge halkı arasında ciddi sosyolojik kopukluklar dikkat çekiyor. Bölgenin yoksul insanları DTP milletvekilleri ile kendileri arasında mezhepsel, kültürel ve ekonomik bakımlardan özdeşlik kuramıyorlar. O vekiller, özellikle DTP'nin bayan milletvekilleri, sadece Avrupa'ya şirin gözükebiliyorlar.
Oradan da 'bölge halkını siz temsil etmiyorsunuz ki' sesleri yükselmeye başladı.
Erdoğan, çok açık tehditlere ve tehlikeli provokasyonlara rağmen her hafta bölgeye gidiyor. Bu, halkın seveceği cinsten bir cesaret gösterisi. Başbakan, kendisinden önce AKP kadın kollarını da Hakkari'ye, Van'a gönderiyor; ev ev dolaştırıyor. Erdoğan'ın kabinesinde Güneydoğu'da etkili olan bakanların ağırlığı fazla. AKP'nin vekilleri de hep bölge insanları arasından seçiliyor. Galiba Erdoğan, milletvekili seçimleri sürecinde en büyük özeni Güneydoğu listelerini hazırlarken gösteriyor.
DTP kendi siyasal geleceği açısından olumsuz sinyaller aldığı için ortamı geriyor. Ahmet Türk ve arkadaşları, üç ay öncesine kadar güvercin gibi dolaşıyorlardı. Barışçıl söylemler kullanıyorlardı. Şimdi ne oldu da birden şahinleştiler. Cevabı yerel seçimde saklı. Doğu ve Güneydoğu sorunu şu anda Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesidir. Başka her türlü siyasi rekabet bunun gerisinde ve gölgesinde kalır. Erdoğan'ın bu mücadeleyi verirken sergilediği söylem ve politika değişikliği de çok manidar. Erdoğan devlete ve toplumsal merkeze doğru ilerliyor. İlker Başbuğ'a sahip çıkan açıklaması, büyük bir dönüm noktasıydı. Eminim dün Eğirdir'de Dağ Komando Okulu'ndan gördüklerinden de çok etkilenmişlerdir. Yapılacak yerel seçimlerin sonuçları, bu zemin üzerinde AKP'nin merkeze yolculuğunun kaderini de belirleyecektir.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.