İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Gül ve Erdoğan, dostluk ve politika

Bugünlerde yine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ilişkisi siyaset sohbetlerinin en hararetli konusu haline geldi.

Başbakan Erdoğan ile gazeteci Fehmi Koru arasındaki polemik, Çankaya-Başbakanlık ilişkisine dair yorumlamalara konu ediliyor. Koru'nun, 'Obama-Bush benzetmesi' ve Erdoğan'ın, 'sevsinler seni, yazıklar olsun' diyerek gösterdiği sert tepki Başbakan ile Cumhurbaşkanı'nın arasının açık olmasıyla ilişkilendiriliyor.

Konu, magazin boyutuyla sınırlı kalmıyor. Bazen, eşlerin birbiriyle ilgili düşünce ve tavırları gündeme geliyor. Bugün tartışılan şey, iktidar partisinin temel politikalardaki rota değişimiyle irtibatlanıyor.

Gül ve Erdoğan gerçekten Güneydoğu ve AB konularında ayrı düşen yaklaşımlar mı sergiliyorlar? Çankaya ile Başbakanlık arasında ipler gergin mi, bakalım...

Gül ve Erdoğan 'kişisel olarak dost' olabilirler, aynı zamanda 'politik olarak farklı yerlerde' durabilirler.

Sonuçta 'siyasetin oyun sahasından' bahsediyoruz.

AKP içinde üç ana akım söz konusu. Liberal, muhafazakâr (İslamcı geleneğin ağır bastığı bir ton) ve devlete yakın duran kesim. AKP büyük bir koalisyon. Tayyip Bey kendi kişiliğinde bu üç siyasal ve toplumsal akımı, belli oranlarda barındırıyor. Konjonktüre göre bazen liberal, bazen muhafazakâr hatta İslamcı, zaman zaman da devletçi karakterini ön plana çıkarıyor. Erdoğan bugünlerde ulusal ve uluslararası iklimin etkisiyle devletçi yönünü daha çok hissettiriyor.

Gül farklı, Cumhurbaşkanı baskın biçimde küreselleşmeci, Avrupa Birliği taraftarı ve ABD'yle yakınlaşma yanlısı. Hem kişisel hem siyasal sebeplerle burada ayrışıyorlar.

Gül, Cumhurbaşkanı olarak rasyonalist davranıyor, artık siyasetçi değil. Öte yandan AKP içindeyken de İslamcı kimliğini ön plana hiç çıkarmayan bir figürdü, devlete ise hep belli bir mesafede durdu.

Kürt politikasında ayrışıyorlar...

'Erdoğan'ın ana damarı her zaman devlete yakın durmaya çalışan' bir çizgiyi yansıtır. Devletin temel söylemlerinden çok uzaklaşmaz. Detaylı ele alınırsa, Kürt meselesinde de 2005 Diyarbakır ile 2008 söylemlerinin çok da farklı olmadığı görülür. Olsa olsa nüanslardan bahsedilebilir. Erdoğan'ın değişimi, vurgulamalarından anlaşılır. Şu anda vurgulamalar değişti.

Gül'ün Kürt söylemini bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı liberal görüşlü, dünya ve Batı'yla daha güçlü entegrasyondan yana. Batı tarafından destekleniyor. Dikkat edin Batı basını ve Batılı siyasiler Gül'ü farklılaştırmaya çalışıyor. Şaşırtıcıdır, AB ilerleme raporuna kişisel olarak Gül'ü koydular ve övdüler.

Gül ve Babacan dünyaya karşı bir duruş sergiliyorlar. Dış politikamız açısından bunun anlamı var.

Kürt meselesinde asker DTP'yi dışlıyor. 'PKK'yı terörist ilan edin' diyor, haklılar. Başbakan da aynı çizgide. Erdoğan, DTP üzerinden açılıma yanaşmıyor, doğrudan Kürt nüfusa yöneliyor. Güneydoğu'da yaşanan çatışmanın kökü burada. Cumhurbaşkanı Gül ise DTP'yi Çankaya Köşkü'ne davet ediyor. ABD ve AB, Ankara'ya, 'DTP'ye yaklaşın, onlarla ilişki kurun' diyor.

Gül ve Erdoğan arasında en baştan beri 'altın bir denge işliyor.' Kolay değildir. Zaman zaman çatışıyorlar, dışarıya yansıtmıyorlar. Siyasal akılları, onların birbirine düştüklerinde nasıl bir fatura ödeyeceklerini kulaklarına fısıldıyor. Farklılıkları var, bunu politik duruşlarıyla hissettiriyorlar. Siyasal kimlikleri üzerinden ayrışıyorlar. Bazılarının zannettiği gibi egolarla ilgili değil, psikolojik mekanizmalarla veya eş durumuyla alakası yok. Ekipleri farklı. Rekabet var.

Cumhurbaşkanlığı simgesel anlamı yüksek bir makam. Aktif siyasetin tehlikeli olduğu bir alan. Gül daha mutedil, hesaplı, toparlayıcı olmaya çalışıyor, anlaşılabilir. Başbakanlık siyasi söylem ve tutum gerektiriyor. Sandık yakın. DTP'nin pervasızlığı arttı. Sertleştiriyor, radikalleştiriyorlar. DTP, sokak gösterileriyle ve PKK ile bağlantısını gizlemiyor. Çok provokatifler. Bir Başbakan bunlara tepkisiz kalamaz.

Bazen iyi dostlar da politik olarak ayrı yerlerde durabilirler. Şimdi onu yaşıyoruz. AKP bu fay hattı üzerinden çatlamaz. İkisinden birisi bu kavgada kaybeden olmaz. Tarihe farklı yazılanın kim olacağını ise 'küresel güç dengelerindeki oynama' ve yeni dengenin Türkiye'ye yansıması belirleyecek.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3