Türkiye'nin temel sorunu nedir? Yoksulluk.
Çare olarak politika ve proje üretilmesi gereken alan hangisi? Kalkınma.
Peki, soruyorum, gündem bu önceliğe uygun mu şekilleniyor? Hayır hem de altı yıldır...
AK Parti, kuruluşundan itibaren 'Anadolu merkezli bir kalkınma vizyonu' sergiledi. Bu nedenle 3 Kasım tarihi 'Anadolu ihtilali' manşetiyle özdeşleşti.
AK Parti, merkezin değil, taşranın partisi. Sırtını 'Anadolu kaplanları'na, yani 'çevredeki yeni burjuvaziye' dayadı. 5 yıllık çalkantılı iktidarın sonunda 'yüzde 47'yi getiren ana motivasyon', Anadolu'da yapılan duble yollar, sağlık alanındaki yatırımlar ve konut hamlesidir. İdeolojik söylem ve eylemler çok da belirleyici olmamıştır. Hal böyleyken altı yıllık iktidar döneminde yapılanlar ideolojik söylemlerin gölgesinde kaldı. Bu kısır döngüye girilmesinde AK Parti yönetiminin suçu ve günahı büyük.
Karayoluyla Anadolu'ya gittiğinizde ülkenin her yerinde yol çalışmaları dikkat çekiyor. 'Anadolu'nun dönüşümünün lokomotifi' duble yol projeleri. Memleketin iktisadi ve sosyal dönüşümü, bunun siyasal alana yansıması karayollarıyla hız kazanıyor. Ankara'daki sığ tartışmalar Anadolu'nun bu tarihsel dönüşümünü ve taşranın merkezleşmesini gözlerden uzaklaştırıyor. Aslında AK Parti'nin sihri de gözden kaçıyor. Toplumsal talepler siyasi olmanın ötesinde daha çok ekonomik.
Dönüşümün taşıyıcısı karayolu projeleri
Kişisel bir gözlemimi aktarayım. Ben Kütahyalıyım. Yöremizde yıllardır ciddi karayolu sorunu var. Bunda coğrafyanın etkisi büyük. Son zamanlarda Adapazarı-Mekece-Bilecik-Bozüyük güzergahında yolculuk yapanlar, günün her saatinde olağanüstü hummalı bir yol çalışması görüyor. Bu yol, Türkiye'nin en yoğun güzergahı olduğu gibi, çok düşük standartlarda, tek şeritli ve çok sıkıntılıydı. Trafik kazası için de 'kara nokta.' Halen buralarda yoğun bir duble yol çalışması yürüyor. Hem de üst standartlarda. 120 kilometrelik yolu 5 ayrı müteahhit grubu yapıyor. İstanbul'dan Güney'e, İzmir, Antalya, Afyon, Eskişehir ve Denizli'ye olan bütün sevkıyat buradan gerçekleşiyor, ekonomik değeri çok yüksek. Yöre halkı yıllardır şikâyetçiydi. Bozüyük şehir içi geçişi ise tam bir rezaletti, trafik kilitlenirdi. Geçen hafta gördüm, geçiş tamamen çevre yoluna bağlanmış, şehiriçi by-pass edilmiş. Çevre yolu üzerinden Bursa istikametine rahatça, yeni yoldan geçiş yapılıyor. Çevre yolu üç gidiş-üç geliş olmak üzere altı şeritli. Çevre yolundan sonra da Bilecik'e doğru adeta dağlar yerlerinden oynatılmış ve o zor koşullarda yepyeni yollar açılmış. Bir tarafında demiryolu, ortada nehir, etrafında dağlarla çevrili bir yolda 24 saat çalışma yapılıyor. Şimdi o yöre insanlarını düşünün, nasıl etkilenmesinler?
Ankara'ya döner dönmez, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Habib Soluk'u aradım, dün kendisiyle uzun bir görüşme yaptım. 'Adapazarı-Bilecik yolu birinci önceliğimiz' dedi. Günde 20 bin araçlık bir trafik yaşanıyormuş. Hükümetin merkezinin, Başbakan Erdoğan, Maliye Bakanı Unakıtan ve Ulaştırma Bakanı Yıldırım'ın üçlü sacayağı üzerinde şekillendiğini düşünürüm. Erdoğan, 1 Eylül 2007'de Karayolları'nı Binali Yıldırım'a bağladı. İsabetli bir karardı. Bakan, o gün hesaplatmış, Karayolları tam bin 556 proje yürütüyormuş. Mevcut ödeneklerle işlerin hepsi 2033 yılında bitebilirmiş. 'Para bulunursa ne zaman biter?' diye sormuş. '2011 sonu' demişler. 'Tamam ben kaynağı bulacağım. İşleri 2011'de istiyorum' talimatını vermiş. İşte bu hummalı çalışma onun eseri. Müsteşara 'yetişecek mi?' dedim, 'başka şansımız yok' diye yanıt verdi.
Bakan Yıldırım, küresel krizden kurtuluş için 'inadına yatırım' diyordu, haklı. 'Yatırıma devam' etmeli.
AK Parti'nin sihri, 'Anadolu'ya kaynak aktarmak' ise, yapması gereken de 'yapay gündemlere esir olmamaktır.'
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.