İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Gazetecilik krizi

Siyasal sistemimizin geleceği ve demokratik kültürümüzün sağlıklılığı açısından son derece tehlikeli bir sorunla karşı karşıyayız: 'Gazetecilik krizi.'

Toplum son derece dinamik ve hareketli. Dışarıya adımınızı attığınız anda 'olay' var ama gazetelerde 'haber' bulamıyorsunuz.

Halkla gazeteciler arasındaki 'güven ilişkisi' ciddi bir kırılma yaşıyor. Oysa haber almak 'hayati bir ihtiyaç' ve tamamen 'güven duygusu'na bağlı.

Gazeteciler nicedir toplumdan kopup, medya plazalarına kendilerini hapsetmiş haldeler. Gazetecilik ise sahada yapılan bir iştir. Dünya ve Türkiye, plazalardan görülemeyecek, anlaşılamayacak kadar karmaşık ve kaotik günlerden geçiyor.

Medya, 'çok sesli bir görüntü' sergiliyor ama aslına bakarsanız aynı sesten, aynı tondan, aynı şeyleri söylüyorlar. Fikir çeşitliliği veya zenginliği hak getire. Savunma ve saldırı üzerinden tartışmalar yürüyor.

Kimin ne söyleyeceği önceden belli. Gazete okumanın heyecanı azaldı çünkü sürprizlere kapalı bir yayıncılık yapılıyor.

İki büyük medya bloklaşması görüyoruz, bir taraf yayın dışı işlere dönük 'ekonomik çıkar avcısı' konumunda. Yayın politikasındaki değişiklikler bu çerçeveden kuşkuyla karşılanıyor. Diğer taraf 'hükümetin sözcüsü' pozisyonunda. İnsanlarımız iki blok arasında sıkışmış durumda.

ÜÇÜNCÜ YOL MÜMKÜN

Tarafsız bir mecraya, üçüncü bir yola ihtiyaç var. Bu sadece medyanın sorunu olamaz, yaşanan kriz aslında siyasetin çıkmazı. Birileri kararsız seçmen kitlesinin oranının yüzde 40'lara yükselmesi üzerinde birazcık düşünmeli.

Önce hangisi kutuplaştı, siyaset mi medya mı?

Bu sorunun yanıtı merak konusu. Toplumsal ayrışmada acaba fitili kim ateşliyor?

Türkiye'ye yönelik okumalar uzun zamandır sağlıksız ve derinliksiz. Gazetecilik dili nicedir gündelik yaşam dilinin dışında. Halkın ve medyanın gündemleri birbirinden çok ayrı. Derin bir etik ve tutarlılık sorunu var.

Siyaset ve medya arasında çetin bir mücadele yaşanıyor. Bu, iktidar alanının sınırlarını çizmesi gereken bir kavga. Ancak mücadelenin niteliği değişti, medyayı ve siyasetin geleceğini tehdit eden gelişmeler bu değişimden kaynaklanıyor. Ülkenin gündemini tayin etme, politikalara yön verme ve iktidarı yönlendirme arayışı ve alışkanlıkları sarsılıyor. Buradaki konumlanma gazetecilik mesleğini kendi hedef ve ilkelerinden uzaklaştırıyor.

'Tek taraflı, kasıtlı ve seçici bir muhalefet yapma' döneminden geçiyoruz. Her bir medya grubu sırtını bir iktidar odağına yaslarken, diğerini hedef tahtasına oturtuyor. Tam bir çifte standart arenasına çevirdiler medya ve siyaset sahasını.

MUHABİR VE HABER GAZETECİLİĞİ

Örnek verelim: 'Başörtüsü insan hakları problemidir' diyenler 'Alevi kesimin sorunlarına sırt çevirirken', her fırsatta askeri eleştirenler polise söz söyletmiyorlar. Böyle yaparak inandırıcı olunmaz. Bunun adına 'seçilmiş eleştiri' diyebiliriz. Hükümet birilerine göre 'rejim düşmanı', diğerlerine göre 'hiç hata yapmayan adeta yarı mistik bir kurtarıcı.'

Halbuki iktidarda kalmak en çok iktidar sahiplerini yıpratan bir süreçtir. Türkiye yararına iktidara yardım etmek isteyenler onu eleştirebilmelidir. Belli amaçlarla sakladıkları haberler, dile getirmedikleri eleştiriler herkesten çok iktidar mensuplarına zarar veriyor. İş ki eleştirirken üsluba dikkat edilsin, yalan yazılmasın ve hakaret olmasın. Aynı kural ve kriter TSK ve bütün diğer kurumlar için geçerlidir.

Somutlaştıralım: Bu hükümet, büyük işler de başarmış, çok ciddi hatalar da yapmış bir siyasal iktidardır. Böyle olması gayet de doğaldır. Türkiye gibi devasa büyüklükte sorunları olan bir ülkede altı yıldır tek parti iktidarı altında yaşıyoruz. İyi yaptıklarında desteklenmeli, yanlışlarında uya-

rılmalılar. Medya bunun için var.

AKP'nin iktidara geldiği gün geleneksel medya yapısı değişmeye başladı. Merkez medya, gelişen ve büyüyen Anadolu sermayesinin desteklediği yeni bir medya yapılanmasıyla karşı karşıya. Televizyonların reyting ve gazetelerin abonelik sistemini sorgulamaları bu mücadelenin yansıması. Merkez medyanın gündem belirleyiciliği tartışılır hale geldi.

Çok soruyla karşılaşıyorum, söyleyeyim: 'Patron kavgaları medyanın kredibilitesine ağır darbeler indirmiştir.'

Son bir not: Gazetecilik haber, haber de muhabir demektir. Muhabir de sahada çalışır. Özgün ve farklı habercilik muhabirler tarafından yapılır. Biz bunun yolunu açıyoruz.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3