Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Dış kaynaklı durgunluk geldi!

TUİK 2008 yılı üçüncü çeyrek GSYİH reel büyüme sayılarını pazartesi günü açıkladı.

Kısmen revize edilmiş verilerle 2008 yılı ilk çeyreğinde yüzde 6.7 büyüyen Türkiye, 2008 yılı ikinci çeyreğinde ise 2.3 büyümüştü. Dün ilan edilen 2008 üçüncü çeyreğinde ise yüzde 0.5 reel büyüme ile yılın ilk dokuz ayında yüzde 3 büyümeye ulaşmış bulunuyor.

Gelecekte olabilecekleri tahmin açısından önemli ve cevap verilmesi gereken önemli bir soru şu andaki verilerde gözüken bariz yavaşlamanın ne kadarının iç sorunlar ne kadarının da dış global sorunlardan kaynaklandığıdır.

Hatırlanırsa 2008 yılı birinci çeyreği olumlu reel büyüme sergiledikten sonra 2008 ikinci çeyreği yüzde 2.3 büyümeye gerilemiş bulunuyordu ( ilk ilan edilen verilerdeki yüzde 1.9 değeri revize edilerek 2.3'e değiştirildi). Gene hatırlanırsa 2008 ikinci çeyreğinde özel ve kamu tüketiminde ciddi yavaşlama görülürken, yatırımda da, hem kamuda hem de özel sektörde ciddi yavaşlama görülmüştü. Birinci çeyrek ocak, şubat ve mart aylarını kapsarken, ikinci çeyrek ise nisan- mayıs -haziran aylarından oluşuyordu. Bizim kişisel kanımız 2008 yılının ikinci çeyreğinin düşüşünün büyük çapta ülke içindeki gelişmelerden kaynaklandığı idi ( parti kapatma, Ergenekon, hükümet- medya- ordu çekişmeleri, PPK kökenli iç terör sorunları gibi nedenlerden olduğu).

Halbuki dış global kriz 2008 eylül ve ekim aylarında dış âlem finans sektöründe ciddi boyutta sorunlar yaşandıktan sonra ancak kasım ayında dış âlemde reel sektöre zıplamış ve şiddetli tahribat yapmıştı. Bu nedenle ülkemizdeki nisan-mayıs -haziran yani ikinci çeyrek durgunlaşmasının büyük çapta iç faktörlerdeki gelişmelerin etkisi altında gerçekleştiğini düşünmek gerek. Bu düşünceden devam edildiği takdirde ise temmuz-ağustos-eylül aylarından oluşan üçüncü çeyrek de, ikinci çeyrek gibi de dış âlemdeki gelişmelerin etkisini göreli olarak daha az taşımakta. Özetle söylediğimiz, dördüncü çeyrekte reel büyümede daha da durgunluk yaşanacağı ve negatif büyüme göreceğimiz ve dördüncü çeyrek reel sayılarının dış krizi tamamen aksettiren sayılar olacağıdır. Bu nedenle dördüncü çeyrekte negatif reel büyüme yaşamamız büyük bir olasılıktır.

Çünkü şu anda elimizde bulunan aylık üretim ve istihdam gibi veriler eylül ve ekim aylarında ciddi durgunluk ve istihdam daralması yaşandığını işaret etmekte.

2008 üçüncü çeyreğinde arz, yani üretim yanına baktığımızda ve beklentilerdeki bozulma da göz önüne alındığında ve hesaplar büyümeye sektörel katkılar şekli ile incelendiğinde (pay çarpı büyüme hızı demek) sanayi üretimi, inşaat ve ticaret gibi sektörlerde çöküş yani negatif katkının büyümeyi aşağı çektiğini, ama tarımda, ulaştırma ve haberleşmede, ve de mali sektörde gözlemlenen pozitif katkının ise, büyümenin daha da yavaşlamasına engel olduğu, ayrıca ve net ihracattaki artışın da pozitif katkı yaptığını görmek mümkün (ihracatın bozulması ithalatın düşüşünden daha yavaş).

Talep tarafına bakıldığında ise özel tüketimin katkısının nerede ise sıfıra geldiği, ama kamu tüketiminin geçmişten farklı olarak pozitif katkı yapmaya başladığını görüyoruz. Benzer şekilde yatırımda da özel yatırımın negatif büyüme katkısına karşılık kamu yatırımının da toparlanarak pozitif katkı yaptığı görülüyor. Stok değişimi ise üretimin yavaşladığını ve stoktan satışın arttığı gösteriyor. İhracatın küçülerek de olsa pozitif katkı yaptığı da görülmekte.

Burada vurgulanması gereken özel taraf kriz havasına girip hızla daralırken, kamunun büyümeye destek vermek için tüketim ve yatırımı da artırdığı.

2008 son çeyreğinde ise negatif etkilerin güçleneceği kesin. Ancak büyümenin ne kadar daralacağı, içeride tarım sektörünün dördüncü çeyrek gidişatına ve net ihracatın dördüncü çeyrek katkısına bağlı olacak. Dış âlem gelişmelerinin kötü etkilerinin ise yukarıda söylediğimiz gibi en güçlü olarak dördüncü çeyrekte hissedileceği artık biliniyor.

Gene de, dünyanın tepe üstü çakıldığı bir dönemde ve içeride de büyük siyaset kökenli beklenti bozulması olan bir dönemde, reel büyümenin piyasada 2008 yılı bütünü için pozitif, yani yüzde 0.5-1.5 arasında gerçekleşmesi beklendiği düşünülürse, şartlara göre zor ama çok felaketçi bir ortamda sayılmayabiliriz.

IMF ile yapılacak anlaşmanın pişmekte olduğunu biliyoruz. Reel tarafta sonucu belirleyecek olan faktör ise, para politikasında ne kadar sıkılık yaşandığı ve maliye politikasında ne kadar gevşeme olduğu gibi faktörler. Zaten IMF ile tartışılanlar ve ayıklanmakta olan konular da bu konular.Önümüzdeki günlerde para ve maliye politikasının nerede durduğu ve ne yapılması gerektiğini tartışacağız. Burada da tartışma konusu gelişmiş ülkelerde yapılanların, bizim gibi gelişen ülkelerin şartlarında yapılıp yapılamayacağı.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3