AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-12
Adamlara imrenmemek mümkün değil. Ne kadar da disiplinli, koordineli yürütüyorlar kampanyalarını.
Ellerindeki her suçlayıcı lafı bolca kullanıyorlar. 'Ulusalcı' diyorlar, 'Ergenekoncu' diyorlar.
Bu memlekette CHP'li olmayı neredeyse utanılacak bir durum haline getirdiler.
Dahası, neredeyse CHP'li olmak bir çete üyesi olmak gibi sunuluyor.
Açıkça AKP'li olmanın, yandaş olmanın hiçbir sorun teşkil etmediğini düşünüyorlar ve bunu da bu ülkenin liberal çevrelerine kabul ettirdiler.
Bu memlekette liberal olmak biraz omurgasız olmakla eşdeğerdir ve liberaller gücün önünde eğilip bükülmeye bayılır. Gücün yalayıcısıdır onlar. Kendisini en rahat satan insan tipidir o.
AKP de iyi çözümledi onları. Liberallerin sözde destek verdiği konuları AKP kendi amaçları için eğip büküyor, liberaller de hemen zokayı yutuveriyor.
Örneğin; türban bir kişisel özgürlük olarak sunuluyor. Bunun aynı zamanda kişisel özgürlüğü kısıtlayıcı yönü de olabileceğini kimse söyleyemiyor. Bunu söylemek tabu haline getirildi. Söylemi AKP tamamen ele geçirdi.
Bu ortamda CHP'lilik neredeyse illegal örgüt üyesi olmak biçiminde algılatılmaya başlandı.
İmalar yapılıyor, medya içinde CHP'li gazeteci avına filan çıkılıyor.
Herkes yandaş, herkes AKP sempatizanı olmak zorunda gibi bir hava yaratılıyor.
FAŞİZME GİDİŞAT
Açıkça söyleyeyim; gayet başarılı yürütülen bu kampanya çok tehlikelidir ve ülkeyi faşizme götürme potansiyeli taşımaktadır.
Teoride bir gazetecinin haber izlerken taraf tutmaması gerekir. Ama bu teoride olabilir. Gerçekte bunun olabilmesi mümkün değildir. Objektif olma, felsefi açıdan sorunlu bir olgudur.
Özellikle köşe yazarlarının kendi siyasi tavırlarını olabildiğince açık söyleyip ondan sonra yorum yapmaları çok daha hayırlı sonuçlar verir.
Bu aralar AKP yandaşı ve sempatizanı olduğunu söylemek pek bir moda oldu. ('AKP chic' denilebilir buna popüler kültür jargonuyla...)
Buna bir itirazım yok. Çünkü ben de bazen bazı konularda AKP'ye destek verdiğimi açıkça söylemişimdir. Ama itirazım, CHP'li olduğunu söylemenin neredeyse utanılacak bir ayıp haline getirilmesi çabasınadır.
İnanarak AKP'li olan arkadaşlara denilebilecek hiçbir şey yok zaten. Ama beni tiksindiren, hayat tarzı olarak, bakış açısı olarak CHP'ye yakın olması gereken bazı yazarların sırf güç AKP'de diye, sırf moda bu diye her fırsatta CHP ve CHP'lileri aşağılamalarıdır. Bu da maalesef Türk entelektüelinin çapsızlığının göstergesi.
Dün bir soru atılmış ortaya. 'Merkez medya CHP'li mi?' diye sormuşlar. Sonra hemen cadı avı başlamış, 'Kim CHP'li kim değil?' diye.
Sanki yüz kızartıcı suç işlemiş insanları tespit ediyor gibiler. Kendilerine yandaş medya vardı zaten. Yenilerini satın da aldılar, bu da kesmedi. Satın alamadıklarına adamlarını yerleştirdiler. Henüz dokunamadıklarına ise gözdağı veriyor, psikolojik baskı uyguluyorlar.
Bakın şimdi dikkatle okuyun beni. Bu köşenin yazarı hayatının hiçbir döneminde CHP'li olmadı.
Ben CHP'ye sol damgası vurulmasına sinirlenirim. Ben Marksist düşünce sistematiğine sahibim ve şu aralar biraz anarşistim. Hiçbir siyasete filan inanmıyorum. Yani bende gerçek objektiflik var.
İyi bir anarşist olarak, CHP'yi solcu filan değil düpedüz sağ bir parti olarak görürüm.
Seçimlerde ise büyük sonuçlar filan almayacağını bilmeme rağmen daima ÖDP'ye oy verdim. Yetersiz olduğunu bilmeme rağmen gönlüm ÖDP'lidir.
CHP ruhunun ÖDP'nin anti-tezi olduğunu da bilirim.
Buna rağmen bu memlekette CHP'li olduğunu söylemenin bile utanılacak bir hareket ve neredeyse suç haline getirilmesinin ne kadar faşist bir girişim olduğunu da aynı ölçüde bilir ve görürüm.
Biz Marksistler olarak yıllar içinde ne tür hallerini gördük bu ülkenin. Geçmişte ne belalardan çıktığını da biliriz. Bu ülkeye de ağır bir bedel ödedik biz.
Gayet onurlu bir geçmişi olan Marksistler onca mücadeleyi, onca çekilen acıyı, bu memleket basit ayak oyunlarıyla, taşralı tüccar cinlikleriyle adım adım faşist düzene sokulsun diye vermedik biz.
Bugünlerde yandaş medyacıların biraz daha azgınlaşmasının temelinde ne var biliyor musunuz? CHP'li avına çıkılmış olunmasının temelinde İstanbul kaybedildiği takdirde AKP'nin de silineceğinden korkulması gerçeği yatıyor.
Deniz Baykal bunu gördü. Erdoğan da biliyor bunu. Medyada başlatılan cadı avının temelinde bu yatıyor. Erdoğan yerel seçimin hayati kavgasının Güneydoğu'da verileceğini düşünüyordu ama ibre birden İstanbul'a döndü. Bakalım görelim neler olacak...
Bu arada kim CHP'liyse korkmadan açıkça söylesin. AKP'li olanlar nasıl rahatlarsa siz de olun.
Halk çoğu zaman doğru olanı yapamaz ve demokrasinin tarihi de halkın yanlış kararlarının kronolojisidir aslında. Ama buna rağmen yine de yerel seçimde halkın kararının bu kez hayati önemde olduğunu söylemeliyiz.
Bu gerçeği AKP de CHP de görmüş durumda.
Bir anarşist olarak, AKP'liler demokrasiyi zedeleyecek davranışlar yerine demokrasiye konsantre olsalar daha iyi olur gibi geliyor bana.