AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-02-12
Bir yanım gururlu ve heyecanlı, diğer yanım hüzünlü ve tedirgin. Kalbimin bir bölümü mutlu, diğer kısmı mahcup. Davos'tan gelen o tarihi görüntüler içimde karmaşık duygular yarattı.
Peres'in sesini yükselterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözleri yanlıştı. Hele, konuşma sürelerinde adil davranmayan bir moderatörün Başbakan Erdoğan'ın sözünü kesmek için elleriyle onu uyarmaya çalışması affedilir gibi değildi.
Başbakan'ın, Peres'in sözlerine aynı ses tonuyla yanıt vermesi başlı başına anlamlıydı, mütekabiliyetin gereğiydi ve yerindeydi. Moderatöre gösterilen tepkiye herkes hak verdi. Ama Forum'u terk etme biçimi bence hiç şık olmadı. O nokta, 'öfke kontrolüne' ihtiyaç duyulan bir anı gösteriyordu.
Talih rüzgarı yine Başbakan Erdoğan'dan yana esti. Kriz, Erdoğan'a puan yazdırdı. Ama her zaman böyle olmaz ki. Rüzgar bazen ters eser ve esiri olduğumuz öfke, haklı bile olsak hem bize hem de ülkemize zarar verebilir.
Planlı mıydı? Kesinlikle değildi. Erdoğan'ın yüzüne bakınca anlık öfke görülüyordu. Hazırlıklı mıydı? Evet, 'belli ki İsrail'i o platformda biraz eleştirmeliyiz' düşüncesi gezi öncesinde kafalara yerleşmişti. Tevrat'tan alıntılar, 'serseri devletler' kavramsallaştırması bunun ispatıydı.
Erdoğan niye kızgın? Hep Olmert'in o meşhur Ankara ziyaretinden, Erdoğan'la beş saatlik görüşmesinden kaynaklanıyor. Olmert geldi, Erdoğan'la görüştü, gitti Gazze'yi bombaladı. Erdoğan karakterinde bir siyasetçi bunu hiçbir zaman unutmaz ve hazmetmez. O günden beri İsrail'e yönelik tepkinin arka plan psikolojisinde hep o görüşme yatıyor. Olayın bu kısmını İsrail siyaset aklı düşünmeliydi.
Gazze krizinin başladığı gün Erdoğan, Ortadoğu turuna çıkmıştı. O gezideki, Erdoğan'ın bir danışmanıyla görüşmüş ve onun ağzından şunları yazmıştım: 'Ortadoğu liderlerinin hiçbiri, Abbas dahil, Gazze'ye insani bir dram gibi bakmıyor, hiçbiri bizim Başbakan gibi üzülmüyor.' Gelişmeler o danışmanı haklı çıkardı, Arap liderleri duyarsız, Batı zaten sessiz. Peres'in Erdoğan'a 'neden Mübarek ve Abbas sizin gibi konuşmuyor?' demesi unutulacak gibi değil. Herhalde Davos'taki depreme en çok Mübarek, Ahmedinejad ve Abbas üzülmüştür. Türkiye bir yanıyla da Filistin'deki seçimleri etkileyecek bir potansiyele ulaştı. Türkiye, kimi işaret ederse sanırım Filistin'de seçimi o kazanır.
Şimdi diplomasiyi devreye sokma zamanı
Forum'daki krizden sonra Erdoğan'ın basın toplantısı 'yumuşatıcı, dengeleyici, düzeltici bir mekanizma' oldu. Davos yönetimi, Erdoğan'ın yanında yer aldı, Peres'in, 'üzgünüz' telefonu yaraları sardı. Sonrası politikadır. Havaalanı şovu ve dünkü metro açılışındaki sözleri iç siyasete yöneliktir. İki ay sonra sandık geliyor.
Forum'da Gazze'de yaşananlara yönelik isyan sesi, 'resmi sıfatlarından arınmış insan Recep Tayyip Erdoğan'ın içinden yükseliyordu. O, duygusal tepkinin yansımasıydı. Diplomasinin orada yeri yoktu. Erdoğan'ın Peres'e yönelik sözleri Türk milleti olarak bizleri gururlandırdı. Demek ki toplum olarak o tip sahnelere çok ihtiyacımız var.
Madalyonun öbür tarafı da önemli: Nobel Barış Ödülü sahibi, 80'lik bir Cumhurbaşkanı'na 'siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz' demek hiç hoş olmadı, nezaketten ve diplomasiden uzak bir söylemdi. Burada Gazze'deki dramda hiç sorumluluğu olmayan İsrail vatandaşlarını düşünün bir kere. Orada düşünsel ve söylemsel bir derinlik yoktu. Dediğim gibi, 'Başbakan Erdoğan' değil, 'insan Erdoğan' konuşuyordu.
Erdoğan kamuoyunun tepkisine tercüman oldu. 21'inci yüzyıldaki o insanlık dramına sessiz kalmadı. Halkın büyük bir bölümünün gönül tahtına oturdu. Ortadoğu'da sokakların kalbini kazandı. Yüksek siyaset katında doğru yaptı mı, onu henüz bilmiyoruz. Dili, üslubu ve o isyanı seslendirdiği platform uygun muydu, onu tarih gösterecek. Şu anda olayın çok sıcak ve heyecanlı bir noktasındayız.
Olanlardan sonra Türkiye'nin İsrail ve ABD ile ilişkileri etkilenmez. Türkiye, Batı'dan da hiç uzaklaşmaz. Ankara'nın arabuluculuk faaliyetleri zarar görür. Ama oradaki dengeler zaten Obama'nın gelişiyle çoktan değişti. ABD doğrudan kendisi sürece müdahil olacak. Ayrıca Ankara'nın Hamas'la bu kadar yakın görünmesi artık tehlikeli noktalara doğru ilerleyebilir. Hele Davos krizinden sonra çok ciddi bir ayar gerekiyor.
Günün sonunda, şu ana kadar ürettiği sonuçlara bakarak Erdoğan'ın Davos'ta yaptığına 'iyi bir hareket' diyorum. Ama kesinlikle daha iyisi ve mükemmeli olabilirdi. Bundan sonrası önemli. Anlık öfkeye karşı şimdi diplomasiyi devreye sokmak gerekiyor. Evet, 'bazen öfke bir diplomasi sanatıdır' ama diplomatik kullanıldığı zaman. Devlet adamı öfkeye rastlantısal olarak yakalanma lüksüne sahip değil. Zamanını, yerini ve biçimini uygun planlarsa etkili olur. İnsanın öfkeyi
kontrolüyle, öfkenin insanı kontrolü bambaşka şeyler. Davos'ta hangisi yaşandı, biliyor muyuz?