AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-12
Kendimden de bilirim yazarlar bazen yazdıkları yazının gideceği tüm noktaları göremeyebilirler ve hatta yazdıkları yazının sonunda gelip kendilerini vuracağını anlamayabilirler.
Bu vakaların çoğu masumiyetten veya düpedüz aptallıktan kaynaklanır.
Bazen de Selahattin Duman vakasında olduğunu tahmin ettiğim gibi yazarın kötü kalpli ve hatta vatan haini olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Selahattin Duman dün son zamanların en tehlikeli, en yıkıcı, en hain, en bölücü yazılarından bir tanesini yazdı. Hain olmasa bile şeytanın eline geçmiş olmalı bu adam, başka açıklamasını bulamıyorum o yazının.
Zeki ve esprili erkeklerin tercih edilmesi ideolojisinin nedenini sorguluyor yazısında. Bunun neden illa da gerekli olduğunu, neden istendiğini anlayamadığını yazmış.
Hemen cevap vereyim de meseleyi sonradan açarım. Selahattinciğim kadınlar zeki ve esprili adamlardan hoşlanmıyor olsalardı senle ben şimdi bile bakir olarak yaşıyor olacaktık. İşin özeti bu.
Yanlış anlama, ikimize çirkin filan demek istemiyorum, haşa. Hatta gazetedeki resminden gördüğüm kadarıyla, görmediğim yıllar boyunca sen güzelleşmiş bile sayılırsın.
Yaşlandıkça güzelleşiyor olsak bile şunu da kabul et kerhaneye bile gidecek olsak kapıda bizi içeriye almadan önce konuşup espri filan yapmamızı isteyebilirler. Yani öyle fazla arzular uyandıracak bir görünümümüz yok.
Aman ha zeki ve esprili olmak avantajımızı elden alma. Elimizden bu avantajımız da giderse, bir gün eğer istersek azgın teke sendromuna kapılmamız bile mümkün değil. Sen gazetenin yayın kurulunda yer aldığından belki parana filan güveniyor olabilirsin. Bu arada yayın kurulu üyeliği gibi tarihsel ve şanssız bir kaza senin başına neden geldi bilemiyorum. Biliyorsun ben yayın yönetmenliği adı verilen tarihsel kazadan bir süre önce kurtuldum. Sana da aynı özgürlüğü tavsiye ediyorum. Belki senin paran var ama ben sadece zekası ve esprisi olan fakir bir ihtiyarım. Bunu da unutma.
Bu dünyada kadınlara yaklaşmak dahi için bile zekaya ihtiyacım olduğunu ben çok eskilerde anladım. Hatta o günü dün gibi hatırlıyorum. Kendimi çok arzulanır ve seksle dolu hissettiğim günlerdi. Yani anlayacağını, hayli öncesinden bahsediyorum. Amerika'da üniversitenin bahçesinde İrlandalı bir kızı gözüme kestirmiştim. Heyecanımı bastırmak için okulun barındaki stokları hayli azalttıktan sonra bazılarının yaptığı ve sonuca ulaştığını görmüş olduğum yöntemi denemeye karar verdim ve direkt saldırı yolunu seçtim. Başarısızlığım hayli lirik bir şekilde gelişti. Kısa diyaloğumuzu aşağıda aynen aktaracağım. Kendini tut da ağlamamayı başarabiliyorsan, sıkıyorsa başar bakalım:
BEN: HI! ( Kıza merhaba dedim yani)
KIZ: WHY? (Neden merhaba dedin diyor)
BEN: WHY NOT? (Kendime güvenim hala daha sonsuz veya sarhoşum çünkü neden olmasın cevabını verdim kıza. Şimdi başıma gelse bu ve ayık olsam ülkeyi filan terk ederdim herhalde.)
KIZ: BYE! (Yani hoşça kal dedi ve hayli ilgi çekici ve yoğun olan poposunu döndü, çekti gitti.)
Bu diyaloğu birbiri ardına okursanız yani HI, WHY, WHY NOT, BYE bunun hayalkırıklığı üzerine yazılmış olan dünyanın en güzel şiirlerden birisi olduğunu da göreceksiniz.
İşte ben o gün kampusun ortasında şapşal bir şekilde kaldığımda artık zeki ve esprili olmaktan başka hiçbir şansım olmadığına karar verdim.
O günden bu yana hala daha zekam üzerine çalışıyorum. Bu avantajımızı sakın bizim elimizden almaya kalkışma, bir daha bunu hatırlatan yazılar filan yazma, aksi takdirde seni üzülerek de olsa öldürmek zorunda kalacağım. Kader mahkumları çaresizlikten öldürürler biliyorsun, sen halkı daha iyi tanırsın.