AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-12
Oray Eğin dün Almanya'dan getireceği kitapları paylaşmaya niyetli olmadığını yazmış. Rana Amerika'dan yeni döndü ve bana birçok kitap getirdi. Aralarında Oray'ın bayılacağı kitaplar var. Madem kitaplarını benimle paylaşmıyor ben de onu bir kitap düellosuna davet ediyorum.
Oray Eğin ile aramızdaki fikir alışverişinde önemli yer tutan 'Monocle' dergisinin adı bana farklı çağrışımlar yaptı. Sadece bu addan yola çıkarak değişik bir analiz daha yapılabileceğini düşünüyorum.
Monocle, 'Tek gözlük' anlamına gelen ve Türkçesi 'Monokl' olarak yazılan bir gözlük tipidir. Bu gözlük tipinin sınıfsal çağrışımları vardır. 'Dandy' diye bilinen ve 'Züppe' olarak çevrilebilecek insanların kullandığı gözlük tipidir bu.
'Dandy', kılık kıyafetine abartılı önem veren, kullandığı lisan konusunda hayli titiz ve edalı olan, orta sınıflardan geldiği halde aristokratik zevk ve hayat tarzına öykünen, o tarzı hayatına zevkleri ve davranışlarıyla sokmaya uğraşan bir insandır.
'Monocle' adının dergiyi ilk gördüğüm andan itibaren bana çağrıştırdığı, New Yorker dergisinin logosuydu. Bu logoda, derginin ilk sayısında elinde bir 'Monokl' tutan aristokratik edalı bir adam bulunur. Daha sonra, çok tartışıldığı için bu tipe bir isim gerekiyordu. 'Eustice Tilley' adı verildi.
Bu logo ile New Yorker dergisi kendi içeriği hakkında hemen bir mesaj vermek istiyordu. Dergi, rafine zevkleri olan ve orta sınıflardan gelseler bile rafine hayat tarzını kendilerine yakıştıran insanlar için çıkıyordu.
Nitekim New Yorker ilk başlarda sadece Manhattan Adası'nın hayat tarzını kendisi için referans aldı.
O adada çalışıp, yaşayan insanların zevk ve beklentilerine cevap verdi.
Bende dijital koleksiyonu bulunan derginin ilk sayılarında hayli fazla dedikodu türü yazı bulunduğunu görüyorsunuz. Dedikodu ve mizah yazılarından oluşuyordu dergi.
Ancak kapitalist üretim sürecinin evrimi ve dönemsel krizleri yayıncılıkta her zaman arzu edilenin yapılmasına izin vermeyebiliyor. New Yorker'ın ilk sayısının çıkmasından birkaç yıl sonra Amerika'da büyük depresyon yaşandı. Ve 'Dandy' tipinin hayat tarzı, zevk ve beklentilerinin karşılanabileceği dünya aniden yok oldu.
İlk sayılarında kısa, sudan konulara ağırlık veren New Yorker birden uzun ve hatta roman uzunluğunda ağır yazılar basmaya başladı.
Kriz dönemlerinde hayatları sarsılan ve gelecek korkuları kendilerini saran insanlar, üzerinde düşünerek okuyacakları içerikli yazılar talep etmeye başladılar. Bu talebi karşılayan New Yorker dergisi ise depresyon dönemi boyunca büyümeyi başardı. Tabii ki hiçbir zaman mizahı ihmal etmedi. Hatta Woody Allen'in mizah yazıları daha sonra ilk kez bu dergide yayınlandı.
Depresyon sona erince rafine zevk ve beklentiler hakkında yazılar da çıktı dergide ama bunların çoğu, konuları kapsamlı bir şekilde ele alan yazılardı. Dedikodu yazısında bile bu içerik yoğunluğu arandı.
Yani hayata dair her konuya eşit önem verildi ve ciddi biçimde ele alındı.
Kendi adında, Eustice Tilley'in elinde tutmakta olduğu 'Monokl'a atıfta bulunan 'Monocle' dergisi de sadece ismiyle bile, orta sınıftan geldikleri halde rafine zevk ve beklentilere sahip insanların beğenilerine hitap edeceğini söylüyordu. Nitekim bunu da başardı.
Ama ne yazık ki kapitalizmin acımasız kuralları burada da devreye giriyor. Kıyafetlerine abartılı önem veren, rafine zevk ve taleplere sahip olduğuna inanan günümüz züppeleri 'Hedge fund' yöneticileridir. Onlar hızlı yaşardı. Ne yaptıklarını fazla düşünmeden iş yapıp büyük paralar kazanıyorlardı. Bunları da üzerinde fazla düşünmeden hemen harcamak zorundaydılar.
'Monocle' dergisi, dünyanın her tarafından verdiği kısa kısa haberleri, rafine zevk ve ultra lüks tüketime ulaşma yollarını öğretmesi ve temelde 'USA Today' gazetesinin çok öncelerde gazete formatında denemiş olduğu içeriğiyle, dergicilik alanında o tür insanların hızlı yaşamlarına destek veriyordu.
Derginin editörü Tyler Brule'nin Financial Times'taki köşesinin bile adı 'Fast Lane'di.
Kapitalizmin kriz dönemlerinde, insanların kendi hayatları ve dünyayı anlayıp öğrenme çabaları kısa yazılardan alınamıyor. Tüketimlerini yönlendirecek bilgilerden daha çok, yaşamlarını yeniden kurmalarına yardımcı olabilecek duyarlılıkla yazılan içerikli yazıları okumaya ihtiyaçları var.
Ben bunun sadece dergilerde değil önümüzdeki yılların gazetelerinde de yapılabileceğini düşünüyorum. Kriz nedeniyle 'Monocle' dergisi çoktan gündem dışı kaldı gibi geliyor bana.
Bu arada Oray Eğin dünkü yazısında beraberinde getireceği kitapları paylaşmaya niyeti olmadığını yazmış. Başka zaman olsa bu benim içimi acıtabilen bir konu olabilirdi. Ama Rana daha yeni Amerika'dan döndü ve bana birçok kitap getirdi. Aralarında Oray'ın okumaya bayılacağı kitaplar var.
O kitap paylaşmayacaksa ben de onu bir kitap düellosuna davet ediyorum. Paylaşmama fikrinden ilk vazgeçen taraf kaybetsin düelloyu...