AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-12

kategori2

Meraklı bir adamın fikirleri önemliyse:İLİŞKİLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Son zamanlarda yoğun bir söyleşi furyasına girdiğimden ve soruların ağırlıklı bölümü evlilik ve yaşım üzerine olduğundan, dahası yazdığım bazı yazılar nedeniyle çıkan polemikler nedeniyle ilişkiler üzerine düşünme, gündemime yoğun olarak girdi.
Aslında asıl yazı konusu bu olan arkadaşlar kadar yoğun olmasa da, ben bu konuya meraksız değilim. Üzerinde okur ve düşünürüm, modern olanı takip etmeye de, tavır olarak çağdışı kalmamaya çalışırım.  Temel tavrım 'İnsana ait olan hiçbir şey bana yabancı değildir' diye özetlenebilir ama özellikle seks söz konusu olduğunda insan beyninin kara deliğine gelmiş olduğumuzu bilirim.
Kesin kuralları olmayan, kesin davranış kodları bulunmayan ya da bulunmaması gereken bir alandır seks.
Kural olmayacaksa dedimse de bir tanım vardır onu çok beğenir, çok tutarım onu. o tanım sınırları da belirler aslında.
Sekste neyin normal olduğunu şöyle tanımlarsak neyin anormal sayılacağı da otomatikman tanımlanmış olur bence
'Normal seks, iki yetişkin insanın karşılıklı anlaşma çerçevesinde, tamamen özgür biçimde, birbirleriyle yapmaktan hoşlandıkları davranış biçimleridir.'
Bana bu çok önemli bir tanım olarak geliyor. Çünkü çoğunluğun normal saydığı seks ilişkisiyle yetinmiyor, örneğin fetişistik içerikli her türlü seksin de normal sayılabileceğini kabul ediyor.
Önemli nokta; gördüğünüz üzere bu tanımlamada 'Yetişkin insan' denildiğinden yetişkin olmayanlarla ve hayvanlarla seks normal sınırı dışında tutulmuş.
Öyleyse bir kadının erkeği kırbaçlaması da normal olarak tanımlanabilir. Eğer iki taraf da o ilişkiye gönüllü girmişlerse, onların normalidir bu, kimse karışmasın diyor bu tanım.
Tanım net olmasına rağmen hayli sorunlu olabilir. Gerçek yaşamda bunu da kabul etmek gerekir. Çünkü bu noktada erkeklerin tuhaflıkları devreye girebilir.
Erkeklerin uygun ortamı ve fırsatını bulduklarında seks adına yapmayacakları şey de hemen hemen hiç yoktur.
Bu 'Sosyal-Darvinist' bir kural adeta. Nedenini de ben tamamen bilmiyorum ama kabul etmek gerekir ki; yukarıda önem vererek yazdığım o net tanımı gerçek yaşamda zorlayabilen, sınırları yıkmak isteyebilecek bir 'Darvinist güdü' bu erkeklerin ki...
Aslında bu pazar renklerinde yapmak istediğim seksi değil, ilişkiler konusundaki mikro trendleri biraz irdelemekti.
Yani kadın-erkek ilişkilerinde neler değişiyor, bunu sormaya çalışacaktım. Ama konu ilişkiler olunca seksi düşünmemek de absürd olacaktı. O nedenle bu giriş yazısı ile başladım. Şimdi ilişkiler konusundaki mikro trendleri vermeye başlayım. Baştan kabul ediyorum ki; birçoğunuza bunlar çok yeni bir şey olarak gelmeyebilir ama trendi tespit etmiş olmak ve anlamak için bunu yine de yapmak zorundaydım.

İlişki
yazıları

Aslında ilişki yazı türünü 'Sex and the City' öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmak gerekecek galiba. 'Sex and the City' dizisinin ana kahramanı, yaşamış olduğu seks ilişkilerini yazan bir köşe yazarıydı. Sarah Jessica Parker'ın başarıyla canlandırdığı bu karakter, ilişkiler konusunda yazı türünün içeriğini bence kalıcı olarak değiştirdi. Çünkü diziden önce Amerikan medyasında ilişkiler üzerine yazı tabii ki vardı ama onlar 'Güzin Abla' ekolündendiler. Sadece deneylerini yazmak iddiasında değillerdi. Teorik düzeyde tavsiyelerde bulunuyorlardı.  Bunlardan en çok tanınanı 'Dear Abby' köşe adıyla tanınan Abigail van Buren'di.
Onun köşesi çok okunurdu. Amerika ölçeğinde dağıtımı ve yayını bulunan bir köşeydi (syndicated column).
Kadın öldükten sonra aynen 'Güzin Abla' köşesinde olanlar oldu ve popüler köşeyi kadının kızı Jeanne Philips devam ettirdi. Bence ilişkiler konulu köşe yazılarında 'Sex and the City' ekolü çok daha ilginç ve güzel yazılara yol açıyor ve bunların yazılması daha da zor. İnsanın kendi yaşadıklarını yazabilmesi gerçekten ustalık isteyen bir yazı türüdür.

Puma kadınlar

Yazıya hazırlanırken yaptığım okumalarda Cougar women (Puma kadınlar) diye bir kavrama rastladım... Bu, kendinden daha genç erkekler ile ilişki kuran kadınları tanımlamak üzere oluşturulmuş bir kavram.
Bunu ilk kez Toronto Sun gazetesinin ilişkiler köşe yazarı Valerie Gibson ortaya atmış.
O, 'Cougar: A Guide For Older Women Dating Younger Men' (Puma: kendilerinden daha genç erkeklerle çıkan kadnlar için bir rehber) adlı kitabıyla kavramı tüm boyutlarıyla açtı. Yaşlanma sürecinin ve yaşlandım demek için ortalama yaş miktarının radikal biçimde yeniden tanımlandığı çağımızda kadının kendinden genç erkeklerle çıkmayı ve seksüel ilişki kurmayı tercih etmesi öyle çok olağanüstü bir gelişme değil tabii ki...
Kadının cinsel arzu zirvelerinin genç erkeklerinkiyle uyumlu olduğu bilimsel olarak biliniyor. Evli erkekler hiç kızmasın bunu yazıyorum diye...
Ben de yazarken olağanüstü mutlu olmuyorum bundan ama gerçek gerçektir.
Biz arzu etmesek de gerçeği bilmek zorundayız.
2004 yılında Amerika'da yapılan bir araştırmada geç yaşlarda gerçekleşen boşanmaların yüzde 66'sının kadınlar tarafından istenilerek gerçekleştiği görülmüş. Aldatılan kadınların payı da vardır bunun içinde ama cinsel arzu zirvelerinin çakışmasıyla da ilişkisi olduğu düşünülüyor.
Yine 2004 yılında 40-44 yaş arasında olup da doğuran kadın sayısı  10 yıl öncesine göre yüzde 63 artış göstermiş.

Eşcİnsellİk

Tabii ilişkiler konusunu bir köşe yazısında tümüyle ele almak mümkün değil. Çünkü konu çok karmaşık ve derin.
Benim için en önemli olan konu 'Azgın teke' kavramının ortaya atılmış olduğu bir ülkede 'Azgın teke' olan ve olmaya niyetli erkeklerin 'Puma kadınlar' kavramını da bilip öğrenmeleridir.
Ülkemizde bu konuda durum nedir bilemiyorum ama Pınar Altuğ gibi magazin dünyası örneklerinden anladığım kadarıyla Amerika'da olan bitenin Türkiye'de de olmaması için hiçbir neden de yok.                                                                                                                   
Yazı ağırlıklı olarak bu konuya yoğunlaşmış gözükse de konuyu tamamen kapsadığım iddiasında değilim elbette. En az 'Puma kadınlar' kadar önemli olan bir başka trend de eşcinselliğin tırmanışıdır.
Toplumda eşcinsel insan sayısında gözle görülen bir artış bulunuyor. Uzunca bir süre evli olup da çocuğu bulunan bazı yaşlı erkeklerin eşcinsel olduklarını yeni keşfetmeleri gibi bir trend de var.
Buna 'Coming out' deniliyor. Bunu bir tutsaklıktan çıkış veya kurtuluş olarak görüyor Batılı yorumcular.
Cinselliğini baskı altında tutup da yaşamak zorunda olanların kendilerini özgür kılmaları anlamında bu 'Coming out' kavramına ben de katılıyorum. Amerika'da sadece bu konuyla ilgili olan OUT adlı bir dergi de var. Bunun yanında şimdi adlarını hatırlayamadığım birkaç dergi daha var aynı konuyla ilgili olan. Yani trend tahmin edeceğinizden çok daha yaygın. Eşcinsellik konusunu ve eşcinsel, evlilik gibi trendleri de tamamen ayrı bir yazı konusu olarak ele almak zorundayım. Çünkü bu konu bir yazının unsuru olamayacak kadar önemli ve derin bir ayrı konu.

İşyerinde aşk - Bir otobiyografi

Yazımın bu bölümünde kendi yaşamımdan bazı kesitler sunacağım. Nasıl yazıdan sıkılmaya başlayanları tekrar yazıya döndürdüm değil mi bu başlangıçla?...
Evet kendi yaşamızda olsa da olmasa da işyeri aşkları çok yaygın olan bir trend. Çok eskiden beri işyerinde ilişkinin kabul edilemez olduğuıu ve bunun insanların kariyerine olumsuz etki yapacağı söylenir ama rakamlar gösteriyor ki bunları kimsenin taktığı yok.
Rakamlar hep ABD'den. Çünkü onlar bu konularda çok sağlam veriler tutuyor ve trendleri takip ediyorlar. Kariyerler konusunda uzman Vault adlı kurumun yaptırdığı çalışmaya göre 2006 yılında ABD'de çalışanların yüzde 60'ı işyerinde aşk yaşıyormuş. Bu rakam 2003 yılında yüzde 47'ymiş. 23 puan bir artış var. Uyarıları gördüğünüz gibi kimse takmamış. İşyerinde aşk yaşamamış nüfusun yüzde 9'u da işyerinde romantik bir ilişkiyi yaşamayı arzu ettiklerini söylemiş. Bu konuda öyle fazla kural filan ortaya atmanın da bir anlamı yok. Yani insanlar aşkı işyerlerinde bulamayacaklarsa başka nerede bulacaklar ki?..
İnsanın hayatının çoğunluğu işyerinde geçerse olacağı da buydu işte.

Oprah haklıymış

Ünlü talk şovcu, 2003 yılında çok tartışma yaratan bir şov yaptı. Bu şovun ana başlığı 'Kendinden genç erkeklere aşık olan kadınlar'dı. Ve bu şovuyla Oprah Winfrey sosyal trendleri ilk önce tespit etmekte ne kadar da usta olduğunu göstermiş oldu
Bir de Mick Jagger'in eski karısı 50 yaşındaki Jerry Hall'ın oynadığı bir reality şov vardı. Bu şovda 20 yaşındaki birtakım erkekler 50 yaşındaki kadınla çıkmak için birbirleriyle yarışıyorlardı.
Şov dünyasındaki bu trendler her zaman olduğu gibi gerçek trendlerin de bir göstergesiydi Ve tabii ki bir de 50 yaşındaki Madonna'nın 39 yaşındaki kocası Guy Ritchie de var. Onu da burada unutmak haksızlık olurdu. Hani son bir ödül töreninde onun hakkında şöyle bir espri yapılmıştı ya:
'Madonna da ekonomik krizden etkilendi ve evdeki hizmetçilerini işten çıkardı. Guy Ritchie'yi evden atmış.' Acımasızdı espri ve salondakiler söyleyen komedyeni yuhaladılar ama bence çok komikti. Komedyenlere haksızlık yapmayalım

Sakın kızmayın ha!

Yazıyı bitirdim ve tekrar okuduktan sonra yazdıklarımın bazı insanları kızdıracağını fark ettim. Ben genelde bunları dikkate almam ama bu kez onlara küçük bir tavsiyede bulunacağım. Kızmayın ve sadece yaşadığımız dünyada neler oluyormuş diye okuyun bunu. Kimse sizin evliliğiniz hakkında imada filan. bulunmuyor. Unutmayın ki; bu köşenin yazarı da 53 yaşında, evli ve çocukludur. Diğer trendleri bilemem ama henüz eşcinsel olup olmadığımı keşfetmiş filan değilim. Bunu keşfedersem de emin olun hemen yazarım açık bir şekilde. Buna da emin olun.