AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-02-12

kategori2

Medya saftirikleri

Milliyetçi bir söylemle kamuoyu yoklamaya çalışan, ama aslında hiç de milli olmayan bazı organizasyonlar kendilerini askerin iradesi ile yan yana göstermeye çalıştı mı?
Çalıştı.
'Suç' TSK içerisine sızmaya, orada da büyüyüp serpilmeye gayret etti mi?
Etti.
Birtakım provokasyonlar askeri darbeye kışkırtmaya çalıştı mı?
Çalıştı.

Peki TSK ne yaptı?
1.
Kurum dışındaki organizasyonlarla arasına mesafe koydu.

2. Suçun temizlenmesine vaziyet etti, ilgilileri hukuk çerçevesinde kurumdan uzaklaştırıp yargıya teslim etti.

3. Darbe provokasyonlarına karşı 'demokratik tepkiler' göstererek, adına yazılan planları boşa çıkarttı.

4. Büyük başarıdır. Bir yandan terör ile mücadele ederken bunların tümünü gerçekleştirebildi.

Öyleyse...
Medyada, 'news management' numaralarının çekim alanına esir olmuş saftirik bazı gazetecilerin, 'her türlü suçun müsebbibi TSK ve personelidir,' söylemi ne anlama geliyor?

Daha net ifade edelim:
Kendisine ulaşan belgelerin ve bilgilerin işlevini sorgulamadan, zihninin değil, ortamın iradesine teslim olup; eleştirilerini 'suç teşekkülleri'ne değil, TSK'nın bütününe ve ilgisiz personeline yayan yayınlar 'demokrat' olamaz.
Mademki, TSK 'demokratik bir pozisyon' almış, darbe provokasyonlarına direnmiş ve içine sızdırılmaya çalışılan suçları yargının ilgi alanına teslim etmiştir,
O vakit, TSK'nın kurumsal kimliğini ve personelini hedef alan yayınların 'demokratik bir tutum' olduğu çok şüphelidir.
Ne kadar ilginç değil mi?
TSK, içine 'suç' sızdırmaya çalışanlarla mücadele ederken...
Bir yandan da bu 'suç'ları kuruma nispet edip, bunun pr'ını yapanlarla mücadele etmek durumunda kalıyor.
Kusura bakmayın, hem cuntacıların hem de kimi demokratların aynı anda TSK'dan şikayetçi olmalarını anlamakta güçlük çekiyorum...
Suçlamaları TSK'nın tamamına yöneltmek, haksız olabilecek iddiaları personeline atfetmek; tam da cuntacıların arzulayacağı bir şey değil midir sizce?

Saçlarını boyatan adamlar
Dün, büyük bir işletmenin CEO'su CHP'li bir arkadaşım aradı...
'Belediye Başkanlığı adaylıklarında Yılmaz Ateş ve Mehmet Sevigen'in sözü geçiyor partide, başka kimsenin fonksiyonu yok' dedi.
'Ortak noktaları ne,' diye sordum.
'Saçlarını boyatıyorlar' diye yanıtladı.

'Ne alakası var' diye çıkıştım...
'Yok tabii bir alakası, ortak nokta sordun, espri yaptım... Ortak noktaları 95 yaşında Deniz Baykal başbakan olduğunda, genç görünme arzusu olabilir... Ama Allah'a şükür, Önder Sav gibi bir adam var partide' dedi.
'O niye' diye sordum.

'Hiç olmazsa sabah biri dükkanı açıp, akşam kapatıyor. Teşkilatlar öğlen açılıp akşamüstü kapanıyor bizde' dedi.
'Sen çok kızgınsın' dedim.
Bu sefer o bana çıkıştı.
'Ne alakası var, gerçek bu. Silkinemiyor bu parti bir türlü' dedi.
'Bu söylediklerini yazarım, adını da koyarım' dedim.
'Aman ha! Sakın!!!' diye tiz bir çığlık attı.
'Böyle CHP'liye, böyle parti' dedim ona.
Sanırım bir daha benimle konuşmayacak.