AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-12

kategori2

'Yemekteyiz' programının popüler olmasının nedeni

'Yemekteyiz' adlı yarışma programının yayınlandığı tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de çok beğenilip, çok seyredilmesinin nedenlerini mutlaka araştırmalıyız. Şahsen ben 'Popüler kültür üstüne laflar söyleyeceksem, mizah yazacaksam, o şovu da çözümlemem gerekiyor'  diye düşünüyorum.
Dedikodu, magazin haberleri popüler olan televizyon şovları, bir memleketin ruh hali üzerine en net bilgiyi verir insana. Bu bilgiyi, siyaseti takip edip siyasi yorumlar yazanları okuyarak anlamanız da mümkün değildir.

Devletin bile bu gerçeği görmüş olduğunu Kürtçe TV'yi başlatmasından görebiliyoruz.
İçimden çok gelmesine rağmen daha fazla teoride takılmayacağım ve sorunun direkt cevabına girmeye çalışacağım: Evet; nedir 'Yemekteyiz' yarışmasını bu kadar popüler kılan unsur? Bu sorunun cevabı o kadar kolay gelecek gibi gözükmüyor. Çünkü karmaşık bir süreçle karşı karşıyayız ve tek basit bir cevap yok galiba. Dolayısıyla başarının unsurundan değil, unsurlarından bahsetmek gerekecek galiba.
Orijinal bir yaklaşım bulabilmek için Umberto Eco'yu ve Slavoj Zizek'in çalışmalarını didik didik ettim kaç gündür. Konuyla ilgili ışık yakacak bir satır bulamadım.

Kitap okurken sürekli notlar aldığım kağıtları sıraladım yanıma ve arada bir onlara göz atıp başladım yazmaya. Genelde yazılara, yazının  son cümlesini de düşünmüş halde başlarım ama bugün bu yazının nereye varacağını, nasıl bağlanacağını şu anda bile tam bilemiyorum. Bu da farklı bir heyecan veriyor insana.

Yemekteyiz programının başarısına katkıda bulunan unsurlar bence şunlar:
1-
Programda yemekten çok daha önemli olan unsur dedikodu olarak ortaya çıkıyor. Davete gelenler hem birbirleri hakkında hem de ev sahibinin zevki ya da zevksizliği hakkında fikirler bildiriyorlar. Komşunun arkasından konuşma veya dedikodu bizim eski mahalle geleneğimizin ayrılmaz bir parçası. Programdaki bu dedikodu düzeyi insanların ilgisini çekiyor olabilir.

2- İyi bir akşam yemeği pişirmek her kadının hoşuna gidebilecek bir beceridir. (Feministler kızarsa burada yapmaya çalıştığım iş yolundan sapar. O yüzden lütfen bu kez böylesine genel bir lafı etmeme müsaade edin). Kadındaki bu arzu evrensel geçerliliği olan bir şey olabilir. Yemek davetini veren erkek olduğu zaman da kadının fikri eleştirmen olarak öne çıkıyor.

3- Yemek masası son derece yoğun anlamlarla dolu olan ve çok derin bir evrim sürecinden geçmiş, neredeyse sınıf savaşları sonucunda oluşmuş bir ideolojik cisimdir.

Bu konuyu yazının sonunda açacağım ama bizim kültürümüzde yemek masası feodal aile ilişkileri ile demokratik toplumun birlikte masaya oturma geleneğini birleştiren bir ideolojik cisimdir. 'Ne var yani dört ayaklı dikdörtgen bir cisim' deyip geçemezsiniz. Hep birlikte etrafına oturulur ama evin babasının ve evin kadınının nereye nasıl oturacağının da feodalizmden arta kalmış kuralları vardır. Diğerlerinin yeri de onlara göre belirlenir. Demokrasi gereği hep birlikte oturulur masaya ama masanın kuralları hala daha feodaldir.

Yani anlayacağınız; hepimizin bilinçaltında bir akşam yemeği masası düşüncesi önemli ideolojik unsur olarak vardır.
'Yemekteyiz' programı iyi yemek pişirme arzusu, dedikoduyu sevme ve yenmek masası etrafına oturmak ideolojisi gibi unsurları bünyesinde birleştirdiği için çok başarılı olabilir.
Tabii bu programda bir de hayli yoğun olarak yine evrensel bir duygu olan başkalarının zor duruma düşmesinden duyulan insani keyif (schadenfreude) de var Bir kadının ya da erkeğin yapmaya çalıştığı yemeği beceremeyişi ve serviste aksamalar olması bu evrensel olduğunu söylediğim kötü huyumuzu tatmin ediyor olabilir.
İlk üç hayli yerel sayılabilecek açıklama girişiminden sonra birkaç evrensel unsur da eklemeliyim bunlara...

4- Yemek pişirme son yılların en popüler mesleklerinden bir tanesi oldu ve şeflerin neredeyse film yıldızı gibi ilgi görmeleri birçok insanda yemek pişirmeye ilgiyi artırmış olabilir. Özellikle programa katılan erkek yarışmacılarda bu unsurun etkisini görüyor gibiyim

5- Ve son olarak daha önce de dediğim gibi tüm dünyada yemek pişirilmesini ve bunun başkaları tarafından yenilmesini izlemekten keyif almak çok yaygınlaştı ve hatta eleştirmenler bu yeni gelişmeye 'food-porn', (yemek pornografisi) özel adını taktılar. Bu konuda bilimsel incelemeler filan yayınlanıyor. Bunu daha önce yazmış olduğum için burada daha fazla detayına girmeyeceğim. Tabii ki 'Yemekteyiz' programında bu 'food-porn' unsurunun etkisi fazlasıyla da var.

Başta dediğim gibi benimkisi sadece bir anlama çabası. Bu yazı da bir tür sesli düşünme süreci ama yazıyı masa kavramı hakkında üzerine bir süredir düşünmekte olduğum bir fikri anlatarak bitireceğim.
Yukarıda dediğim gibi masaya hep birlikte oturmak, demokrasiye ait bir davranış biçimidir ama masaya hep birlikte oturanların uyması gereken kurallar daha çok feodalizmden kalmıştır.
Batı ülkelerinde de durum böyledir. Yemek davetlerinin ve masaya nasıl oturulacağının adabını, servisin ve yemeğin yeniliş biçiminin kurallarını aristokrasi oluşturmuştur.
Burjuva demokratik devriminden sonra artık yemek masasına herkesin birlikte oturması yeniliği yapılmıştır. Eskiden kimin davet edileceği sınıfsal aidiyete bağlıydı.
Şimdi her sınıftan insan gerek ev davetlerinde gerekse dışarıda yenilen yemeklerde aynı masaya oturabiliyor. Ama masada uyulması gereken kurallar hala daha aristokrasi döneminden kalma. Bu da Batı aleminde yemek davetlerine ayrı bir şıklık ve incelik katıyor.
Türkiye'de aristokrasi bulunmadığından ve burjuva demokratik devrimi de yapılmamış olduğundan komünal masalarda kurallar feodal ama şıklıktan incelikten çok uzak.

'Yemekteyiz' programı bana maalesef bir yemek masası ideolojisinden ne kadar uzakta bulunduğumuzu, incelikten ve şıklıktan ne kadar uzak davetler verebildiğimizi gösterdi.
Burjuvazinin bir sınıf savaşı sonucunda oluşmaması bir ülkeye zevkten ve şıklıktan uzak olmak gibi bir darbe de vurabiliyormuş demek ki. Programda bu net ve açık görülüyor.