AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-02-12
Şimdi bu listeye Akif Beki adını da ekleyelim.
Bu bir grup insan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın zamanında çok yakınında çalışmış, ancak bir süre sonra yolları ayrılmış insanlar. Bir kısmını Erdoğan yolladı, bir kısmı da kendiliğinden bu görevi bıraktı.
Dün Akif Beki'nin görevi bıraktığının duyulmasından sonra Başbakan'ın nasıl bir insan tüketen makineye dönüştüğünü düşündüm.
Yanına hiç kimse dayanmıyor. Ve de işin acı tarafı yanında hiç 'beyin' de kalmadı; yalnız bir adama dönüştü Başbakan. Yola beraber çıktığı Zapsu ve Çelik gibi isimleri kaybetmesinin yeri doldurulamayacak büyük kayıplar olduğu sonradan ortaya çıktı.
Şimdi de Akif Beki gitti. Nedeni konusunda pek çok senaryo var.
Akif Beki'nin başına buyruk davranmasının, Deniz Feneri meselesini iyi yönetememesinin ama daha da önemlisi güç sarhoşluğu yaşamasının bunda etkili olduğunu düşünenler çok.
Beki, basını azarlamayı ve bulunduğu konumu bir dikta lideri gibi kullanmayı seven bir devlet memuruydu.
Ayrıca teşkilat içinde ve Başbakan'ın çevresinde de hiç mi hiç sevilmiyordu. Hatta Deniz Feneri skandalı patladığından beri Bülent Arınç'ın onun telefonlarına çıkmadığı bile iddia ediliyor.
Bütün bunlar ayrılığın Akif Beki'yle ilgili kısımları.
Bir de işin Başbakan tarafı var.
Yanında çalışanlar, yukarıda saydığım pek çok isimle yolların ayrılmasında Başbakan'ın yorucu temposunun etkili olduğunu da söylüyorlar.
Hiç kimseye dinlenme izni vermeyen, kendisi dinlendiğinde de başkalarını çalıştıran biri Recep Tayyip Erdoğan. Öyle anlaşılıyor ki bu tempoya hiç kimse dayanamıyor, eninde sonunda pes ediyor.
Akif Beki'de de tıpkı diğer isimlerde olduğu gibi 'metal yorgunluğu' baş göstermiş.
Tayyip Erdoğan'ın kendi fotoğraflarından da biliyoruz, son bir senede olağanüstü bir 'çöküşün' sinyallerini veriyor vücudu. Çünkü Başbakan hiç dinlenmiyor, hiç durmuyor.
Daha evvel de yazmıştım, her açılışa, gerekli gereksiz her davete katılıyor. Durması, kendine vakit ayırması gereken zamanlarda dinlenmiyor. Bu da ona öfke olarak geri dönüyor.
Başbakan sağlıklı çalışamıyor, sağlıklı düşünemiyor. Etrafında hiç kimse kalmadı, zaten yanında kendisine itiraz edecek hiç kimseyi de istemiyor.
Sadece Emine Hanım'ı dinliyor.
Ama Emine Hanım da kendini geri çekiyor. Halbuki yapması gereken Başbakan'a sözünü geçirip dinlenmesini sağlamak.
Bu istifa da gösteriyor ki Başbakan'ın çalışma hayatının kolaylığı için en önemli isim Emine Erdoğan. Bir an önce devreye girmesi gerekiyor.
Haber nasıl sızdı?
Akif Beki'nin görevden ayrıldığını ilk duyuran haber sitesi ensonhaber.com'du. Başarılı bir iş yaptılar. İddialara göre, haber sitenin editörlerine bir gün önce geldi.
Başbakan 'Kardeşimdir' dese de herkes biliyor ki zaten kamuoyu önünde Beki'yi küçük düşürecek bir söz söylemezdi. Ama yollar 'severek' ayrılmadı. İki gün önce Başbakan'ın bu ilişkiyi çok sert sözlerle bitirdiği konuşuluyor.
Dünkü resmi açıklamadan bir gün önce de Beki büroda veda etmiş, zaten haber de ensonhaber.com'a buradan sızmış.
Ahmet Hakan'a Arafat notu
Dünkü köşesinde HAMAS'ı eleştirenlere karşı 'Peki ya Arafat, onun suçu neydi, ona neden düşmandınız' yollu çıkışan ve 'Yaser Arafat da mı şeriatçıydı, Yaser Arafat da mı teröristti?' diye soran Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'a...
Zihin açıklığı açısından efsane gazeteci Oriana Fallaci'nin ölümünden bir süre önce İtalyan Panorama dergisine yazdığı 'Avrupa'daki Yahudi düşmanlığı üzerine' adlı makalesinden bir bölüm aktarmak istiyorum...
Her olayın iki tarafı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak:
l İtalyanlar'ın ve çoğu Avrupalı'nın Arafat'ı centilmen bulmasından utanç duyuyorum. Suudi Kraliyet Ailesi'nin parasına minnettar olan bu önemsiz kimse Mussolini rolü ebediyen oynuyor ve megalomanisi adını tarihe Filistin'in George Washington'ı olarak yazdıracağına inandırıyor.
<li> Bu gramer yoksunu insan, kendisiyle röportaj yaptığımda bir görüşmeyi eklemlendirecek tek bir tek düzgün cümle kurmaktan acizdi. Her şeyi bir araya toplamak, yazmak ve yayımlamak bana ciddi bir efora mal olmuştu. Karşılaştırdığımda Kaddafi bile yanında Leonardo da Vinci gibi görünüyor.
<li> Bu sahte savaşçı her zaman Pinochet gibi üniformayla dolaşmasına ve hiç sivil giyinmemesine karşın hayatında tek bir savaşa katılmadı. Savaş onun için kendi adına başkalarını gönderdiği bir şeydi. Kendisine inanan saf ruhları yani. Devlet başkanı rolü oynayan bu gösterişli beceriksiz, Camp David görüşmelerini ve Clinton'ın aracılığını tek başına sonuçsuz bırakmayı başardı: Hayır-hayır-Kudüs'ün-tamamını-kendime-istiyorum.
<li> Bu ebedi yalancı yalnızca (özel konuşmalarında) İsrail'in varlığına karşı çıkmak konusunda dürüsttür ve kitabımda da söylediğim gibi her beş dakikada bir kendisiyle çelişir. Her zaman çift taraflı oynar. Saati sorduğunuzda bile yalan söyler, ona asla güvenemezsiniz. Asla. Onunla sistematik bir şekilde ihanete uğrarsınız.
<li> Bu terörist sadece terörist olmayı becerebilir (tabii her zaman kendi canını kurtararak). Röportaj yaptığım için biliyorum, 70'lerde Baader-Meinhof teröristlerini de o yetiştirdi. Onlarla beraber 10 yaşında çocukları. Zavallı çocuklar. (Şimdi de onları intihar bombacısı olmak için eğitiyor. Sırada yüzlerce, evet yüzlerce canlı bomba çocuk var!)
<li> Bu fırıldak karısını Paris'te kraliçeler gibi yaşatırken halkını pisliğin içine atmaktan çekinmiyor. O pislikten de sadece ölüme göndermek için, öldürmeye göndermek için çıkarıyor. Erkeklerle eşitlik kazanma yolunun kendilerine patlayıcı yapıştırıp düşmanlarıyla birlikte parçalanmak olduğunu düşünen 18 yaşındaki genç kızlar gibi. Ve pek çok İtalyan da onu seviyor. Aynen Mussolini'yi sevdikleri gibi.