AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 14 ŞUBAT 2009, CUMARTESİ

İlk aşk kapıyı çalınca...

'Aşık oldum' diye haykıran yavrunuz karşısında panikleyip onu 'Bu yaşta ne işin var böyle şeylerle?' diyerek paylar mısınız? Yoksa ona bu hissettiği duygunun ne kadar değerli ve özel olduğunu mu anlatırsınız? Haydi, sizi bu bulanık sudan çıkaralım. İşte, ilk aşka dair her şey...


Her şeyin ilkini birlikte yaşadınız. İlk gülücük, ilk diş, ilk adım, ilk sözcük ve işte sıra bu küçük kalbin hızla atmasına geldi. Sevgi yumağı olmuş 5 yaşındaki yavrunuz dayanamaz ve bir gün size (kimi kızara bozara, kimi rahatça) 'Anne ben aşık oldum!' deyiverir.

Yavrunuzun yaşadığı bu derin duygunun aşk olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü çocuklar gerçekten aşık oluyorlar. Cinsel gelişimleri tamamlanmamış ve hormonal faaliyetleri başlamamış olsa da, saf aşk denen katıksız sevgiyi sonuna kadar hissediyorlar.


3-6 yaş, cinsel kimliğin oluşumu için önemli ve biraz da ilginç bir dönemdir. Cinsel kimlikler oluşmaya başlar. Kız çocuklar babalarına, erkek çocuklar annelerine tutkuyla bağlanırlar. Ancak bir süre sonra kendi cinsleri ebeveyni birer tehdit unsuru olarak görüp ilgilerini başkalarına yöneltirler. Cinsel kimlikler oluşurken çocuklar karşı cinsten başkalarına, özellikle de yaşıtlarına yönelirler.

Öte yandan, insanların aşık olacakları ve eş seçecekleri insan hakkında beyinlerinde taşıdıkları şablonların 2 ila 8 yaşlar arasında oluştuğu düşünülüyor. Bu özellikler sadece yakınlarında olan anne, baba, kardeş, bakıcı, akraba, öğretmen, arkadaşlar tarafından değil, sinema, TV, dergi gibi kaynaklarda rastladıkları ve etkilendikleri sanal kişilerle de belirleniyor.

Ebeveynlere öneriler
* Onu dinleyin. Böylece duygu ve düşüncelerini ifade etmekten sıkılmaz, çekinmez ve başkalarının duygularına da önem verir.
* Siz onu dinlediğiniz için o da sizi dinler ve fikirlerinize önem verir.
* Aşık olduğunu söylediği arkadaşını eleştirmeyin. Bu büyük bir hata olur. Size olan güvenini kaybedersiniz.
* O anlatmadıkça durup durup aşkından konu açmayın ve zorla anlattırmaya çalışmayın.
* Samimi ve dürüst olun.
* İnanmadığınız bir konuda çocuğunuzu ikna etmeye çalışmayın.
* Çocuğunuza zaman ayırmayı ertelemeyin.
* Olur olmaz yerde çocuğunuzun size anlattıklarını başkalarına anlatmayın.
* Duygularıyla alay etmeyin ve başkalarının da alay etmesine izin vermeyin.
* Henüz çok küçük olabilir ama unutmayın duyguları onun en değerli hazinesi. Onu ve duygularını ciddiye alın.
* Size güven duymasını sağlayın. Böylece aranızda daha güçlü bir bağ oluşur.

Çocuklar arasındaki aşk bambaşka

Psikolog Şeyda Özdalga, çocukların aşkı nasıl algıladıklarını anlattı:
'Küçük çocuklar duygularını 'aşık oldum' yerine genellikle 'Ben Selin ile evleneceğim' ya da 'Biz evleneceğiz' şeklinde ifade eder. Bu tür konuşmaları anne-babasına rahatsızlık duymadan, masumca aktarırlar. Bu durumda çocuğun duyguları ile alay etmeden, gereksiz sorgulamalarda bulunmadan ve eleştirmeden anlatmasını desteklemek onları rahatlatacaktır. Ancak çocuk, evliliğin büyüyünce gerçekleşebileceği ya da fikirlerinin değişebileceği gerçeğini anlamakta zorlanabilir ve bu durum onda hayal kırıklığına neden olabilir. Duygularını paylaşmasını desteklemek ve nötr kalmak çocuğu rahatlatır.

Çocukların aşk denemesi temiz ve durudur. Yetişkinler arasında yaşanabilecek cinselliği içermez. Bu yaş dönemindeki çocuklar daha çok ilgi duydukları kişinin ellerini, gözlerini, saç rengini, kıyafetini, oyuncağını beğenerek o kişiyi yaşamlarında özelleştirirler. Hoşlandığı kişinin okulda yemek yerken yanında oturmasını, oyun oynarken elini tutmasını, ona bakmasını, alışkın oldukları okul ortamı dışında bir araya gelmeyi ister. İstek ve ihtiyaçları da çocuksu ve masumdur.'

Duru'nun ilk aşkı ve...
Duru 'åşık oldum!' cümlesini ilk kez 6 yaşında telaffuz etti. Ama 4 yaşındayken anaokulundan onu her almaya gittiğimde sınıf arkadaşı Mithat ile kafa kafaya vermiş, dünyadan bihaber oynarken bulurdum. Sonra zar zor oyunları bittiğinde, 'Mithat ile çok iyi anlaşıyorum anne, ama siyah saçlı olan Mithat'la; sakın karıştırma, kahverengi saçlı Mithat'la değil' derdi... Daha sonra doğum günlerinde bir araya geldiler, hala Mithat'tan iyilikle bahseder.

Anasınıfında ise tam da 6 yaşındayken, bir gün eve heyecanla geldi; yanakları daha bir pembe, göz bebekleri iri iri olmuştu; 'Anne, biliyor musun ben Arcan'a aşık oldum!' deyiverdi. 'åşık oldum anne, aşık oldum!' diye de vurguladı. 'Tebrik ederim yavrum, ne güzel böyle bir duyguyu hissetmen' diyerek, sarılıp öptüm. Aynı şekilde babasının da boynuna atılarak yine büyük bir heyecanla duygularını paylaştı, bir tebrik de babasından aldı.  Ertesi gün; 'Arcan'a ona aşık olduğumu söyledim ve benimle evlenir misin?' dedim diyerek girdi kapıdan... 'Bizim kız ciddi ilişki istiyor' diye geçirdim içimden... 'Peki, Arcan ne dedi', diye sordum! 'Ben seninle evlenmem, deyip gitti' dedi... Biricik yavrum üzgün falan gözükmüyordu ama, Arcan'ın ret cevabını anlaşılan pek ciddiye almamış, kendi duygu ve düşüncelerini paylaşmanın keyfini yaşıyordu.
Sonra, 2 hafta kadar Arcan, evlilik ve aşk konularından hiç bahsetmedi, ben de bir şey sormadım, gözlemci konumuna geçmişti... Kendince gözlemi bittiğinde de yine bir okul dönüşü, 'Artık, Arcan'a aşık değilim anne, aşkım bitti' dedi... Tabii, bu çağlarda kızlarla erkeklerin gelişimleri çok farklı oluyor, kızlar yaşıtları erkeklerden duygusal anlamda çok daha önce gelişiyorlar.

Şimdilerde, Duru 7 yaşına yaklaşırken, sınıfın en popüler erkeği Tanju'nun bahsi sıkça geçiyor, 'Bütün kızlar Tanju'yu beğeniyor, gerçekten de çok şirin çocuk değil mi anne?' diye fikrimi soruyor...
Onun duygu dünyasına bu şekilde tanıklık edebildiğim ve ihtiyacı olduğunda bilgi ve destek verebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Öte yandan aşk konusunda ailelerin çocuklarına   3 yaşından itibaren gaz verdiklerini gözlemliyorum; yakıştırmalar oluyor, duygularının doğallıktan uzaklaşmasına, abartılı ve bazen de gerçek olmayan şekillerde yaşanmasına çanak tutulabiliyor. Oysa, çocuklarımız öyle saflar ve aşkları da öyle saf ve özel ki; akışlarına bırakılmaya, duygu dünyalarına sadece istedikleri oranda bilgi ve ilgi sunulmasına ihtiyaçları var. Çağımız insanı aşkı en saf, en doğal, en samimi haliyle yaşamaktan çok uzaklaştı; bari çocukların duygu dünyasını yönetmeyelim...

HÜLYA YILDIRIM