AKŞAM | PAZAR | 15 ŞUBAT 2009, PAZAR

Doyumsuz ve açık bir oyuncuyum

'Sürmanşet', ilginç bir tiyatro oyunu. Başrol oyuncularından Beste Bereket, Dolunay Soysert ile öpüşme sahnesiyle gündeme gelse de, bunda bir sakınca görmüyor: 'İki kadının öpüşmesi her yerde dikkat çeker.'

bb
Sinan Tuzcu'nun yazdığı; Erkan Can, Dolunay Soysert, Ceyda Düvenci, Tardu Flordun ve Beste Bereket'in başrolleri paylaştığı ve gündeme iki kadının öpüşme sahnesiyle gelen bir oyun 'Sürmanşet'. 'Parmaklıklar Ardında' dizisinde oynayan Altın Portakal ödüllü Beste Bereket'le oyun öncesi 'Sürmanşet'i ve Dolunay Soysert'le öpüşme hikayesini konuştuk.

Son günlerde gittiğim tiyatrolar hep dolu, sizin oyun nasıl gidiyor?
Gayet iyi, hep dolu salonda oynuyoruz. Uzun süre oynamak için seyirci devamlı gelsin istiyoruz.  

Oyunun sahne arkası nasıl gidiyor peki, beş kişi iyi anlaşabiliyor musunuz?
Oyunun yazarı Sinan Tuzcu okul arkadaşım zaten. Diğer oyuncularla da tanışıyorduk. Yazılma aşamasından beri haberim vardı ve fikir aşamasındayken bile benim için ideal bir oyun olduğunu düşünüyordum. Provalar başlayınca iyice anladım ki, beraber oynadığınız oyuncularla frekansınızın tutması çok önemli. Cuma günleri oyuna koşarak geliyorum, sadece işe gelir gibi değil.  Hep senaryo hem de oyuncular birbirini tamamlıyor.

Nasıl bir kadını oynuyorsunuz?
Güncel bir polisiye; genç bir gazeteciyi canlandırıyorum. Aşka tutkun bir kız; başına da dert açıyor aşka olan düşkünlüğü. Yaşanan kalp kırıklıklarının ardından hayat kadını olan Dolunay'a (Soysert) aşık oluyorum ve hikaye ilerliyor...

Size benziyor mu oynadığınız karakter?
İlk gençlik zamanlarımda öyleydim. Bir beynimiz ve mantığımız var değil mi, kullanalım diyorum. Bir denge kurmaya çalışıyorum. Aşkla ağlayan ve gülen bir insan değilim; benim için de önemli ama tek derdim o değil. Şu an için ilk sırada da değil.

Aşk mantığı siliyor ama...
İnsanların hayatlarını aşka adamaları, şiirler yazmaları, bu açıklanamaz durumun sonucu.

Aşktan bıkılmıyor, vazgeçilmiyor da...
Aşk meselesinde hep bir ulaşılamazlık durumu var ya, o yüzden. O yüzden heyecanla aşkı takip etmek ve beklemek istiyorlar. Plansız ya bir de. Bu insana aşık olayım diyemiyorsunuz. Beklenmedik sürprizli bir durum. Nerede ne zaman geleceği de belli değil.

SIRADAN BİRİNİ OYNAMAK DAHA ZOR 
Sıradan birini oynamak daha mı zor?
Şöyle bir inanış vardır tiyatroda; bir insan sahnedeki oyuncuyu seyrederken 'Ne var ya, bunu ben de yaparım' derse, o oyuncu iyi oynuyor demektir. Hepimizin her gün karşılaştığı, tanıdığı birilerini oynamak daha zor. Ayrıntıları yakalamak gerekiyor.  Bir insanı 2 saat sıkılmadan seyretmek için o sıradanlığın içinde farklı bir şeyler olması gerekiyor.  

Bir oyunu hep aynı duyguyla mı oynarsınız?
Her oyun başkadır, ayrıdır. Bunu ben de anlamıyorum ama her oyunda bambaşka şeyler oluyor. Çatısından baktığında resim hep aynı ama her oyun çok farklı. Seyirciyle de ilgili, bazen aynı yerde gülüyor bazen gülmüyorlar. Seyretmek de çok önemli bir görev. Oyuncular birbirinden de etkileniyor. O zaman hep başkalaşımlar oluyor.

Oyuncular birbirlerine negatif elektrik de vermezler mi?
Oyundan 3 saat önce geliyoruz. Kuliste beraberiz ve konuşuyoruz. Terapi gibi geliyor ve birbirimizi motive ediyoruz. Kimin ihtiyacı varsa, yükseltiyoruz.
Moraliniz bozuk olamaz mı bir gün?
Bu işin cilvesi işte. Dizide de sinemada da bir dolu insanla çalışıyorsun, herkes üzerine düşeni yapıp kendini disipline etmeli.

EGO, OYUNCU İÇİN KÖTÜDÜR
Peki ya ego desem?
Ego, başkalarının davranışları senin için önemli demektir. Etrafa bakıp onlara göre yaşar ve ilgilenirsen kötü bir hayatın olur. İletişimini kaybedersin. Oyuncu için kötüdür ego. Zaten var olmayan bir işi yapıyorsun. Ne zaman sen olacaksın, tahtında egonla oturup manzara seyredersin ancak.

Sinemada prova yapsanız da bir defada çekiliyor, daha mı zor?
'Türev'de çok şanslıydık, uzun zaman prova yaptık. Sinema çok büyüleyici, becermek ve yapmak zorundasın. Sinema bir yönetmenlik sanatı, çok seviyorum, etkileniyorum. Tiyatroda bambaşka bir adrenalin var, ne kadar canın sıkkın olursa olsun; orada başkası oluyorsun.

Tiyatronun popüler olması dizi oyuncuları sayesinde deniyor...
Tabii ki olabilir, tanıdıkları birini görmek isteyebilir seyirciler. Her şartta tiyatroya birilerinin gelmesi harika. Her ne sebep olursa olsun. Yazar için de gelen var, oyuncu için de.

Kiminle çalışmak isterdiniz sinemada?
Lars Von Trier. Bütün filmleri muazzamdır, oyuncuya deneyimler yaşatır. Türkiye'de de her yönetmenle isterim. Her an başkasından bir şeyler öğrenebilirsiniz. Ben doyumsuzumdur oyunculukta, açık olmak da lazım.

Yeni proje var mı?
Olmaz mı, senaryo okuyorum. Sinema yapacağım muhakkak.

Öpüşme olacak mı?
... (Gülüyor)
Öpüşmem ön plana çıktı diye bunalıma giremem

Oyunda belli sahneler ön plana çıkarıldı, canın sıkıldı mı?
Rahatsız ediyor diyemem, her sahne ön plana çıkarılsın isterim. İki kadının öpüşme sahnesi dikkat çeker her yerde. Sadece birkaç saniyelik bir şey. Ama beni niye rahatsız etsin ki, zaten her oyunda öpüşüyoruz. Yaptığım şeyden rahatsızlık duymam. Politik drama bu oyun, öpüşmeyle gündeme gelmek iyi değil ama oyunun parçası. Öpüşme ön plana çıktı diye bunalıma giremeyeceğim.

Provalarda güldünüz mü merak ediyorum.
Çok komiksin! Dolunay'la öpüşmek güzel tabii, her sahnemiz güzel çünkü. Ayrıca herkesi bekliyoruz. Oyunun sonunda seyirci çok şaşırıyor. Heyecanlı bir oyun.
ELİF  AKTUĞ

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3