İtiraz, Laik Türkiye Cumuhuriyeti Başbakanı'nın Hamas'ın da masaya oturmasını istemesine, onu merkeze çekmeye çalışmasına geliyor. Bu itirazı seslendirenler Şeriatçı Suudi Arabistan'ın Laik El Fetih'i niçin arkaladığını hiç sormuyor... Belki de bilmiyor.
Bazen zıtların yakınlaşması denge tesis etmek için zaruridir.
Tayyip Erdoğan diplomasisinin acil hedefi dökülen kanı durdurmak...
Orta vadede Hamas'ın merkeze seyahatine yardımcı olmak...
Uzun vadede Ortadoğu Barışı'na katkıda bulunmak ve Türkiye'nin anlaşmalardan doğan haklarını çalışır kılmaktır, diye özetlenebilir.
Velhasıl 'Dünya Liderleri' ikiye ayrılıyor.
Birinci grup; lokal liderler ile bir ağ kurarlar. Bunlar entrika üsluplu liderlerdir. Kişisel iktidarlarını ve statükoyu her zaman korurlar ama bir değişime imza atamazlar.
İkinci grupta ise, elitler ve yerel yöneticilere değil, doğrudan kitlelerin kalplerine konuşan liderler vardır.
Tayyip Erdoğan işte bu ikinci gruptandır.
Şam'daki, Tahran'daki, Gazze'deki Tayyip Erdoğan gösterilerinin anlamı çok büyük.
Bu gösteriler, Erdoğan'ın, lokal yönetimlerin girişimlerine gerek duymadan Misak-ı Milli dışındaki kitlelerle ilişki kurabildiğini gösteriyor.
Bu yüzden, Erdoğan kaderini Hamas ile bağlamamış, ama Hamas'ın kaderi Erdoğan'a bağlanmıştır.
Eğer Hamas, yarın kontrolden çıkar ve merkeze seyahat etmek yerine aşırı eylemlere girişirse...
Tayyip Erdoğan'ın, Şimon Peres'e verdiği ayarın mislini, kamuoyu önünde Hamas'a vermesinin hiçbir engeli yoktur.
Entrikacı liderler ile, kitlelerin kalbine konuşan liderlerin farkı işte budur.
Tayyip Erdoğan diplomasisi ile Türkiye'nin Mustafa Kemal dönemi dış politika anlayışına döndüğünü idrak etmek gerekiyor.
Hatay'ın topraklarımıza katılması, Bulgaristan'daki Türkler ile ilgili birçok faaliyetler bu dönemde gerçekleşmiş; Mustafa Kemal'in etki alanı mustazafları sarmalamıştı.
Bu noktada kitlelerin kalbine konuşma yeteneği bulunan bir başka lider, Turgut Özal ile de Erdoğan'ın farkının altını çizmek lazım.
Özal, Türkiye'nin dünyaya açılması ve etki alanını genişletmesi için idari yapısının değişmesi gerektiği yönünde siyasetler geliştiriyor, örneğin zihni 'federasyon' jimnastikleri yapıyordu.
Oysa Erdoğan, ulus-devlet yapısının altını çiziyor ve Türkiye'yi ulus-devlet modelini tahkim ederek pro-aktif ve etkin bir siyasete sevk ediyor.
Bu özelliğiyle bir yandan da, asker ve sivil bürokrasinin onayını maksimize edebilecek bir zemin inşa ediyor.
Önümüzde Dünya Ekonomik Krizi'nin Türkiye'deki imtihan tahtası var...
Bu sınavı aşmak için 'ulusal mutabakat'ın korunması gerekiyor.
Krizi sosyal yara almadan aşabilen bir Türkiye'nin yıldızı, şüphesiz yükselmeye devam edecektir.
İki alıntı
'Hükümetler yalnızca insan yığınlarını görürler; ama bizim insanımız düzensiz de olsa oluşumlar değil, bireylerdir... Bizim krallığımız her bir kişinin zihninde yatar.' Aklın Yedi Dayanağı, T.E Lawrence
'Evreni değiştiren bir adam bunu liderler üzerinde çalışarak değil, kitleleri harekete geçirerek başarmıştır. Liderler üzerine çalışmak entrika işidir ve ancak ikincil sonuçlara götürür. Oysa kitleler üzerinde çalışmak dünyanın yüzünü değiştiren dahinin dokunuşudur.'Napoleon Bonaparte