Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Almanya ve Türkler!

Global kriz tüm dünyada galiba iki adet kötü trende yol açmakta.
Birincisi, ülkeler ekonomik korumacılık peşine düşmekte. Bu krizi artırıcı bir unsurdur. İkincisi birçok ülkede ayırımcılık artmaktadır. Bu da sosyal ve siyasi sorunları büyütmekte.
Türkiye açısından  krizden çıkmak için en önemli ülke Almanya'dır. Almanya diğer yönden en çok Türk azınlığın ve ayırımcılığın olduğu ülkedir. Bu nedenle bugün Almanya'daki Türkler konusuna bakacağız.
1960'lı yılların başından beri çalışmak üzere yurtdışına ve de özellikle Almanya'ya giden Türk nüfus bugün Türkiye sınırları dışında önemli bir unsur olmuştur. Biz bu yazımızda Almanya'daki duruma değinmeye çalışacağız. Berlin-Institut für Bevölkerung und Entwicklung (Berlin Nüfus ve Gelişme Enstitüsü) 2008 yılı sonunda Almanya'da bulunan 15 milyon göçmen konusunda ayrıntılı bir çalışma yaptı. Bu çalışmada Almanya'daki Türk nüfusun durumu önemli bir yer tutmakta.
Almanya, Avrupa Birliği içerisinde göç alan bir ülke olarak tanımlanmaktadır. Yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden değil fakat Ortadoğu, Afrika ve eski SSCB ülkelerinden de çok sayıda göç almaktadır. 15 milyon göçmen nüfusun içerisinde en büyük paya  % 17,7 ile Türkler sahiptir.
Geldikleri ülke neresi olursa olsun, Doğu Avrupa'dan göç eden Alman asıllılar da dahil olmak üzere 15 milyon göçmenin belli derecelerde entegrasyon sıkıntısı çekmesidir. Neredeyse tüm nüfusu göç ile oluşmuş Amerika Birleşik Devletleri'nin neden böyle bir sıkıntıyla karşılaşmadığı ve en fazla üçüncü nesilde göçmenlerin artık tümüyle 'Amerikalı' olmalarına karşın Almanya'da üçüncü nesil göçmenlerin dahi Alman toplumu ile ayrıştığı dikkat çekicidir. Bunun cevabını önce göçmenlerin yurtlarından ayrılma sebeplerinde, sonra da göç edilen ülkede doğanların gördükleri eğitimde aramak gerekir.
ABD'ye göç edenlerin, kararlı, gayretli çalışmayla gerekirse risk alarak, geldikleri ülkedeki durumlarından daha iyi bir yaşam elde etme arzu etme özellikleri öne çıkarılmakta ve ödüllendirilmektedir. Buna karşılık Almanya'da ve diğer Batı Avrupa ülkelerine göç edenlerden beklenen, onların göç ettikleri ülke vatandaşlarının yapmak istemedikleri tehlikeli ve beceri istemeyen işlerde çalışmalarıdır. Göçmenler ve onların çocukları hizmet eden tabakayı oluşturur. Bu halleriyle de topluma kabulden uzaktırlar. Hele bir gün bu topluma öncülük etmeleri hiç düşünülemez.
Göçmen çocuklarının eğitimine gelince; ABD'de okula giden çocuklar, özgürlük, umut ve hoşgörü kavramlarını öğrenirken, Avrupa'da ideallerden çok 'kraliyet aileleri' ve 'büyük adamlar' konusunda bilgi sahibi olmaları istenir. 
2008 yılı itibarıyla 81 milyon olan Almanya nüfusunun % 19'u göçmen veya göçmen kaynaklıdır. Göç yoluyla Almanya'ya gelmiş olanların % 10,2'si Alman vatandaşlığına geçmiştir, % 8,8'i ise geldikleri ülkenin pasaportunu taşımaktadırlar.
Bugün Almanya'da Türkiye'den göç eden 2,8 milyona yakın bir nüfus yaşamaktadır. Bunların % 48'i Almanya'da doğmuştur. Bu oran göçmen grupları arasında en yüksek orandır. Almanya'da yaşayan Türklerin % 32'si Alman vatandaşlığına geçmiştir.
Başlangıçta 'misafir işçi' olarak gelirken kendilerinden herhangi bir eğitim görmüş olmaları istenmemiştir. Bu sebepten birinci nesil göçmenlerin öğretim seviyeleri yok denecek kadar düşüktür. İkinci nesilde ise eğitim hevesi yok denecek kadar azdır. Türk asıllıların % 30'u okul diplomasına sahip değildir. % 14'ü lise diploması (Abitur) alarak üniversiteye girmeye hak kazanmıştır. Bu oran Almanya'daki genel oranın yarısı kadardır ve diğer göçmen gruplarına göre de en düşük orandır. Buna rağmen bugün Alman üniversitelerinde 42.000 Türk öğrenci mevcuttur.
Öğrenim ve eğitim oranının düşüklüğü iş bulmakta zorlukla karşılaşılmasına sebep olmaktadır. Genç nesilde işsizlik en yüksek seviyededir. Evde oturan kadın oranı % 50 gibi yüksek bir orandadır. Şehirlerin belli bölgelerinde toplu olarak yaşadıklarından göçmen Türk kadınlarının Almanca öğrenme olanakları da çok kısıtlı kalmıştır. Bu sebepten çocukların entegrasyonları için en önemli koşul olan 'lisan bilme' özelliği de eksik kalmaktadır. Aynı sebepten diğer gruplarla kaynaşmaları zor olmaktadır. Almanya'da doğanların % 93'ü gene Türklerle evlenmektedir. Sonuç olarak Alman toplumuna uyum sağlanmamakta, paralel bir toplum hayatı sürdürülmektedir.
Bölgesel olarak bakıldığında nerede en fazla işyeri varsa orada da uyum en iyi sağlanmaktadır. Uyumun en iyi sağlandığı diğer bölgeler de, çeşitli göçmen topluluklarının iç içe yaşadıkları kentlerdir. Özellikle Türkler Alman vatandaşlığına geçtiklerinde topluma daha fazla entegre olmaktadırlar.
Genelde sorgulanan, göçmenlerin Alman toplumuna uyumunu sağlamak için ne yapmak gerektiğidir. Burada ilk akla gelen ABD ve Fransa'da olduğu gibi, Almanya'da doğan göçmen çocukların da Alman vatandaşlığına kabul edilmesidir. Böylece daha başlangıçta çocukların yabancılık duygusundan uzak olmaları sağlanacaktır.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3