Bizi biz yapan, toplumsal dinamiğimizi belirleyen terkip, üç kimlik unsurundan oluşuyor:
Türküz, Müslümanız ve Laik'iz.
Toplumsal hayatımızda bu üç unsurdan birinin etkisi azalınca veya birinin etkisi diğerler ikisinin aleyhine baskınlık kazanmaya başlayınca ritmimiz bozuluyor.
İlginçtir, siyasal partiler ve seçim tarihimize şöyle bir baktığımızda, bu üç kimlik unsurunu hakkıyla temsil edebilen partilerin kitle partisi olabildiğini, üç unsurun tümünü temsilde zafiyet taşıyan partilerin marjinalleştiğini görüyoruz.
Aynı şekilde, Türk toplumunun kolektif bilinçaltı da, iç iradeler veya dış dinamikler yüzünden bu kompozisyonda bir değişkenlik olduğu zaman ağırlık merkezini tekrar dengeyi sağlayacak şekilde hareket ettirebiliyor.
Örneğin, Necmettin Erbakan'ın din ağırlıklı siyasal çıkışı kifayet edemiyor.
Örneğin, CHP'nin bugüne kadar Müslümanlığı ihmal etmiş tutumu onu iktidardan uzak tutuyor.
Örneğin, milli gururumuzun çok incindiği dönemlerde Abdullah Öcalan'ın yakalanması Bülent Ecevit'i iktidar yapabiliyor.
Siyasal partiler arasından Türkiye'nin kimlik unsurlarını kapsayıcı bir şekilde temsil edebilme yeteneği bulunan bir parti çıkmadığı dönemlerde Türkiye, bunalım ve koalisyon süreçleri yaşıyor.
Şimdi siyasal sistemimiz, fiili olarak iki partili bir yapıya doğru yönelirken...
Yani AK Parti-CHP diyalektiğinin kurumsallaşmaya başladığı bu günlerde, her iki partinin de kitle partisi iddialarını güçlendirmeleri gerekiyor.
Her iki partinin de kimliğimizin Türk, Müslüman ve Laik unsurları üzerinde vurgular yapmaya çalıştığını gözlemliyoruz.
CHP, İnönü döneminden bugüne kadar ihmal ettiği ve Bülent Ecevit iktidarlarında tashihi dönemsel olarak gerçekleştirilmiş 'laik yanılgı'yı el yordamı ile de olsa onarmaya ve kapsayıcılığını artırmaya çalışıyor.
Din ile barışıyor.
AK Parti ise, zaten türban dolayımıyla tescillediği 'Müslüman' kimliğini, laik kimlikle harmanlamaya çalışıyor.
Sonuç olarak, kimliğimizi oluşturan, Müslümanlık ve Laiklik bahislerinde her iki parti de, her geçen gün birbirine daha çok yaklaşıyor.
Demek ki, önümüzdeki yerel ve genel seçimlerin kaderini belirleyecek olan, bu iki partiden hangisinin söylemine Milliyetçiliği değil ama, milliliği toplumun beklediği oran ve yöntemle ekleyeceği olacaktır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos çıkışı... Bu çıkışın hemen ardından Türk'ün bir ırkın değil, ulusun adı olduğu vurgusuyla etnisiteleri de Türklük kavrayışı içine alıp millilik algısını sigortalaması elbette AK Parti'yi ön plana çıkartıyor.
Bugüne kadar, demokratikleşme yönelimlerini, örneğin Özal iktidarında olduğu gibi idari yapı değişikliği ihtimallerinde aradık. Şimdi Erdoğan liderliğindeki AK Parti demoktratikleşmeyi, 'ulus-devlet' kavrayışı içerisinde gerçekleştirmeyi deniyor.
Bu özellik, Türk, Müslüman ve Laik terkibine bir dördüncü değeri (Demokrat) daha eklemeyi, millilik unsurunun altını da çizebilerek yapmasına imkan tanıyor.
CHP ise, teorik yetersizlik yüzünden, bir yeri dikerken ötekini söküyor, ideolojik mirasını da AK Parti'ye kaptırıyor, gibi görünüyor.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.