Bıktım... CHP hakkında yazmaktan ve aslında kuruluş felsefesinin hiç de muarızı olmadığım bu siyaseti eleştirmek durumunda kalmaktan... Bık...tım... Bık...tım...
Velhasıl, her gün bilgisayarımda istemeden açılan bir 'pop-up' gibi bir CHP saçmalığı duymaktan da kurtulamıyorum...
Kader, diyelim...
Son günlerin, favori CHP söylemi şöyle:
'Makarna veriyorlar, kömür veriyorlar; iktidar oluyorlar.'
İşte ben bu sofistike mantığın, işte bu derinlikli analizin hastasıyım...
'Makarna veriyorlar; iktidar oluyorlar.'
Demek ki;
'CHP makarna vermiyor; iktidar olamıyor.'
O vakit yarından itibaren CHP'li işadamları pamuk elleri ceplere soksa... Hatta belki de ona bile gerek kalmadan CHP seçim bütçesi makarnaya yatırılsa ve halka makarna dağıtılsa bu parti iktidar olacak.
Malumunuz makarna pek ucuz bir besin... CHP bütçesi, birkaç dönem iktidar olmayı garantiledi demektir.
CHP mantığı böyle söylüyor ve fakat acı gerçekler karşımızda bu makarnalardan nefis bir arabiatta yapmış aşçı gibi sırıtıyor...
Halkın CHP'nin dağıtacağı makarnaları kabulü, tarihin şaşmaz bir yasasının tekrar doğrulamasını yapacağı kesindir de...
CHP makarnası pişirenin oyunu CHP'ye vereceğinin garantisi maalesef yoktur.
Bana inanmıyorsanız, denemesi bedava, pardon üç otuz para ve hiç olmazsa aile bütçelerine bir miktar da CHP seçim bütçesinden katkıda bulunmuş olursunuz.
Şimdi...
Ne diyordu CHP?
Seçmenin oyunu satın alıyorlar...
Tersten söyleyelim, bakalım aslında ne diyormuş:
Seçmen oyunu satıyor...
Diyelim öyle olsun... Diyelim seçmenin oyu satılık olsun... Diyelim seçmen oyunu 'mal'a çevirmiş...
Üzerine 'satılık,' yazmış ve vitrine koymuş... Beş paket makarna, üç kilo pirinç fiyat biçmiş olsun...
Buna rağmen sana satmıyorsa oturup hangi pirinci ayıklayacaksın?
Ey yurdumun aydınlık eliti... Çok tehlikelidir bu 'halk oyunu satıyor,' numaraları...
'Aha benim oyum satılık... Ama sana satılık değil,' diyebilir mesela...
Makarnayı, pirinci dağıtır; oy sayımında üçün birini toplayamazsın...
Kerameti makarnada aramaktan ne zaman vazgeçeceksin?
Sotheby's Türkiye'de ne yapıyor?
Türkiye'de de ofis açan ünlü müzayede evi Sotheby's'in Stratejik İş Geliştirme Ortadoğu Birimi Başkanı Ali Can Ertuğ Sabah Gazetesi'ne bir mülakat vermiş...
Diyor ki...
'Taner Ceylan ve Canan Şenol'un resimlerinin çok kısa sürede milyon dolarlık rakama ulaşacağını düşünüyorum.'
Diyor ki...
(Ömer Uluç için) '10-15 bin dolar edecek bir parçanın, 100 bin dolara satışa konulmasına karşıyım.'
Ben de diyorum ki...
Ey Sotheby's... Taner Ceylan ve Canan Şenol isimli ressamları sen müzayedende satacak mısın?
Satacaksın...
Ömer Uluç'u, müzayedende satacak mısın?
Satmayacaksın...
O zaman, satacağın genç ressamların eserlerine milyon dolarlık hayaller biçmek ve satmayacağın ressamların piyasa fiyatlarını basında düşürmek bir tür spekülasyon değil midir?
Bu üslupla bir pr çalışmasını, örneğin İngiltere'de yapmana izin verirler mi?
Madem borsaya benzedi bizdeki sanat piyasası... Düzenlemesi de yapılsın...