Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Maliye politikası gevşetilebilir mi?

Dünyada gelişmiş ülkelerde finansal kökenli krizin tam gaz reel krize dönmemesi için alınan birkaç tip tedbir var.

Bunlardan birincisi mahalli para cinsinden likiditeyi artırmak ve faizleri de düşürmek.

İkincisi ise kamu açığını artırmak ve bu kanalla zordaki mali kurum ve şirketlere fon aktarmak. Bu önlemin bir diğer faydası da, devletin şirket ve bankalara ortak olarak, güveni artırması, paniği önlemesi.

Bir diğer önlem de bir paradan diğerine geçmekte zorlanan işlemler için döviz likiditesini artırmak. Bu da çeşitli ülkelerin merkez bankaları arasında yapılan swap işlemleri ile sağlanıyor.

Gelişen ülkeler için özetlersek, alınan önlemleri daha gevşek para politikası ve daha gevşek maliye politikası diye özetleyebiliriz.

Tabii alınan gevşek para politikası önlemleri arzu edilen sonucu getirmekte zorlanıyor. Çünkü merkez bankalarının verdiği likidite, mesela ABD'de, her ne kadar tüketici kredisi ve kredi kartı kredisi, şirketlerin sanayi ve ticari kredilerini yavaş yavaş harekete geçirse de, temel sorun olan mali kurumlar arasındaki kredileri tam canlandıramamış bulunuyor. Diğer taraftan yavaşlayan kredi sistemi, paranın dönüş hızını azaltarak (money velocity) aynen tüketim harcaması daralması benzeri etki yapmış bulunuyor.

Diğer taraftan, örneğin ABD'de artan devlet harcaması kanalı ile yapılan desteklerden gelen fonları, vatandaşların harcamak yerine tasarruf ettikleri de görülmekte de! Bu da, destek harcamalarının da arzu edilen etkiyi tam üretememesi sonucunu getiriyor.

Ancak bizim gibi gelişen ülkelerde, bir de ek olarak döviz ile ilişkili sorunlar var. Hem döviz miktarı hem de döviz kuru yani döviz fiyatı dalgalanması sonucu ortaya ek sorun çıkmakta!

Şimdi dönelim Türkiye'ye!

Türkiye gelişmiş ülkelerden farklı olarak, ek döviz kökenli sorunlarla boğuşmak zorunda. Yani piyasada döviz likiditesi de bulundurmak zorunda. Merkez Bankası bunu uzun zamandır döviz deposu gibi araçları kullanarak ve küçük müdahalelerle sağlamakta! Bu arada da 2008 içinde 13 milyar dolar kamu borç servisi yapıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası YTL likiditesi açısından ise gerekeni yapıyor. Döviz hareketliliğine göre bazen sıkıyor, bazen gevşetiyor. Bunu Merkez Bankası verilerinden görebiliriz. Son bir yıla baktığımızda 30.11.2007 tarihinden 27.11.2008 tarihine kadar Merkez Bankası bilançosu aktifi 106.7 milyar YTL'den 119.2 YTL düzeyine çıkmış. Bu da yüzde 11.7 artış, yani bilanço kabaca yıllık enflasyon kadar artmış bulunuyor, reel artış yok. Ama Merkez Bankası'nın yarattığı ve piyasada bıraktığı likidite demek olan rezerv para miktarı ise aynı süre içinde 38.8 milyardan 44.6 milyara artmış bulunuyor. Bu da enflasyonun üstünde, yüzde 15 civarında artış. Ancak rezerv para artışına son 13 haftada bakılırsa, 29.8.2008 tarihinden 21.11.2008 tarihine kadarki on üç haftada rezerv para yüzde 14.6 artmış bulunuyor. Yani YTL likidite artışı çoklukla iç sorunların arttığı son üç ayda, eylül, ekim ve kasım içinde gerçekleşmiş. İlginçtir ki, kasım ayının son haftalarında ise, Merkez Bankası, kurlar yeniden yükselince likiditeyi kısmış bulunuyor.

Biz Merkez Bankası'nın yapılması gerekeni yaptığını, YTL ve döviz cinsinden likiditeyi duruma göre yönettiğini düşünüyoruz.

Ancak bizim gibi ülkelerde maliye politikasının gevşetilmesi konusu esas hassas konu. İstanbul'da geçen cuma misafir olan Robert Mundell, dalgalı kur ve konvertibilite ortamında, sermaye hareketleri serbest iken, ek bütçe açığının finansmanının faizi yükselteceği ve faizin sermaye girişi yaratarak mahalli parayı aşırı değerli hale getireceği ve bu kanal üzerinden cari açığı büyüteceği konusunda ikaz yapmış bulunuyor. Türkiye zaten bu etki nedeni ile de IMF tarafından ikaz edilmekte. Bize göre, çok faydalı olacağını uzun zamandır söylediğimiz IMF ile anlaşma, bu maliye politikası sorunu konusunda uzlaşma pazarlığı nedeni ile uzamış bulunuyor. Maliye Bakanı Unakıtan da bütçede açığın artmasına izin vermeyeceğini belirtiyor. Bizim kanımız da Türkiye'nin son dönemdeki en güvenilir özelliği olan ve 2001 yılından bu yana ısrarla uygulanarak, borç ve faiz yükünün azalmasının arkasındaki temel faktör maliye politikasında, az bir miktar genişleme gündeme gelse de, gene sıkı maliye politikası ilkesinden vazgeçilmemesi gerektiği.

Bunun tersi bir tutum sorun yaratır diye düşünüyoruz. Maliye politikasında az bir gevşetme marjımız vardır ama aşırı gevşetme yapamayız.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3