Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Merkez'i anlayın lütfen!

Bu ülkede en yaygın spor Merkez Bankası'nı eleştirmektir. Bu eleştiri, çoklukla, pazar akşamları maç sonrası televizyonlarda yapılan futbol ve hakem eleştirilerinden daha da düşük bilgi düzeyine dayanmaktadır.

İlginçtir ki bu ülkede Merkez Bankası'nın yarattığı parayı 'varlık' sanıp MB bilançosunun aktifine yerleştiren köşe yazarları olduğu gibi, Merkez Bankası Parası denen büyüklüğü piyasadaki likiditenin ölçüsü sanan 'uzmanlar' da vardır. Halbuki bütün finansal varlıklar onu yaratanın bilançosunda pasifte, tüm diğerlerinin bilançosunda aktifte gözükür, para da MB bilançosunda bir borç kalemidir. Tabii Merkez Bankası Parası büyüklüğü likidite ölçüsü olamaz, çünkü bir kısmı açık piyasa işlemleri, veya diğer metotlarla, mesela kamu mevduatının Merkez Bankası'na yatırılması ile çekilmektedir. Ama bu tür bilgi eksiklikleri ve kifayetsizlikler insanların gene en ağır eleştirileri yapmalarına engel değildir.

Merkez Bankası bu sorunlara rağmen gene de enflasyon hedeflemesinin en önemli unsurlarından biri olan şeffaflık ve kamuoyunu bilgilendirme konusunda ısrarlı olmakta. Nitekim 16 Aralık günü yayınlanan 2009 yılı faiz ve kur politikası adlı açıklama kamuoyunda anlaşılamayan birçok olguya ışık tutuyor ama okunur ve anlaşılması için gayret gösterilirse.

Birkaç gün evvel biz Merkez Bankası'nın açıklamalarının 2006 yılındaki güçlü faiz sıkıştırması ile bugünkü hızlı faiz indirimi arasındaki nedensel farklar bölümünü ve 2009 için döviz likiditesi yönetim planı konularını bu sütundan aktarmıştık.

Bugün ise gene aynı 16 Aralık açıklamasına dayanarak TL likiditesi konusunda Merkez Bankası'nın açıklamalarını özetleyerek aktaracağız.

Merkez Bankası açık ve seçik bir şekilde 2001-2008 arasında kamu ve TMSF bünyesindeki bankalardan kamu kağıtlarını satın aldığı ve daha sonraki yıllarda ise yoğun döviz alışları (döviz rezervi biriktirme nedeni gibi nedenler var) sonrası Mayıs 2008 tarihine kadar piyasada fazla likidite koşulları oluştuğunu vurguluyor. Ancak Mayıs 2008 sonrasında ise, bugüne kadar likidite sıkışıklığı olduğunun altını çiziyor.

MB'sı fazla likiditeyi kendi bünyesindeki YTL depo işlemleri ile ve İstanbul Borsası'ndaki pazarda ters repo işlemleri ile gecelik vadede çekmiş. Likidite sıkışıklığını da bir haftalık vadeli repo ihaleleri ile ortadan kaldırmaya çalışmış. Böylece bazen bir yandan piyasayı bir hafta vadeli fonlarken, diğer yandan gecelik vadede borçlanmış. Bu çaba ile de Merkez Bankası'nın borçlanma faiz oranı piyasa için gösterge olmaya devam etmiş.

Ancak MB'ye göre 2009 yılı önemli belirsizlikler içerecek. Merkez Bankası'nın piyasa ile döviz alış ve satış işlemleri ve Hazine'nin döviz cinsi tahsilat ve ödemelerinin durumu, yıl içinde, bugün öngörülerden farklı şekilde gerçekleşebilir diye düşünülüyor.

Merkez Bankası açıklamalarına göre, eğer Merkez piyasa ile döviz işlemi yapmazsa ve Hazine de makul ölçüde net döviz ödeyicisi olursa, piyasadaki TL likidite sıkışıklığı 2009 yılının ilk çeyreğinde devam edecek ama daha sonra da giderek artarak devam edecek gibi düşünülüyor.

Tersine, Merkez Bankası piyasaya döviz satmak zorunda kalırsa da, TL likidite sıkışıklığı beklenenden daha da önce ortaya çıkacak. Ama uluslararası piyasalar beklenenden önce iyileşirse de Merkez Bankası döviz alıcı duruma geçecek veya Hazine döviz girişlerinin karşılığını YTL olarak kullanır duruma gelirse, likidite sıkışıklığının ortaya çıkışı gecikebilecek.

Piyasada likidite sıkışıklığı artarsa ve hatta kalıcı gözükürse de, repo faiz oranı referans faizi haline gelecek. Hatta repo faiz oranları Merkez Bankası gecelik borçlanma faiz oranlarının üstüne de çıkabilecek ve referans faizi bir hafta vadeli repo ihale faiz oranları olacak. Bu durumda Merkez Bankası para politikası duruşu değişmemesine rağmen, Merkez'in gecelik borçlanma ve borç verme faiz oranları aşağıya doğru indirilmek zorunda kalınacak.

Yani faiz oranları tamamen likidite durumundaki kalıcı değişimden kaynaklanan teknik bir değişime uğrayacak, bu şartlarda da faiz indirimi para politikasının gevşetilmesi anlamına gelmeyecek.

Bu söylenenleri normal vatandaşın anlaması beklenemez ama, kamu oyunu oluşturan ve geçmişte 'emisyonu bilanço aktifine koyan' veya 'Merkez Bankası Parası denen büyüklüğü likidite ölçütü olarak alanlar' ise artık ve nihayet okumak, ne yapıldığını anlamak ve öğrenmek zorundalar! Duyurulur!

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3