Dünyanın ve Türkiye'nin global krizden çıkması için öncü rol oynayacak ülkeler ABD ve Almanya. Biz rahatlayacaksak, başta krizi çıkartan ABD (gene de tüm dünya üretiminin yüzde yirmi kadarını yapıyor) ve Avrupa'nın motoru ve bizim de dış ticaret açısından en endeksli ülke olduğumuz Almanya'nın, krizden çıkmaya, toparlanmaya başlaması gerekiyor.
Peki Alman ekonomisini yönetenler ne diyorlar? Almanya kriz konusunda ne yapmayı planlıyor?
Bilindiği gibi Alman ekonomisi cari denge fazlası, tasarruf fazlası ve çok küçük bütçe açığı olmasına rağmen ihracatına dış talebin durması sonucu erkenden resesyona girmişti. AB içinde tüm ülkeler durgunluğa karşı kamu harcaması desteği yapmayı tercih ederken ve bütçe açığı ve borcu yükseltirken de, Almanya agresif devlet harcaması yapma eğilimi göstermemiş ve özellikle Sarkozy ve Merkel arasında görüş ayrılığı gerçekleşmişti.
Geçtiğimiz günlerde Alman Maliye Bakanı Peer Steinbrück Wall Street Journal'e bir yazı yazdı ve Almanya'nın stratejisini açıklığa kavuşturmaya çalıştı. Aşağıdaki özet, Alman Maliye Bakanı'nın söylediklerini Türkiye açısından değerlendirmeye çalışacak.
Steinbrück bu krizden öğrenmemiz gerekenin, özel finans sistemi ile devlet arasında yeni bir denge anlayışı tesisi edilmesine gereksinme olduğunu görmek diyor. Ona göre ne piyasalara tam itimat mümkün ne de devletin her şeyi yapabileceğine inanmak.
Bu nedenle de 15 Kasım'da Dünya Finans Zirvesi'nde IMF ve Financial Stability Forum adlı organizasyon çerçevesinde alınan yeni regülasyon yaklaşımı kararlarını G7 ülkelerinin tamamının desteklediğini vurguluyor. Ancak bu arada G7 ülkelerinin dünya üretiminde payının da giderek azaldığını söylüyor ve bugüne kadar sesi yükselmeyen birçok ülkenin de artık sesinin dinlenmesi gerektiği kanısında. Bunlar kabaca 10 yıl kadar sonra dünya üretiminin çoğunluğunu yapacak olan Çin, Hindistan, G.Kore, Körfez ülkeleri, Rusya, Brezilya ve bazı küçük Avrupa ülkeleri!
Steinbrück geleceğe böylece atıf yaptıktan sonra, bugünkü reel ekonomik çöküş konusuna giriyor. Almanya dahil olmak üzere büyük ihracatçı ülkelerin talep daralması nedeni ile bu krizden en çok reel zarar gören ülkeler olduğunu belirten Steinbrück, Almanya'nın krize karşı neler yapmayı planladığı ve yaptığını vurguluyor.
Ona göre Alman ekonomisi 'otomatik stabilizatör' denen yaklaşımlara emanet ediliyor. Bunlar işsizlik sigortası ödemeleri gibi otomatik olarak devreye giren devlet harcamaları veya kanun gerekmeden kendi kendine azalan veya artan vergiler olmakta. Bu tür otomatik stabilizatörler Almanya'da ABD ekonomisinden çok daha büyük oranda etken. Ekim ayında hükümet 14 milyar euro değerinde ve sosyal sigorta katkılarını stabilize edecek ve işsizlik sigortasına katkıları azaltacak, çocuklar için ek ödemeleri ve işsizlik ödemelerini ise artıracak, hedefe yönelik harcama planlarını kanunlaştırmış, konut yardımını yükseltmiş ve sağlık sigortası harcamalarına desteği de artırmış. Ayrıca kasım ayının 5'inde Alman hükümeti istihdamı korumak için de iki paket düzenlemiş. İki paket bir arada 31 milyar euro veya Almanya'nın GSYİH oranı olarak yüzde 1.25 (2009 ve 2010 yıllarına bölünecek) kadarı tutarında.
Steinbrück daha makro paketlerin, yani mikro hedeflere dönük olmayan genel harcamaların sanıldığı kadar işe yaramadığını, yavaş etki yaptığını ve sadece devlet borcunu arttırdığını şiddetle söylüyor. Dolayısıyla aşırı boyutta ve hedefe dönük, yani mikro olmayan harcama programlarına (ABD gibi davranmayacağız demek) girmeyeceklerini açık ve seçik ifade ediyor. Bu tür mikro hedefe dönük olmayan harcamaların, birkaç yıl sonra da ülkenin orta sınıfına daha yüksek vergi borcu yükleyerek büyük hasar verdiğini savunuyor.
Steinbrück devletlerin finans krizlerini önlemek ve reel üretim ve istihdamın daralmasını engellemek şeklinde görevleri olduğuna inandıklarını ama bunu mikro ve hedefe dönük yaklaşımlarla yapacaklarını belirtiyor.
Türkiye açısından bunun anlamı Almanya'dan ABD ve İngiltere gibi büyük harcama paketleri beklenmemesi gerektiği. Veya başka bir deyişle Almanya'nın toparlanmasının biraz daha uzun zaman alacağını, ama sonunda büyük borç yaratmadan ekonomiyi toparlamaya çalıştıkları. Bu şartlarda Almanya toparlanması 2009 ortasından 2009 sonuna doğru kayar diye düşünmek daha doğru olur.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.