Geçtiğimiz günlerde 'Çin de sallanıyor artık!' konulu bir yazı üreterek durgunlaşan Çin'in verilerini aktardım. Bu yazıya internetten gelen okuyucu mesajları ilginçti. Bir çoğu 'Yahu biz burada sürünüyoruz, sen Çin'in dertlerini anlatıyorsun!' gibi 'kör' değerlendirmeler yapmakta idiler. Bu hakikaten çok ilginç bir yaklaşım.
Ülkemizde birçok insan kendisinin, yakın çevresinin, ailesinin, işinin, köyünün, kazasının hudutlarından dışarıda hiçbir şey ile ilgilenmiyor. Eğer devlet eliyle bir şeyler yapılacaksa da, salt kendisi için yapılmasını talep ediyor. Bilgi ile de pek alakası yok, dünya olguları, global gelişmeler de onu ilgilendirmiyor! Kafayı gömmüş! Peki bu sağlıklı bir yaklaşım mı? Bu doğru bir bakış açısı mı?
Çin gelişen ülkelerin en hızlı gelişeni. Mesela Çin hammadde ve ara malı ithal edeceği zaman yükün bir kısmını Türk gemileri taşıyor. Çin ürün ürettiği zaman da gene Türk lojistik ve deniz nakliye firmaları bundan ekmek yiyor. Çin yavaşladı mı biz de ziyan ediyoruz. Çin ekonomisi ile bazı ürünlerde rekabet ediyoruz, ama bazı ürünlerde de işbirliğimiz var. Petrol fiyatlarının Çin hızla büyürken artması değil midir, bizi enerji kölesi yapan, dış ticaret açığımıza, cari açığımıza delikler açan? Şimdi enerji fiyatları düşüyorsa bunu bir ölçüde sağlayan da Çin'in yavaşlaması değil midir? Bir ülkenin iş insanı Çin'de olanları neden merak etmesin ve ekonomi yazarı bunu yazmasın?
Çin'de olanları yazmayacak da, Pelin Batu Hatun-Hacı Ahmet Hakan aşkını mı yazacaktık?
Kaldı ki, Çin ekonomisi son dönemde Asya ve Güney Asya'nın motoru, Japonya'sından Güney Kore'sine, Endonezya'sından Pakistan'ına kadar Çin ekonomisine çeşitli ölçülerde bağımlı, biz de saydığımız tüm bu ülkelere dış ticaret nedeni ile bağımlıyız. Bugünün dünyasında kendini 'Okyanusta ada' sanmak kadar büyük bir yanılgı olmaz!
Kafanızı kaldırın bakın!
Krizi biz çıkarmadık. Ama kriz başlarken ülke içinde bol bol kavga çıkardık. Bu da ekonomiyi baltaladı. Üstüne de global kriz gündeme gelecek. Krizde güçlü yanlarımız ve zayıflıklarımız gündeme gelir.
Vatandaşa sorarsanız bizim paramız en riskli para. Vatandaş sorsanız bu krizde bu krizde en çok hırpalanan para bizim paramız. Dün televizyonda Parlamento'daki bütçe tartışmalarını izliyordum. Birçok milletvekili de paramızın değer kaybını gündeme getirdi. Ama gerçekler ne?
Son dönemde değer kaybı büyüklüğü sırası ile, Ukrayna, Brezilya, İzlanda, Avustralya, Güney Afrika, Güney Kore, Meksika ve Macaristan paraları bizim paramızdan fazla değer kaybına uğradılar. Türk parası ise 1 Ağustos-15 Aralık arasında yüzde 40 kadar değer kaybetti. Ancak yukarıdaki paralar, sıra ile yüzde 70 değer kaybeden Ukrayna parasından, yüzde 40 üstü değer kaybeden Macaristan parasına kadar (ki IMF yardımı aldılar) bizim paramızdan daha çok değer kaybettiler.
Ama vatandaşa sorarsanız, biz en çok değer kaybeden paraya sahibiz!
Kafayı kaldırıp, cici ülkemizin sığ tartışmalarına katılmak yerine, size vizyon sunan, bilgi kazandıran çabaları horlamayın lütfen!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.