AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-02-16
Barack Obama'nın yemin töreni öncesi ve sonrasında televizyondan yayınları izlerken birden farkına vardım. Yeni Başkan bir yayında basketbol oynarken gösteriliyordu ve sol eli ile üçlük atmakta idi. Yani Obama sporda bir solaktı! Sonra törende imza atarken de, birçok solak gibi, elini bedenine doğru döndürüp imza attığı ortaya çıktı. Yani sadece sporda değil, tümüyle, gerçek bir solaktı! Değerli bir dostum var, solak. Her ABD seyahatından bir sürü kitapla gelen bu arkadaşım, son seyahatında solaklık üzerine kitaplar toplamıştı. Yeni aldığı 2007 baskısı 'A Left Handed History of the World' adlı ve Ed Wright tarafından yazılmış kitabı karıştırırken farkına vardım ki, eğer solaklar olmasa imiş dünya çok farklı bir yer olurmuş: Ramses, Büyük İskender, J.Caesar, J.D'Arc, Leonardo, Michelangelo, Raphael, Newton, Napoleon, Beethoven, Queen Victoria, Lewis Carrol, Mark Twain, F.Nietzsche, Henry Ford, Madam Curie, M.Gandhi, Charlie Chaplin, A.Turing, Jimi Hendrix, Paul Mc Cartney, Bill Gates, tenisçi Navratilova ve Mc Enroe gibileri solakların kısa bir listesi, daha yüzlercesi var. Genelde ortalama olarak bir toplumun yüzde 5-10 kadarı solak olmakta. Ancak dünyayı değiştirenlerin arasında nerede ise yüzde 15 kadar solak varmış meğer.
ABD'de yazılmış olan ve solakların biyografik özelliklerini derlemiş bu kitabın son bölümünde ise ABD Başkanlığı ile solaklık arasındaki ilişkiyi vurgulayan ilginç bir bölüm de vardı. ABD'de bugüne kadar, Obama öncesinde tam yedi tane solak Başkan görev yapmış; Obama sekizinci. Son seçimde bir solağın iş başına gelmesi kaderin oyunu imiş, çünkü seçimi kaybeden J.McCain de solakmış. Bu ana kadar seçilen 44 ABD Başkanı'ndan sekizi solak, yani yüzde on solaktan oluşan ABD nüfusunda yüzde 18 kadar solak Başkan var. Bu da solakların başarı kovalayan kimseler olduğunun empirik bir gözlemi. Nixon dahil son sekiz ABD Başkanı'ndan ise yarıdan fazlası, G.Ford (Nixon skandalında atanmıştı), R.Reagan (iki defa kazanmıştı), George Bush (baba), Bill Clinton (iki defa seçildi) ve Obama solaklar. Ford sonrası seçilen Carter ve Clinton sonrası iki defa seçilen 'küçük Bush' ise solak değiller. Şimdi sıkı durun. Bu son dönem solak ABD Başkanlarının nerede ise hepsinin ortak özelliği son derece zor aile geçmişi ve çocukluktan geliyor olmaları ve büyük çapta öz veya üvey babalarından baskı görmüş, hatta dayak yemiş olmaları ve birçoğunun ailesinde ciddi alkolizm olması. Birçoğu da Yale Üniversitesi'nde okumuş! İlginç bir şekilde solakların yönettiği dönemde de 'sol politika' zayıflamış.
G.Ford'un annesi bir küçük esnaf olan babası ile evlenmiş, ama Gerald'in doğumundan 16 gün sonra, anne sürekli dayak yediğinden ve baba elinde bıçak anneyi ve Gerald'ı öldürmekle tehdit ettiğinden aile bozulmuş ve baba evden gitmiş. Annesi sonuçta büyükanne ve büyük babanın yanına taşınmış ve ikinci bir evlilik yapmış. Ford müthiş bir sporcu olmuş, University of Michigan'da futbol bursu ile okumuş, ama profesyonel futbol oynaması tekliflerini reddederek, Yale'de okumuş, siyasete girmiş.
Ronald Reagan fakir bir geçmişten gelmekteydi, bir taşra delikanlısı idi, babası ise bir ayakkabı satıcısıydı. Aile büyük fakirlik çekmişti ve baba sık sık işsiz kalmıştı, ailede alkolizm sonucu dayak sık sık olurmuş. Reagan önce beysbolda spor muhabirliği ve spikerlik yaparak, sonra sinemaya geçerek, oradan sinema sanatçılarının sendika başkanlığına atlayarak, oradan da siyasete geçmiş. İlk başta Demokrat Parti sempatizanı iken sonra Cumhuriyetçi ve liberal olmuş. Küçük bir üniversiteye gitmiş ama ekonomi okumuş.
George 'Baba' Bush doğu kökenli zengin bir aileden gelmekte ve hem anne hem de babası zengin aile çocukları. Ancak bu tür varlıklı geçmişe ve ailenin yüksek servetine rağmen onun babası Prescott Bush ciddi bir alkolikmiş ve çocukları da kötek ile disiplin etmeye bayılırmış. Baba Bush Yale Üniversitesi'ne devam etmiş. O da Ford gibi çok iyi bir sporcu imiş. Üniversite takımının kaptanı olarak görev yapmış. Mezuniyetten sonra bir petrol şirketi kurmuş, aileden bağımsız olarak dolar milyoneri düzeyine gelmiş. Sonra siyasete girmiş ve Birleşmiş Milletler Büyükelçiliği ve CIA Başkanlığı yapmış.
Bill Clinton burada adı geçen tüm solak Başkanlar arasında gençliği en zor geçeni. Bir satış elemanı olan babası 25 yaşına geldiğinde dört defa evlilik geçirmiş biri imiş. Clinton doğmadan üç ay evvel baba bir araba kazasında ölmüş. Clinton dört yaşında iken annesi bir kere daha bir satıcı ile evlenmiş. Üvey baba aşırı doz alkolik ve dayakçı imiş, en çok dayak da anneye atılırmış. Eğitimi çıkış yolu olarak seçen Clinton çok iyi bir rugby oyuncusu imiş, Georgetown Üniversitesi'nde bursla okumuş, sonra da Ford ve Bush gibi Yale Üniversitesi'nden mezun olmuş. Monica Lewinsky skandalına değinmiyoruz.
Obama'nın biyografisi delik deşik edildi ve daha da edilecek. Bu nedenle ona dair şeyler karalamıyoruz. Onun zaten zenci olmak nedeniyle ve dünyanın çok farklı yerlerinde büyüme nedeniyle hayata çok zor bir başlangıç yaptığını da biliyoruz. 11 yıl ABD'nin güneyinde Atlanta'da zenci olmanın tüm sorunlarını açık seçik görmüş biri olarak onları anlıyorum. Ama solak olmanın sorunlarını daha yakından izlemek istiyorsanız, solakların hayatta neden hep kendilerini ispat etmek zorunda kaldıklarını da daha yakından görmek istiyorsanız, David Wolman tarafından 2005 yılında yazılmış 'A Left Hand Turn Around the World' adlı kitaba da müracaat edebilirsiniz!