AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-02-16

kategori2

Dünya hali ve bizim enflasyon!

Hayat iyice zorlaşıyor. Bu hafta IMF yöneticisi D.Strauss-Kahn, dünyanın reel büyümesinin bu yıl 0.5 civarında kalacağını deklare etti. Bu çok düşük bir sayı. Bu cuma günü ABD dördüncü çeyrek reel büyüme sayıları yayınlanacak. Bu sayı yıllığa çevrilmiş, çeyreklik artış. Eksi beş civarında bir ortalama tahmin var, ama eksi yedi bile olabilir. Bu piyasaları biraz sallayacak bir veri.

Zaten Avrupa Komisyonu 2009 için İngiltere'nin eksi 2.8, Almanya'nın eksi 2.3 ve Fransa'nın ise eksi 1.8 ve AB 16 Euro ülkesi için de eksi 1.6 reel büyüme tahmini açıkladı. Komisyon bütün geçmiş tahminleri sildi, negatife döndürdü. Çin 2008 son çeyrekte yüzde 6.8 büyüdü, 2008 bütünü için de yüzde 9, bu bir evvelki yılki yüzde 13 düzeyine göre çok büyük bir düşüş. Çin durunca Japonya, Singapur, Güney Kore gibileri de duracak. Singapur yüzde 5 daralma bekliyor. Güney Kore GSYİH'sı son çeyrekte yüzde 5.6 daraldı. Japonya 2008 için eksi yüzde iki daralmada. Daha birçok ülke saymak mümkün ve artık biliniyor ki her ülke diğerine bağlı ve kimse bu global krizin dışında kalamayacak.

Türkiye'de dördüncü çeyrek verileri negatif gelecek ama yılın bütünü küçük bir pozitif büyüme sergileyecek. Ancak bizim 2008 dördüncü çeyrek verilerimiz genelde nisan ayında yayınlanır. Bu arada biz de enflasyon ve bütçe açığı konuşmak zorunda kalacağız. IMF ile anlaşılacak ve döviz heyecanı çok azalacak, bu nedenle de Merkez Bankası enflasyonu gündeme getirdi.
Merkez Bankası enflasyonda baz senaryoyu oluştururken geçmişe göre daha iyimser gözüküyor.     
Merkez Bankası önümüzdeki dönemde çıktı açığı denen potansiyel üretim ile gerçekleşen üretim arasındaki farkın  daha önce tahmin edilenden daha yüksek olacağını düşünüyor. Bu talebin düşünülenden daha zayıf olacağı anlamına gelmekte ve enflasyonu aşağıya gitmesi beklentisi anlamına geliyor. Toplam talep koşullarındaki zayıflamanın artması, ihracat ile ithalatın arasındaki fark demek olan net ihracatın talebe dolayısı ile büyümeye olan katkısının aşağı doğru revize edilmesi beklentisini getirmiş. Bu da enflasyonun aşağıya gitmesine etki edecek bir faktör. Dış talebe dönülürse de Merkez Bankası bir önceki rapora kıyasla  küresel sorunların daha uzun süreli olmasını bekler hale gelmiş ve dolayısı ile enflasyon risklerini iyice düşük görmekte. Merkez Bankası devam etmekte olan parasal gevşemeye yani peş peşe faiz indirimlerine rağmen, piyasada gözlemlenen finansal sıkılığın daha önce öngörülenden daha fazla olacağı tahmin ediliyor. Zayıf iç ve dış talep koşulları nedeniyle, kurdan enflasyona geçişkenliğin derecesinin de önümüzdeki dönemde artmayacağını düşünüyor. En önemlisi de Merkez Bankası petrol fiyatı tahmini ortalama 80 dolardan 55 dolara değiştirmiş bulunuyor. Gıda enflasyonu konusunda ise Merkez Bankası tahminini değiştirmeyerek 2009 için %7,5, sonraki dönem için ise %6 seviyesinde koruyor.

Bütün bu veriler ışığında, 2009 yılının ilk aylarında faiz indirimlerinin yavaşlayarak sürdüğü varsayımı altında, enflasyonun %70 olasılıkla 2009 yılı sonunda %5,4-% 8,2 aralığında (orta nokta  % 6,8), 2010 yılı sonunda ise % 4 ila %7,6  aralığında (orta nokta %5,8) gerçekleşeceği öngörülüyor,  2011 için enflasyon tahmini ise %5,2. Merkez Bankası önceden bu krizde, çıktı açığının %4'e kadar yükseleceğini tahmin ederken, son gelen verilerden sonra açığın %6'nın hafif üzerine çıkacağını öngörmüştür. Bunun da ötesinde, açığın daha makul olarak kabul edilebilecek %2 seviyelerine geri gelmesi, önceki projeksiyonlarında 2009 sonunda gerçekleşirken, yeni tahminlerinde 2010 sonunu bulmaktadır.

Diğer taraftan Merkez Bankası bu raporunda da, para politikası yaklaşımının  baz senaryoya göre farklılaşmasına yol açabilecek olası gelişmelere dikkat çekiyor. Üretilen diğer iyimser adı verilebilecek senaryoya  göre, dünya ekonomisinin, alınan önlemler sonucunda baz senaryoya kıyasla daha erken ve hızlı toparlanacağı ve 2009 yılının ikinci yarısından itibaren canlanmaya başlayacağı düşünülüyor. Bu şartlar altında gıda, emtia ve enerji fiyatlarının baz senaryoya göre daha yüksek olacağı varsayılmakta ve Türkiye'de de ekonominin daha erken canlanacağı düşünülmekte. Burada, 2009 ve 2010 sonu enflasyon tahminleri ise % 7.6 ve % 6.6 yükseltiliyor. Bu durumda da 2009  yılının son aylarında faizlerde ölçülü artışlar yapılması ortaya çıkmaktadır. Bu beklenti gerçekleşirse de mevcut para politikasının gevşek kalacağı gidişat normale döndüğünde reel faizlerin yükseltilmesi gerekeceğine de dikkat çekilmektedir.

İkinci ve kötümser denen senaryoda ise küresel krizin 2009 yılının ilk yarısında daha da derinleşeceği ve dünya ekonomisinin ancak 2010 yılının ikinci yarısından itibaren toparlanmaya başlayacağı varsayılmaktadır. Buna bağlı olarak, emtia, gıda ve enerji fiyatlarının, baz senaryoya göre daha da düşmesi sonucu enflasyon tahminleri daha düşük bir düzeyde  oluşmakta. 2009 ve 2010 sonu enflasyon tahminleri bu durumda  % 6.0 ve %4.6 olmakta. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda ise faiz indirimlerinin aşırı dozda olmasa da 2009 yılı boyunca devam edeceği söylenmektedir.