AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-16
* Oğlum benim için hayli zorlu geçen bir ayı nihayet arkada bırakıp sonunda kavuşuyorum Ankara'ma. Rana'ya söyle bir daha bir aylığına filan yurtdışına gitmesin. Çünkü seni merak edip yanına gelmek zorunda hissediyorum kendimi.
* Baba beni merak etmene hiç gerek yok. Hem ben Rana'ya yalvardım, bir daha gitme diye. Giderse bile bunu senden gizli tutacağımızı söyledi de içim rahatladı. Bu arada benim viskilerime dadanmışsın. Hani Jameson'lara dokunmayacak sadece JB içecektin?
* Geri zekalı evladım, senin neyine Jameson filan içmek. Hem bilmiyor musun; JB evli erkek viskisi olarak tanınır. Rengi açık olduğundan kocalar evde karılarına çok viski içerken yakalandıklarında, 'İçine fazla buz koydum, viskisi az' diye yalan söyleme imkanını yakalarlar. O nedenle bu evli erkek viskisidir, bilmem anlatabiliyor muyum?.. Senin özellikle rengi açık viskiyi içmen gerekiyor. Çünkü Rana kızdığı takdirde olabilecekleri hatırlatmama gerek yok herhalde.
* Baba, arada bir kavgalarımız ne kadar güzeldi değil mi? Tamam, kabul ediyorum, benim sana gazete fırlatmam hoş bir davranış olmadı ama sen de o yazarı sevdiğini söylemeyecektin.
* Oğlum, bana karşı olan sinirinin kıskançlıktan kaynaklandığına karar verdim.
* Hangi yönünü kıskanacağım?
* Dikkat ediyor musun; gittiğimiz her mekanda birtakım kızlar yanıma gelip beni öpüyor filan ama senin yanına gelen olmuyor. Sinirin de bundan kaynaklanıyor olmalı...
* Baba, yoksa bütün bunlar sen zararsız olduğun için yaşanıyor olmasın?
* Yani sen tehlikeli olduğun için mi yanına gelmiyorlar, öyle mi? Senin her yerin tehlike olsa kaç yazar!
* Bak bunda da haklısın işte, denilecek fazla bir şey yok. Buna ayrıca senin bana genelde söylediğin bir laf ile de cevap verebilirdim ve s....e kadar konuş s....e kadar konuşma da diyebilirdim.
* Bir çocuk babasıyla bu şekilde konuşur mu?
* Bir baba oğluyla öyle konuşur mu peki? Ayrıca bir ara anama da sövdün, bu da pek hoş olmadı diye düşünüyorum.
* Ne yani bunca yıldan sonra terbiyeli filan mı olmaya başladın?
* Hayır baba merak etme, hiç olur mu öyle şey? Ben senden gördüğüm terbiyeyi adabı, oğluma da aktarmaya kararlıyım. Bunu Rana'ya söylediğimde onun asabı bozuluyor nedense.
* Oğlum ben akşamları nikotin çikleti çiğnemeye başladım. Rakıyı yudumladığımda rakı çikletin içinden geçiyor, çok güzel oluyor.
* Çok sevindim bu kararına baba. Gün içinde 10 kez pipo doldurup içtikten sonra gece vakti ilave olarak nikotin çikleti de çiğnenmesi son derece makul bir karar. Bu aile geleneklerimize çok uygun.
* Evet oğlum, deden şimdi görseydi benimle çok övünürdü.
* Dedem tımarhaneye kapatıldığı yıllarda çiklet çiğniyor muydu baba?
* Hayır o çiklet çiğneyenlerden nefret ederdi. Hatta bir keresinde sadece çiklet çiğniyor diye bir adamın kafasına baltayla vurmaya çalışmıştı..
* Sonra polise mi yakalandı, ne oldu?
* 'Delidir, sorumluluğu yoktur' belgesi taşıyordu, bir şey yapamadılar.
* Keşke sana da aynı belgeden çıkartsak baba. Çok rahat hareket ederdin... Belgeyi sana hiç sorun çıkartmadan vereceklerine eminim.
* S....e kadar versinler s....e kadar vermesinler.
* Çok güzel konuştun. Sağol bu derin felsefe için. Ayrıca keşke dedem Rana ile tanışabilmiş olsaydı...
* Neden iyi olacakmış ki?..
* Biliyorsun Rana da sürekli çiklet çiğniyor da...
Ne yapayım; ister sevin, isterseniz sevmeyin. Bizim ailede bu şekilde davranırız. İster sevin isterseniz sevmeyin dedim ya; buna da şükür edin. Çünkü babamın alışık olduğu şekilde de ifade edebilirdim bunu... Şaka bir yana onu şimdiden özledim bile...
Akif Beki nöbeti sürüyor
Radikal'in yeni yazarının ikinci yazıyı yazması beni çok şaşırttı. Bir de mizah yapması bu ayıbını daha çok katlıyor. Bu gazete, radikallikle hiçbir alakası olmayan Akif Beki'ye neden hala köşe veriyor, çok merak ediyorum. Beki, belki de gerçekten radikaldir ama hangi konuda olduğunu anlamak gerekiyor
Radikal'in varoluşsal sorunları bulunan yeni yazarı Akif Beki beni çok şaşırtan bir şey yaptı. Ve önceki gün bir yazı daha yayınladı. Onun bu kadar uzun soluklu yazarlık serüveni olacağını tahmin etmiyordum. En fazla iki adet yazıp emekliliğini ister diye düşünüyor ve umut ediyordum ama ne yazık ki o ısrarla yazmayı sürdürüyor.
Sadece yazı yazmakla kalmıyor, bu büyük ayıbını daha çok katlayacak bir şey de yapmış son yazısında, mizah yazarlığına soyunmuş...
Zahid Akman okey oynuyormuş. bu konuda mizahi bir yaklaşım getirmiş. Şimdi ben ne yapmalıyım bu durumda bilmiyorum.
Bu dünyada en nefret ettiğim ikinci kişi hakkında yazılan kötü bir mizah yazısını görmezlikten mi gelmeliyim yani? Bunu yapabilmem mümkün mü?
Medya dünyasında karşılaştırma yapıldığında Akif Beki'nin kendisinden daha iyi yazdığını söyleyebileceğimiz sadece bir yazar var, o da nedense AKŞAM gazetesinde yazıyor maalesef. Bu şapşal çocuk geçenlerde sokakta yürürken paçanıza fışkırıveren çamurlu su gibi bulaşıvermiş bana. Okuyanlar söyledi.
Bir kadın okurum onu minik bir çamur lekesine benzetmiş. Aptal cesareti mi desem ne desem bilmiyorum ama evet; Akif Beki onunla karşılaştırıldığında çok daha iyi bir yazar fakat tabii ki bu da anlamsız bir değerlendirme oluyor.
Çok çok üzücü bir durumda Akif.
Riskler filan da alıyor Akif Beki yani cesur da... Örneğin; ben bir insan viski içiyor diye onu kınayan bir yazı yazsam, bunun aslında bir mizah yazısı olduğu daha ilk satırdan belli olur değil mi? Ama Akif Beki, okey oynuyor diye Zahid Akman'ı sözde kınayan bir yazıyı mizah niyetine yazarsa bunun gerçek hisleri olduğunu sanmamız da normal değil mi?
Çünkü o ve eskiden sözcülüğünü yaptığı yetkili, öyle abuk şeylere kızarlardı ve öfkelenirlerdi ki; onlardan her türlü absürd davranışı da beklemek artık bizim hakkımız olmuş durumda.
Radikal gazetesi neden tuhaf davranışlar sergilemeyi sürdürüyor ve radikallikle uzaktan yakından ilişkisi olmayan insanları durmadan yazar filan yapıp yazılarını yayınlıyor acaba? Neden böyle bir ihtiyaç var ki? Belki de Akif Beki gerçekten de bir radikaldir ama bu sefer de onun neyin radikali olduğunu anlamamız gerekiyor.