AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-02-16
Zamanımızın yayın yönetmenleri, yaşam tarzlarındaki hız ve yeni trendleri bulmalarına göre değerlendiriliyor.
Monocle dergisinin yayın yönetmeni son zamanların en başarılı yayın yönetmenlerinden bir tanesi.
Hafta içinde en az üç farklı ülkede yaşıyor, sürekli hareket halinde ve kendi yaşam biçimine uygun bir dergi de yarattı. Monocle dergisinin içeriği de hızlı ve dinamik. Yaşım bu tür hız ve trend avcılığına pek uygun olmadığı halde, beyinde hızlı ve trendy olduğumdan benim de Tyler Brule'yi ve dergisini çok sevmem gerekirken bunu yapamamamın nedeni üzerinde düşündüm.
Ve sonunda gördüm ki benim ruhumda fena halde New Yorker dergisinin ve onun efsanevi editörü William Shawn'ın izleri var.
Ben onların ağırlığını kalbimden pek atamıyorum. Derginin ve editörünün yaşam hikayesini defalarca okudum. Ona her defasında hayranlığım ve özentim artıyor. İşte galiba bu nedenle beynimde hızlı ve trendy olmaya çalışmama rağmen bir türlü hızlı editörün çıkardığı Monocle dergisini sevmeyi başaramadım.
Bugün efsanevi editörün yaşam biçiminden kesitler sunacağım.
Nedeni asansör
WIllIam Shawn'ın işe gelirken her gün taşıdığı çantasının içinde bir adet balta bulunduğu bilinirdi. Klostrofobisi olduğundan ve asansörlerden de korktuğundan asansör bozulursa bu baltayı kullanarak kaçacağını planlıyordu.
Dergi binası içinde fazla gürültü yapılmasını istemezdi. Bu yüzden herkes birbiriyle fısıldayarak konuşurdu.
Shawn ise personele notlarını 70 yaşında olsalar bile 'Boy' diye çağrılan mesajcılarla ulaştırdığı küçük not kağıtları aracılığıyla iletirdi.
William Shawn mumyalanmış gibiydi
Tyler Brule ne kadar hızlı ve trendyse, William Shawn da bir o kadar yavaş ve geleneklere bağlı, trendler dışıydı. O, neredeyse mumyalanmış gibi yaşıyordu. Tüm yaşamını iyi yazarlara ve onların ürünlerine adamıştı. İyi yazarlara adeta tapardı.
Haddinden fazla titiz olduğundan sırf yazarın ismine saygı duyduğu için bazı yazıları satın alırdı. Yazı içine pek sinmese de yazara saygısı nedeniyle yazıya da dokunmadığından düzeltemezdi ve satın almış olmasına rağmen yazıyı hiçbir zaman yayınlamazdı.
Ve Mehta, Shawn hakkında yazmış olduğu biyografinin alt başlığını 'Hissedilmeyen editörlüğün sanatı' diye atmıştı.
Editör vardı, bütün yazıları dikkatle okurdu. Bazen tek kelimesine dokunmasa bile onun varlığı hep nihai metinde kendisini hissettirirdi. Bazen tek bir virgülle oynayarak yapardı bunu ve bu süreç kaplumbağa yürüyüşünden bile yavaş gerçekleşirdi. Bir yazının yayına hazırlanması haftalarca sürebilirdi. Tahmin ediyorum ki hızlı Tyler Brule bir yazı üzerinde haftalar geçirmek zorunda kalsaydı büyük ihtimalle yavaşlık onu depresyona sokabilirdi.
Yazar Tom Wolfe, 'Tiny Mummies' (Küçük Mumyalar) adını verdiği ünlü makalesinde Shawn'ın New Yorker'ında süreçlerin nasıl çalıştığını alaya aldı. Onlara 'Küçük mumyalar' adını taktı ve yıllar sonra hala hatırlanıyor bu ad.
New Yorker'ın Monocle olması girişimi
Anlayacağınız gibi Shawn bütün hastalıkları ile birlikte kendi içinde tutarlı olan imparatorluk kurmuştu.
Bu imparatorluğun kendisine özgün kuralları vardı. Yazarların bir bölümü patronlarının Shawn olduğunu sanıyordu. Bir tür masal dünyasıydı bu ve modern koşullarda olamayacak bir şeydi.
Sonunda patron S.I. Newhouse 'Bunlara gerçek patronun kim olduğunu göstermek gerekiyor' diye elini masaya vurdu. Parasal konularda muhasebe bürosu hiç yokmuş gibi davranan Shawn artık taşınamayacak bir yüktü. Bir efsaneden kurtulmak sadece 'Seni kovdum' demekle olamıyor tabii ki. Kovma, işin kolay tarafıydı ve bu yapıldı ama William Shawn her gün derginin hemen bitişiğindeki Algonquin Oteli'ne gelir, restorana oturur ve kendisine yazı getirmeyi sürdüren yazarların yazılarını edit ederdi.
Bu yazarların başka bir insanı editör olarak kabul edebilmeleri mümkün değildi. Adama hayran olmam, yazarda yarattığı bu saygıdan kaynaklanıyor.
Bu sürerken dergiye yayın yönetmeni olarak bir süre sonra Tina Brown atandı.
Her bakımdan bir klasik olan ve klasik çağda yaşamını sürdüren dergi bir anda post-modern çağa geçmişti. Dergi Monocle'laşmaya başlamıştı. Tina Brown hızlı, trendy ve seksiydi. Brown, dergide fotoğraf kullandırmayan Shawn'ın koltuğuna oturur oturmaz fotoğrafı dergiye soktu. Seksi modellerin göründüğü ilanlar da aldı dergiye. Dizilerde başrol oynayan artistlere dergiyi edit ettirmek gibi post-modern işler yaptı.
Para kazanılmış ve patronun arzusu gerçekleşmişti ama dergide eskiden var olan hava değişmeye başlamıştı.
Eski havayı birçok insan özlüyordu. Buna ben de dahildim. Sonuçta post-modern olma süreci devam ederse derginin yavaştan çökeceğine karar verildi ve bir orta yol bulundu.
Modern bazı rötuşlar sürdürülecekti ama New Yorker hiçbir zaman Monocle'laşmayacaktı. Klasik hissiyatı ve Shawn'ın efsanevi adının gölgesi daima yazılarda kalacaktı.
Uzun yazılmış sıkıcı konularda yaratıcı yazabilen yazarlara daima değer verilecekti.
İşte bu nedenle ben beyinde Tyler Brule gibi hızlı ve trendy olabilsem de gönlüm daima Bay Shawn'ın efsanesinden yana olacak.
Bu arada son not olarak derginin bu haliyle 1 milyondan fazla satış tirajına ulaştığını da söylemeliyim.
Morgun başındaki adam Shawn
William Shawn daha önce yardımcılığını yapmış olduğu editör Harold Ross'a tapardı. Eski editörün 'Kendisini gizlemekte olan bir dahi' olduğunu düşünürdü. Sadece bu yüzden Ross öldükten sonra onun makamına oturan Shawn, eski editörün odasını mumyalanmış gibi aynen tuttu.
New Yorker dergisi büyük satış patlamaları yaşadığı bir dönemde bile müzeye dönüşüyordu. Dergide 40 yıldır çalışıp da tek bir kelimesi bile dergide çıkmamış olan yazarlar vardı. Shawn onlara büyük bir sadakatla maaşlarını ödemeyi sürdürüyordu.
Shawn'ın New Yorker'da hiçbir şeyi radikal olarak değiştirmeme tavrı derginin geçmişine duyduğu saygıdan kaynaklanıyordu.
Son derece utangaçtı, klostrofobisi vardı ve insanlarla konuşmaya zorlanırdı. (Ona neden sempati duyduğumu daha fazla anlatmama gerek var mı?). Tüm hayatı dergi üzerine kurulmuştu. Sevgilisi bile derginin yazarlarından Lilian Ross'tu.
Derginin resmi olmayan barı olarak kullanılan 'Algonquin Oteli'nin barına ve otelin içindeki 'Round Table' restoranına bile birisi kendisini davet etmezse utancından gidemezdi.
Eski sevgilisi Lilian Ross, Shawn ile ilgili hatıralarını yayınladığı zaman editörün içinin nasıl burkulmuş olabileceğini tahmin ediyorum.